DERGİMİZDEN

İmzalar elden ele!

Gördüm ki yaşlısından gencine, farklı mesleklerde, farklı hayatları olan insanların yüreğinde hala umutlar tükenmemiş.

‘Üç kızım için de ayrı imza atmak isterim’

Biz Keçiörenli kadınlar olarak hep bir ağızdan bir kez daha haykırıyoruz: “Çocuk istismarını aklatmayacağız.”

Çocukların gözünden ‘hakları’

Müfredat gereği öğrencilerimden çocuk hakları ile ilgili düşüncelerini yazmalarını istedim. Türkiye’deki çocuk hak ihlalleri ile ilgili tabloyu onların gözünden aktarmak istiyorum:

Acı bir Türkiye tablosu: Kardeşini doğuran çocuklar

Büşra Sanay’ın oldukça başarılı bir gazetecilik çalışmasıyla Türkiye’de ensest gerçeğini tüm yönleriyle gözler önüne serdiği “Kardeşini Doğurmak” kitabına birkaç not...

Faşizme karşı direnişin mimoza çiçekleri

Kimisi partizan olan, kimisi şehir ve köylerde yaşamını sürdüren İtalyan kadınlar, savaş sona erene kadar fabrikalarda, ofislerde grevler örgütledi, faşist birlikleri engellemek için barikatlar kurdu.

Huzurum yoktu boşandım, hayat sana minnetarım!

‘Boşanma aşamasındayız. Nafaka gibi taleplerim olmamasına rağmen hala tacizlere maruz kalıyorum. Şimdi bu kararım için geç bile kaldığımı düşünüyorum. Çünkü hayat bir eş ve evlilikten ibaret değil.’

Nafaka nedir, ne değildir?

Nafaka gerçekten de adaletsiz bir uygulama mıdır? Kadınların elinden alınmak istenen nedir tam olarak? Gelin kafamızdaki sorulara yanıt arayalım...

Bir işçi kadının tüp bebek çilesi

Bir işçi kadının tüp bebek yapabilmek için sağlık sistemiyle, fabrika yönetimiyle, iş arkadaşlarıyla verdiği maddi ve manevi mücadelesi...

Akşamlar Çiğdem için daha karanlık!

Yaşadığı bir rahatsızlık nedeniyle gözlerini kaybeden Çiğdem’in yaşamı ve talepleri bunlar... Çiğdem’in karanlık dünyasına ışık olabilmek için yapabileceğimiz şeyler var.

Hakkımızı savunmazsak ömür boyu eziliriz

Markette çalışan bir işçi kadın, çalışma koşullarını ve hamileliğinde yaşadıklarını anlatıyor ve diyor ki: ‘Hakkımızı savunmazsak ömür boyu eziliriz’.

Umarım sesimi duyarsınız...

Çocuğunun ders kitaplarında yer alan anlatımlardan endişelenen bir anne sesini duyurmaya çalışıyor: ‘Tek başına çığlık atsam sesim duyulmaz. Çocuklarımız için birlikte bir şeyler yapalım.’

Kendim ve çocuklarım için huzurlu bir hayat istiyorum

Yıllardır süren şiddet cenderesinden uzun bir mücadelenin sonucunda kurtulabilen Nazlı tüm kadınlara sesleniyor: Asla pes etmeyin

YIRCALI KADINLAR: Birlikte direndik, birlikte üretiyoruz

Zeytin ağaçlarının kesilmesine karşı sergiledikleri direnişle dünyanın tanıdığı Yırcalı kadınlar, o günden bu güne zorlukları aşa aşa üretmenin ve kendi ayaklarının üzerinde durmanın sembolü oldular.

Çalınan hayatlar, uzak savaşlar, ‘dokunmayan’ yılanlar

Bize ‘dokunmayanı’ bize uzak sanıyoruz. Boko Haram gerçeği ve onun özelinde cihatçı örgütlerin kadınlara bakış açısını bu yüzden okumalıyız.

Ekmek ve Gül Nisan sayısı

Ekmek ve Gül’ün nisan sayısında 8 Mart’tan 1 Mayıs’a kapılar açan, aralarında kurdukları, hayatla kurdukları köprüden geçen kadınlar, heybelerinde neler taşıdıklarını anlatıyor.

O kapılar açıldı, bir daha kapanmayacak

Mahkûm edildiğimiz hayatın üstüne kapanan kapılara karşı, bizim de kapılarımız var. O kapılar, yaşamak istediğimiz hayata açılmanın kapıları... Birbirimize ulaşmanın kapıları...

Aynı ‘performansı’ 1 Mayıs’ta da bekliyoruz

Hükümet, patronlar, medya…8 Mart’ta hepsi eşitlikçi oldu. Gerçek olan emeği sömürülen, bedeni kuşatılan kadınların mücadeleyi sokaklara taşıdığı 8 Mart’tı. Şimdi aynı performansla 1 Mayıs’ta görüşelim

8 Mart’tan 1 Mayıs’a...

8 Mart’ta kadınların talebi; güvenceli iş, insanca yaşanacak ücret, ücretsiz kreş, çocuk istismarı ve kadın cinayetlerinde önlem alınmasıydı. 8 Mart’ta nasıl yan yana isek 1 Mayıs’ta da öyle olacağız

‘Evlenirsem çalışmam’ dedirten koşullar

Fabrikamız yedi yirmi dört çalışıyor. Vardiya her hafta değişiyor. Sosyal yaşantımız, uyku düzenimiz yok. Evden işe işten eve... Çocuğu olan için daha zor; Çocuğu sevmeye vakit kalmıyor...

Kadın işçiler olarak haklarımızı öğrenmeliyiz

Toplantıya katıldığım günden beri düşünüyorum. Ezilen büzülen, hor görülen bir işçiyim ben. Bu ülkede emekçiler, üretenler neden hep eziliyor?