Kız okulları tartışmasından, okullara manevi danışman olarak din personellerinin atanmasından kız çocuğu olan Dersimli kadınlar rahatsız.

Rantçı yerel yönetimlerin kadınlara sunduğu kısıtlı imkanlar sanki “lütufmuş” gibi gösteriliyor. Kadınlardan da zaten hakları olana ulaşmak için “minnet” etmesi isteniyor.

Yaşamak için de kaygı duymayacağımız bir gelecek hayalimiz için de artık örgütlü olmaktan başka çaremiz yok. En çok da bugünlerde bunu en derinden hissediyorum…

‘Biz sağlık çalışanları, kendi sağlığımızın da dikkate alınmasını istiyoruz. Hakaretler duymak istemiyoruz. Güvenli bir işyerinde saygıyla çalışmak istiyoruz.’

Yaşadığı şehirde geçimini sağlayabilmek için genç kadınlar okurken çalışmak zorunda kalıyor. Taciz, mobbing, ucuz işçilik…

Biz de her gün amirlere sebillerin ne zaman değişeceğini sorduk. Yaklaşık 20 gün devam etti bu durum. Bir sabah işe gittiğimizde sebilleri kaldırmışlardı. Biz birlikte hareket ederek bunu başardık.

‘Kadınlar kendilerine bir çıkış yolu ararken grevle temas ediyorlar bir şekilde. Greve en küçük katkı bile onları bir adım öteye taşıyor.’

Kendini sevmek’ diye pazarlanmaya çalışılan şeyi ben sizin boynunuza süslü kırmızı bir harf olarak takayım…

Bir araya gelme ihtiyacı bir bıçak gibi teni geçince aşılır. Asıl zor olan, birlikte değiştirmeye, ancak örgütlü güç olunca değiştirebileceğine duyulan inanç bunca azalmışken bir araya gelmek.

Emek sömürüsünün dergah kıskacından kaçışın, yoksulluğun insanların vicdansızlığından değil büsbütün bir sistemin sonucu olduğunu fark ediş hikayesi Fatma'nın hikayesi...

Onca zaman içinde, ne kadın dayanışmasını, ne de emek ortaklaşmasını hiç terk etmemiştir Gülseren’i.

Malatya’da kayısı işçiliğinde çalışan mevsimlik tarım işçisi kadınlar: ‘Batıda çalıştığımızda Kürt olduğumuzu gizliyoruz. Bazen taktığımız bir yazmanın renginden bile sıkıntı çıkarıyorlar’

Manana herkes gittikten sonra ev halkına evden ayrılmak istediğini söyler. Aile için adeta kıyamet kopmuştur. Herkes “Neden?” diye sorar. “Neden?

Bunu atlatacağım. Bu hastalığı yeneceğim. Çünkü doktorun da söylediği gibi çok gelişme kaydettik meme kanserlerinde. Erken fark etmiş olmamız bir avantaj, iyileşiyorum. Teslim olmuyorum, olmayacağım.

‘Geçtiğimiz yıllarda da enflasyon miktarında defalarca zam yapıldı. O zaman enflasyon ücret artışları yüzünden artmadı. Şimdi ne değişti?’

Sağlıkta dönüşüm programı ile piyasalaşan sağlık sisteminin sonuçlarını bugün en acı şekilde, yenidoğan yoğun bakımda kâr uğruna öldürülen bebeklerimizle yaşıyoruz.

Kaynanam da öyle kolay bir insan değil, ama ne yapayım, susup oturacaktık. Bin bir emekle kurduğumuz evi kapattık, eşyaları bir depoya kilitledik. Kaynanamın gösterdiği bir odaya yerleştik.

Bu ülkenin emekçi kadınları olarak insanca yaşamaya layığız. Bunu hep birlikte kazanacağız. Bugün yaralarımızı saracağız, yarın hesap soracağız!

Gersan Sanayi Sitesinde bir imalathanede buluştuğumuz işçi kadınlar İstanbul Sözleşmesi’ne dair sorularını yöneltirken, kadınların korumasız bırakılmasına karşı çözüm önerilerini de dile getiriyor.

Kadınlar Ülkesi 1915’te yazıldı; kitap olarak 1979 yılında yayımlandı. Ataerkinin ağırlıkta olduğu ütopya yazını, Charlotte Perkins Gilman’ın ütopyasıyla yeni bir bakış açısı kazandı.

Editörden