‘25 yılın bilançosunu yalnız bizden alınanlarla tutamayız. Bir de vermediklerimiz, kazandıklarımız var.’
‘Bu 25 yılda iktidar, politikaları ile şiddeti arttırırken kadınlar da kız kardeşlik bağı ile mücadele olanaklarını arttırdı.’
AKP iktidarının 25 yılında kadınların kazanılmış hakları kimi zaman yasalarla, kimi zaman fiili uygulamalarla hedef alındı.
Bu dosyamızda, geçtiğimiz 25 yılın kadınlara ne getirdiğini, ancak aynı zamanda kadınların bu getirilere karşı nasıl mücadele ettiğini işliyoruz.
ugün bir mutfakta, bir okul çantasında, bir pazar filesinde karşımıza çıkan bu tablo sadece bugünün hikâyesi değil. 25 yıldır hayatlarımızı şekillendiren politikaların, faturasının hikâyesi.
'Kadınların anlatacak çok sözü var. Öfkesi de var, soruları da var, çözüm arayışı da.'
Çocukları suça iten koşulları değiştirmeden, cezaları tartışarak kalıcı çözümler üretemeyiz.
Sosyal güvenlik sistemlerinin tarihsel gelişiminden günümüzdeki neoliberal dönüşümüne kadar emeklilik; bir lütuf veya yük değil, işçi sınıfının alın teriyle kazandığı devredilemez bir haktır.
Urfa'da bunaltıcı sıcaklar en çok tekstil işçilerini zorluyor. Ütü bölümünde çalışan kadın işçiler zorluklarla baş etmeye çalışırken talepleri görmezden geliniyor.
‘Belki de gerçek tatil, bavullar hafiflediğinde değil; birbirimizin yükü hafiflediğinde başlıyor.’
Kadınlara ‘En son ne zaman dinlendiniz?’ diye sorduk. İşte kadınların kendi sözleriyle dinlenememenin hikayesi.
‘Tatil yapmak, yalnızca parası olanların ulaşabileceği bir ayrıcalık mı olmalı? Yoksa işçinin, insan olarak var olabilmesi için toplum tarafından güvence altına alınması gereken bir hak mı?’
Kent hakkı mücadelesi devrimci bir eylem olarak anti-kapitalist bir içerik taşıyor. Egemenlerin bahşettiği hukuk ise, sınırları çiziyor.
Kullanılabilir kıyılarımızın yüzde 95’i işgal altındayken, emekçi kadınların denize girebileceği sahillerin birçoğu ise, şehir merkezinin uzağında, güvende hissetmesi zor...
Her hayal kırıklığının ardından aynı soruyu soruyoruz: "Kime güveneceğiz?" Belki de artık güvenilecek yeni kahramanlar aramak yerine, güveni nasıl kurabileceğimizi konuşmanın zamanı gelmiştir.
Yürüyen Şato’daki gibi, savaş yalnızca cephede yaşanmıyor; kentlerin sokaklarına, mutfaklara, iş yerlerine, evlere kadar sızıyor.
‘Önümüzde iki ayrı mücadele yok. Bir yanda demokrasi, öte yanda geçim derdi de yok. Soframızdaki ekmeği küçülten düzen ile itiraz etme hakkımızı daraltan düzen aynı.’
Bazı suçların failleri hiçbir zaman "meçhul" değildir. Sadece kalın bir sisin ardına gizlenirler. Dosyamızda devlet-sermaye ilişkileri çerçevesinde bu sisin kimi, ne için gizlediğini inceliyoruz.
‘Uğranan şiddetin, sömürünün, haksızlıkların failleri meçhul değil çok meşhur. Bu yalnızca bizim ülkemize özgü değil. Kapitalizmin hüküm sürdüğü dünyanın her yanında böyle.’
İsimler değişiyor, mekanlar değişiyor. Ancak ayrıcalıklıların neden olduğu ölümler, geride kalanların mücadelesi olmadığı sürece yine ayrıcalıklıların adaletine mahkum oluyor.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















