Sydney Sweeney, spor bahis şirketi Novig için çektiği reklam filmi ile tartışmaların hedefi haline geldi. Bu reklam filmi boyunca Sydney Sweeney farklı sporların topları ve raketleriyle mahrem yerlerini kapatarak pozlar verdi. Reklam çok kısa süre içerisinde dünyadaki pek çok kadın tarafından eleştirilirken, Sydney Sweeney yüz binlerce takipçi kaybetti. Başta kadın sporcular olmak üzere birçok kadın, kadın sporunun cinselleştirilmesine karşı sosyal medya içerikleri yayınladı. Kadınlar, spor yaparken “gerçek bir sporcu gibi” gözüktüklerine vurgu yapan içerikler ile bu reklam kampanyasına tepkilerini ortaya koydular.
Kadın sporcuların tepkileri artıyor
Kampanyaya yönelik en dikkat çeken tepkilerden biri dört kez Olimpiyat altın madalyası kazanmış yüzücü Ariarne Titmus tarafından geldi. Titmus, bu reklamı hayatını spora adayan kadınlara yönelik bir saygısızlık olarak değerlendirirken kadın sporunun cinselleştirilmesini eleştirdi. Arkasından, dünya genelinde önemli başarılar elde etmiş kadınlar da kendi spor performanslarını içeren videolar paylaşmaya başladı ve bu videolar kısa süre içerisinde dünya genelinde viral oldu.
Kadınların olimpiyat mücadelesi
Bu içeriklerin bir kısmı kadınların spor alanında yıllardır sürdürdüğü görünür olma mücadelesini de içeriyordu. Kadınların hayatın çoğu alanında kendilerini var edebilmeleri uzun süreli mücadeleler sonucunda gerçekleşti. Spor alanında da durum farklı değil.
Modern olimpiyatların kurucusu Pierre de Coubertin kadınların rolünü erkeklerin galibiyetini takdir etmek olarak tanımlıyor ve olimpiyatların erkeklere ayrılması gerektiğini savunuyordu. Bunu yaparken de kadın sporcuların görünüşlerinin “korkutucu” olduğunu iddia ediyor ve kadınların Antik Çağ’daki gibi “alkışlarıyla erkekleri ödüllendirmesi” gerektiğini söylüyordu. Bu düşüncelerin yıkılması uzun süreli bir mücadele sonucunda gerçekleşti. Bu cinsiyet ayrımcılığına karşı kadınların mücadelesi yükselmeye başladı, kadınlar kendi örgütlerini kurdular ve nihayetinde olimpiyatlarda yer almaya başladılar. Fakat bu tüm tartışmaları elbette bir anda bitirmedi.
Yazının başında bahsettiğimiz reklam filmine tepki videolarında da oldukça öne çıkan mücadelelerden biri Kathrine Switzer tarafından yapılan eylem oldu. 1967 yılında Amerika Boston Koşusu’nda kadınların koşmasına izin verilmiyordu. Sebep olarak kadınların uzun mesafe koşamayacağı ileri sürülüyordu. Kathrine erkek taklidi yaparak bu koşuya katıldı. Daha sonra basın tarafından fark edilerek saldırıya uğradı fakat bu saldırıya rağmen koçunun da desteği ile yarışı bitirmeyi başardı. Bu spor dünyasında önemli bir olay olarak tarihe geçti. Elbette spor dünyasında Coubertinler de Kathrineler de birer tane değil. Kadın sporlarının günümüzde bile yayın gelirlerinin daha az olması, kadınların çoğunun hayatlarını geçindirmek için başka bir iş yapmak zorunda kalması gibi kadınların spor alanında eşit koşullarda yer alabilmesini engelleyen durumlar varlığını koruyor.
Kıyafetlerin odağı kadınların rahatı olmalıdır
Kadınların karşılaştıkları zorluklar bunlarla bitmiyor. Bu reklam filmi ile yeniden gündeme gelen “kadınların sporda nasıl göründüğü” yönündeki tartışmalar tarihte ilk defa karşımıza çıkmıyor. Kadınların spor yaparken giydiği kıyafetlerde bile odak, kadınların rahatlığı üzerinden değil, nasıl göründüğü üzerinden tartışılıyor. FIFA (Uluslararası Futbol Federasyonu) eski başkanı Sepp Blatter, kadın futbolunun popülaritesinin artması için kadınların daha açık ve “kadınsı” kıyafetler giymesini savunurken voleybol tarihinin önemli antrenörlerinden olan Nikolai Karpol, voleybolun seyir estetiği açısından voleybol şortlarının etek ile değiştirilmesi gerektiğini savunmuştu ve bunun için FIVB’den (Uluslararası Voleybol Federasyonu) izin almıştı.
Yalnızca kıyafetler değil, kadınların spor medyasında yer alış biçimi de ayrı bir tartışma konusu olarak karşımıza çıkıyor. Kate Van Buskirk Tokyo 2021 Olimpiyatları’ndaki 5 bin metrede ikinciliğinden sonra kendisini yere bıraktı ve bir sporcunun kariyerindeki en önemli başarılardan birine imza atması, basında yerde yatan hali ile yer buldu. Seneler sonra verdiği bir röportajda, “O fotoğraflara bakıp ‘Bu fotoğraflar internette sonsuza dek kalacak’ diye düşündüm” dedi ve kadınların basında yer alışında performansın ön planda tutulması gerektiğini söyledi.
Kadınlar sporun her alanında belirli zorluklarla karşı karşıya kalıyor. Bu zorluklar çoğu zaman kadınların spora devam etmesini de engelliyor. Bazen kıyafetleri “müstehcen” bulunuyor, bazen kız çocuklarının vücutlarının “erkek gibi” olmasından çekiniliyor, bazen de kadınlar antrenörleri veya alandaki başka bir erkek tarafından şiddete ve tacize maruz kaldığı için spor hayatına devam edemiyor. Fakat kadınların yıllardır sürdürdüğü mücadelenin bir sonucu olarak 2024 Olimpiyatları kadın ve erkek sporcuların sayısının eşit olduğu ilk olimpiyatlar olarak tarihe geçti. Bu elbette spor dünyasında her sorunun çözüldüğü anlamına gelmiyor fakat kadınların mücadelesinden geri durmamasının neler başarabileceğini gösteriyor. Kadınlar mücadeleleriyle hayatın her alanında var olmaya devam edecek, hem de nasıl görünüyorlarsa öyle; terleriyle, kaslı kollarıyla, rahat ettikleri kıyafetleriyle ve kendilerini şampiyonluklara taşıyan performanslarıyla.
Fotoğraf: Pexels
İlgili haberler
Sporda da varız ve her şeye rağmen var olacağız!
‘Kadınların spora ilgileri yok’ veya ‘kadınlar başarısız’ şeklinde çıkarımlar yapmanın pek de gerçekçi, doğru çıkarımlar olmadığında uzlaşmalıyız.
Sporda cinsiyetçi estetik ve kadın bedeninin tahakkümü
Olimpiyatlara katılımda verilen mücadele gibi kadınlar, kendilerine karşı her türlü cinsiyetçi uygulamayı ve söylemleri de protestolarla ve mücadelelerle tarihin kirli sayfalarına gönderecektir.
‘Kadından sporcu olmaz’ diyen zihniyete karşı voleybola sarıldılar
‘Kadınlar spor yapmaz evde oturur’ diyenlere inat, 73 Şırnak Belediyespor Kadın Voleybol Takımının ve oyuncularının toplumsal engelleri aşma hikayesini keyifle okuyacaksınız.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN

























