DERGİMİZDEN

Koltuk altı pedi

‘Ne oluyor arkadaşlar torbacı mıyız, bıkmadınız mı kanamalarınızı saklamaktan!’

Her gol barış için, her şut kadın dayanışması için

Kadınlar 103 korkmaz insan futbol turnuvasında... Barış ve eşitlik için sahaya çıktılar

Ekmek ve Gül Ekim 2018 sayısı

Bu sayımızda krizin yıkıcı ve hayati etkilerini bizzat yaşayanların deneyimlerini aktarıyoruz sayfalarımızda; yazı ve mektupların her biri, bozuk mekanizmanın bize faturası gözler önüne seriyor.

Bu bedeli biz ödemeyeceğiz!

Ve fakat iktidarın baskısıyla yarattığı her sessizlikten, kendi çürümesinin sesi yükselir oldu... Krizin bedelini krizi kim çıkardıysa o ödesin. Biz ödemiyoruz!

Mevzu bozuk psikoloji değil, bozuk çark

Kaybedecek sarayımız da yok, ejder suyumuz da. İster dış güç desinler, ister başka bir şey; Yoksulluk yüzünden intihar etmemek için, insanca yaşam için örgütlenmekten ve mücadeleden başka çaremiz yok!

Önce kitap, şimdi rahip... Sahi bu kriz niye çıktı?

1600 TL ile geçinemiyoruz, yüzümüz hiç gülmüyor. Bir arkadaşımız, “Asgari ücretlinin geçinebileceği tek yer Meclis lokantası” diye bir şey paylaşmış sosyal medyada. Ters orantı bu olsa gerek...

Aynı sınıftan olmayan aynı gemide olamaz!

Ben açık bir kadınım, yan masamda çarşaflı bir kadın arkadaşım çalışıyor. Birlikte yiyor, birlikte iş yapıyor, günün bir kısmını birlikte geçiriyoruz. Hiçbir konuda da ayrı düşmüyoruz. Neden sizce?

Bunlar mı psikolojik!

O kadar kâr ediyorlar ki biz bir yıl depoda yatsak, sade maaş alsak bunlara bir şey olmaz! Hükümet bunu sağlamalı, işçi atılması olmamalı.

Bir domatese baktım, bir pazarcının yüzüne...

Domates biber alıp konserve yapacağım güya. Domatesin kilosu olmuş 5 lira, o da en ucuzu! Domatese baktım, sonra pazarcının yüzüne...

Kriz kış hazırlığını da, aşureyi de vurdu

Aşure dağıtan tüm kadınların yüzünde hep aynı gülümseyiş var. Bazen birbirimize selam dahi veremeden geçtiğimiz yollardan, bu kez paylaşmayı yeniden hatırlatarak geçmek gülümsetiyor kadınları.

Depremi bekler gibi bekleyecek miyiz?

“Beni krizi bahane ederek işten attılar. Samimi olduğum dört kişiyi de çıkardılar. Sonradan duydum ki ustabaşı, ‘Önümüzde kötü günler var. Bunun gibi düzen bozucuları barındırmamız lazım’ demiş.”

Dışarıda fiyatlar el yakıyor, fabrikada patron ‘olmayan krizin’ acısını misliyle çıkarıyor

Bant bant geziyoruz. Hangi bantta sipariş yoğunsa bizi ‘Siz haftaya gece vardiyasına geliyorsunuz’ diye oraya gönderiyorlar. Soruyorlar mı ev ne olacak? Hayır!

Bir ucunu tutsak diğerini elimizden kaçırıyoruz

Üniversite öğrencisi kadınlar barınma sorunu yaşıyor, harçlıklar giderlere yetmezken bir de zamlarla fiyatlar arttıkça artıyor.

Patrona, zengine ‘kriz mriz yok’ tabii

Eve ekmek götüremeyen babanın, ocağına yemek koyamayan annenin evinde kriz var; çantasına defteri koyamayan çocuğun evinde kriz var; kriz bizim patronun evinde değil.

Zaten hayat zor, bir bu JES çıktı başımıza!

Köylerine yapılmak istenen JES’e karşı direnen Aydın Kızılcaköylü kadınlar ‘Her şeyden tasarruf ettik bir de sağlığımızdan tasarruf yapmayacağız’ diyor.

DÜNYA KADINLARI KRİZDE İŞTE BUNLARI YAŞADI: İşsizlik, açlık, fuhuş, göç...

Krizi yaratan koşullara ve kesimlere karşı mücadelenin en önemli öznesi olan kadınların ülke ülke mücadele deneyimleri...

Tamamı kadınlardan oluşan bir grev komitesi

Grev meydanında bir araya gelen binlerce işçinin bir grev komitesi kurması gerekiyordu. Tamamı kadınlardan oluşan 13 kişilik bir ‘Dokumacı Komitesi’ seçildi, 50 fabrikadaki 25 bin işçiyi temsilen.

10 EKİM KATLİAMININ ÖĞRETTİĞİ KADİM BİLGİ: Kurtuluş, sadece canının sağ olması değildir!

Kaybettiklerimizin hesabını sormak, biz geride kalanların boynunun borcudur artık. Ve o borcu ödemeden düşmek de, susmak da, küsmek de, gitmek de yok!

Nerede bu cehennem?

Kimse bir diğerinin hikâyesini dinlemek dahi istemiyor ama anlatmak da istiyor, durmadan konuşmak ve rahatlamak... Sanki anlatınca bitecek, kendine sığınacak bir yuva bulacak gibi... Bitmiyor...

Çocuklarımız birlikte büyüsün

Öğrenci Velileri Derneğinden Aysel Eyi, karma eğitimin adım adım nasıl tartışmaya açıldığını ve neden vazgeçilmez olduğunu anlatıyor. Velilere de çağrısı var: Susarsak sıra hepimiz çocuğuna gelecek.