DERGİMİZDEN
Her gün yükselen bu tarihi ve bu mücadeleyi daha ileriye taşımak istiyoruz sizlerle. Çünkü biz her neredeysek, hangi koşullardaysak mücadele de dayanışma da orada!
Kendiliğinden patlak veren eylemler salgın sonrası güçlenecek bir mücadele eğiliminin göstergesi. Dünyanın her yerinde takkesi düşen kapitalizme karşı kadınlar arasında sınıf mücadelesi mayalanıyor.
Kadınların ve çocukların ‘bir’ canı, ‘bir’ hayatı var. Bu hayatlar üzerinde at koşturmayı aklınızdan bile geçirmeyin!
İnfaz yasası sonrası tahliyelerin başlamasıyla kadına yönelik şiddet haberleri de bir bir duyulmaya başladı. ‘Kadına yönelik şiddet azaldı’ diyenler bir de Esenyalı Mahallesi’nden kadınları dinlesin.
Salgın sürecinde acil ihtiyaç sahibi ailelere erzak ulaştırmak isteyen Kocaeli Ekmek ve Gül Kadın Dayanışma Derneği bir kampanya başlattı: ‘Bir Kendin Bir de Kız Kardeşin İçin’
Salgın süreci işsizliği, şiddeti, yoksulluğu artırırken devletten bir gıdım destek göremiyoruz. Ama kadınların dayanışması tüm zorluklara karşı güç veriyor hepimize.
Hayatlarımızı tümden değiştiren pandemi, kimimiz için ailemizi bile daha yakından tanımamızı sağlıyor, dayanışma ruhunu güçlendiriyor...
Mecburuz çalışmaya, paran olsa evde de hayat olur. Ne pişireceğiz derdin olmaz. Ama bugünler de geçecek diyerek umudumu yitirmemeye çalışıyorum. Her karanlığın bir aydınlığı vardır.
Hürrem Sultan’ın “yiyip” uyuyakaldığı, Macar kraliçesi Elisabeth’in güzellik sırrı, Kölnlü girişimcilerin icadı, salgının baş düşmanı kolonyanın dedikodulu tarihine hoşgeldiniz!
‘Hepimizi açlık ve ölüm arasında bırakıyorlar. İnsanlar açlıktan korktuğu kadar ölümden korkmuyor. Ben de öyle, işsiz kalmaktansa ölüm riskini göze alıp gidiyorum işe, çünkü ihtiyacım var.’
Yurtiçi kargo işçisi bir kadın: “Bu kadar çalışmamıza rağmen patron evinde oturuyor, biz saatlerce bunca kötü koşullarda çalışmak zorunda kalıyoruz.”
Eskişehir Organize Sanayide metal işkolunda çalışan kadın işçiler, korona günlerinde artan masraflara da, işte ve evde daha fazla çalışmaya da öfkeli...
Bu süreçte biraz olsun sendikaların sesinin çıkmasını istiyorum. Benim en önemli talebim işçileri mağdur etmeden, çalışmayı yasaklasınlar. Üretim durmazsa bu hastalık bitmez.
‘Çalışmak zorunda bu kadın nasıl geçinecek, evde de kalamaz hiçbir güvencesi yok. Hükümet bağırıyor “dışarı çıkmayın” diye o zaman bu kadınlara bakacaksın doyuracaksın, yiyecek ekmek vermelisin.’
Koronavirüs sürecinde Bursa’daki işçi kadınların yoksullukla başı dertte. Ücretsiz izne çıkarılan kadınların bu yıl patronları Ramazan erzaklarının ödemesini dahi kesti.
Market işçisi Aslı korona günlerinde ‘Süt iznimi bile kullanamıyorum, 12 saat çalıştığımız oluyor” diyor ve ekliyor: ‘Karantina bitsin birlikte arayacağız hakkımızı’.
Unorthodox bir kadının dönüşüm ve direnç hikâyesini sorunların kaynağını işaret ederek anlatıyor ve bize bir şey soruyor: Daha ne kadar itaat etmeliyiz?
Şiddetsiz, güvenli bir yaşam, umutlarımızın yeşerdiği bir gelecek için... Haklarımız için... Yoksulluğun, açlığın, tarihe karışması için...
Ağır yoksulluk, savaş koşulları, kapitalist ülkelerin baskısının olduğu koşullarda dahi tarihe önemli bir deneyim bırakan Sovyet sisteminin salgınlarla ve hastalıklarla mücadelesinden örnekler…
Duyduklarımızın, izlediklerimizin çok daha kötüsü. İlk günden beri en önde olan sağlık emekçileri virüsün yanı sıra şiddetle, ekipman yetersizliğiyle ödenmeyen ücretlerle karşı karşıya kalıyorlar.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN










































