Sözleşme süreci devam eden sağlık işçisi kadınlar taleplerini sendikalarına iletebilecekleri bir olanak bulamamış: ‘Kapalı kapılar arkasında neyin pazarlığı dönüyor bilmiyoruz.’

1600 TL ile geçinemiyoruz, yüzümüz hiç gülmüyor. Bir arkadaşımız, “Asgari ücretlinin geçinebileceği tek yer Meclis lokantası” diye bir şey paylaşmış sosyal medyada. Ters orantı bu olsa gerek...

Şiddet dolu evlilik, zorlu boşanma süreci, üç çocukla hayata tutunma çabası. Geçinemeyince lisedeki oğlu okulu bırakıp çalışmaya başlayan Nurcan’ın tüm bu zor içinde tek dayanağı ise kadın dayanışması

Henüz gerçekleşmemiş taleplerimiz, hayata dair kaygılarımız hatta hayal kırıklıklarımız olsa da ilk halka olarak kendimize güveniyoruz. Başlangıç için hiç de az değil.

8 Mart’a giderken yeniden hatırlatalım birbirimize, işçi, emekçi kadınların mücadelesinden doğan bu günde daha da büyüyen dayanışmamızla yeni bir dünya kuralım kendimize.

Belediye işçisi Birgül öykü yazmak istiyor aslında ama hiç zaman bulamıyor ‘İşçi olmanın bir sonu yok, durup kendimizi dinlemenin, üretmenin zamanından çalınıyor hep’ diyor.

Boşanma aşamasındaki eşi tarafından öldürülen Hafize Kurban davasının 3 Ocak’taki duruşması için ablası Hacer Balık kadınlara çağrı yaptı: ‘Birlikte olalım, çünkü bir aradayken daha güçlüyüz.’

H.T. Ankara’nın zincir marketlerinden birinde çalışıyor. Pandemiyle birlikte çalışma koşulları ağırlaşan ancak ücrette bir değişiklik yaşamayan H.T. ‘Taleplerimizin dinlenmesi için sendika şart’ diyor

Haziran sayımız mülteci meselesinden, geçim derdine, ek zam talebine kadar farklı illerde kadınların yürüttüğü tartışmaları yansıtıyor.

Bugün hemşirelik sadece tedaviyi uygulayan değil aynı zamanda bakıcılık da yapan bir meslek haline getirildi. Hemşirelerin en önemli sorunları ise ağır çalışma koşulları...

Bazı karşılaşmaların ortaya çıkardığı dayanışmaların nasıl kadınların hayatını kurtardığına, nasıl yoluna soktuğuna dair sadece bir örnek Gülsuyu’ndan anlatılan…

Ataşehir Öğrenci Yurdundan genç kadınlar yazdı: Geçen günlerde bir akranımızı daha kaybettik, Ceren’i. Ceren ne ilk ne son; acısı ne daha çok ne daha az. Biz bu haberlere alışmak istemiyoruz!

Kadınların yoksullukla boğuştuğu süreçte bundan faydalanmak isteyen simsarlar da çoğaldı. Gülten başvurduğu bir paketleme işinde nasıl dolandırıldığını, başka kadınlar da bunu yaşamasın diye anlatıyor

Pandemide tüm dünyada artan şiddet, sendikaların gündemine olması gereken biçimde girmedi. Kimi örnekler olsa da, şiddetin işçi sınıfının bir mücadele gündemi olduğuna işaret eden örnek çok az.

‘Biz neden 19 yaşında üniversite derslerimize girmek, sınavlara çalışmak gibi sorunlarımız olacağı yerde fabrikada çalışmak zorundayız?’

Binanın aynalı camları, modern görünümünün arkasında sömürü gizli. Çay molası 10 dakika, yemek molası da 10 dakika, tuvalet 5 dakika. Bu molalarda cam kenarında ancak bir sigara içebiliyorsun.

Facebook’ta iş ilanı gruplarındayız: Çeşitli koşullar sunarak iş arayanlar, çeşitli koşullar sunarak iş ilanı paylaşanlar.

Savaşı barış zamanının bütününe yayan faşist iktidarlar da muhtemel tehlikelere karşı kadını, onlara kaç tane doğuracağını dikte eden politikalarıyla nesneleştiriyor. En az beş, en az dört. Yok on….

Yoksulluğu yaratan üretim ilişkilerini hedef almayan, bu üretim ilişkilerinin sürmesinin garantörü olanlara karşı bütünlüklü mücadeleyi ortaya koymayan bir mücadele yoksulluğumuza çare olamaz.

Hayatımızı dört duvar arasına sığdıracak kadar küçültmelerine izin vermeyeceğiz! Biliyoruz çünkü, hayat o duvarlarından ardında, yan yana yürünecek yollarda...

  • EN SON
  • ÇOK OKUNAN
  • ÖNERİLEN

Editörden