DERGİMİZDEN
Köy yakmalardan kadın cinayetlerine toplumsal konuları da işleyen yazar içimizi, kimi zaman hüzünle kimi zaman acıyla kimi zaman da inceden bir sevinçle doldurmayı başarıyor.
‘Geçtiğimiz yıllarda da enflasyon miktarında defalarca zam yapıldı. O zaman enflasyon ücret artışları yüzünden artmadı. Şimdi ne değişti?’
‘İki çocuğa tek başıma bakmaya çalışan bir anne olarak aldığım maaşla birikim şöyle dursun ay sonunu zor görüyorum…’
‘Bu yüzden çoğu zaman o karanlık caddelerden geçerken ürpeririz. Biliriz ki bu karanlık birimizi yuttuysa diğerimizi de yutabilir.’
‘Önce evlerimiz yıkıldı, hayallerimiz yıkıldı, TYP'ye sığınıp çalıştık çocuklarımıza ekmek götürelim dedik, onu da aldılar elimizden.’
Biraz da aşk konuşalım. Bu dönem oldukça popüler olan 'Kimler Geldi, Kimler Geçti', modern zaman ilişkilerini anlatırken ilişkilere dair tartışmamız gereken birçok noktayı da ortaya koyuyor.
Boş buzdolabını, esnek ve güvencesiz çalışmayı, bütün haklardan yoksun yaşam sürdürmeyi bizlere reva gören iktidara karşı “Haklarımızdan tasarruf etmeyeceğiz” diyoruz!
Dert yumakları büyüdükçe dertleşmek de lazım. Ama bir o kadar da “süreçte” de olmak lazım.
Yani ‘kamu hizmetlerinden kısacağız’ diyorlar. Bize “Eğitimde, sağlıkta yaşadığınız sorunlar katlanarak artacak” diyorlar. Ama her şey beka için(!)
Sistemin çarklarının dönmesi için emeğini satmak zorunda kalanların mı yoksa en zenginler listesinde her sene rekora koşarken ısrarla vergi indirimi isteyenlerin mi daha çok vergi vermesi gerekir?
'Şimdiki çalışma saatleri kölelik sistemi zaten, günün yarısından çoğunu patronların keyfini gütmek için harcıyoruz. Kendimize ait bir hayatımız kalmadı.'
İşçi kadınlar tırmanan yoksulluğa, daralan kemere, çetinleşen koşullara rağmen hatırlatıyor: ‘Her şeyi işçiler üretiyor diyorsak bu üretimden gelen gücü kullanmak da bizim elimizde.’
‘Servislerimizi kaldırıyorlar ve cebimizdeki paraya göz dikiyorlar. Bugün belki işten atılma korkusu var ama yarın daha fazlası olabilir.’
‘Özellikle savunma ve enerji sektöründe, şirketlerin aldığı teşvikler veya silinen borçlar bile tüm işçilerin dilinde. Demek ki ‘bu yıl ara zam verilmeyecek’ söylemi, bir imkânsızlık değil tercih.’
Otobüs duraklarını kaplayan ilanların, “beğenilmediği” iddia edilen işlerin gerçek yüzü ne? Kadınlar anlatıyor…
‘Temmuz ayında zam yapılmazsa hepimizin ipini çekmiş olacaklar. Bizi düşünen yok. Biz daha yoksullaşıyoruz, zenginler daha çok zengin oluyor.’
‘En kötüsü de çalışmak için yaşıyoruz, başka bir hayatımız yok ve buna mecburuz. Çalışsak olmuyor ama çalışmasak da olmuyor. Hasta olmaya bile hakkımız yok.’
Bize cehennem hayatı yaşatıyorlar, kendileri de Bodrum’da, Marmaris'de yazlıklarında, villalarında viski yudumluyorlar.
Yoğun çalışma saatleri, meslek hastalıkları, uzaktan çalışma, düşük ücretler ve daha nicesi... Tüm bunları aşmak için çağrı merkezi çalışanı kadınlara güçlü bir sendika gerek!
Kadın işçilerle temmuzda asgari ücrete zam yapılmaması, tasarruf genelgesinin sonuçları, hükümetin OVP’si üzerine görüştük.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN










































