DEM Partili Saki'den cinsel saldırı davasındaki tahliyeye tepki: 'Her yer suç mahalli haline gelmiş durumda'
DEM Partili Özgül Saki, cinsel saldırı davasında failin tahliyesini Meclis gündemine taşıdı. Saki, kadınların korunmasına ilişkin mekanizmaları Bakanlığa sordu.

DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki, TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada İstanbul Esenyurt'ta cinsel saldırı davasında hakkında verilen 12 yıllık hapis cezasının Yargıtay tarafından bozulmasının ardından tahliye edilen Yusuf Ş. dosyasını gündeme taşıdı. Saki, aynı konuda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi de verdi.

Genel Kurulda konuşan Saki, kadınlara yönelik erkek şiddetine dikkat çekerek, "Kadınlar için artık bu ülkede her yer suç mahalli haline gelmiş durumda. Her gün en az üç kadın erkekler tarafından öldürülüyor" dedi.

Saki, Esenyurt'ta yaşayan E.'nin cinsel saldırı davasını örnek göstererek, 11 Haziran 2025'te Yusuf Ş. hakkında nitelikli cinsel saldırı suçlamasıyla tutuklama kararı verildiğini, yerel mahkeme ve istinafın sanığa 12 yıl hapis cezası verdiğini hatırlattı. Saki, bu süreçte failin yakınlarının şikayetçi kadını tehdit ettiğini, buna karşın kadının şikayetinden vazgeçmediğini söyledi. Dosyanın 4 Haziran 2026'da Yargıtay'a gönderildiğini belirten Saki, "Işık hızıyla karar çıkıyor ve 22 Haziran'da fail tahliye ediliyor. Ve çıkar çıkmaz sosyal medya hesaplarından tehditlerine devam ediyor" ifadelerini kullandı.

Saki ayrıca, E.'nin avukatlarının faile elektronik kelepçe uygulanması talebinin reddedildiğini belirtti. Konuşmasını, "Artık yeter. Bir örüntü halinde bu erkek şebekesinin içinde kamu görevlileri, kolluk görevleri, yargı bir bütün olarak kadınlara adeta savaş açmış vaziyette" sözleriyle tamamladı.

Bakanlığa beş soruluk önerge

Saki, aynı olayla ilgili Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına yazılı soru önergesi sundu.

Önergede, E.'nin tahliye kararını resmi makamlardan değil sosyal medyadan öğrendiği, kararın gerekçesinin ise haftalar geçmesine rağmen kendisine bildirilmediği aktarıldı. Ayrıca E.'nin soruşturma ve yargılama süreci boyunca şikayetini geri çekmesi için fail ve fail yakınları tarafından tehdit edildiği, gizli olması gereken ifadesinin üçüncü kişilerce öğrenildiği ve ciddi güvenlik kaygıları yaşadığı belirtildi.

Saki, önergede erkek şiddetine maruz kalan kadınların yalnızca yargılama sürecinde değil, failin tahliyesi gibi süreçlerde de etkin biçimde korunmasının devletin yükümlülüğü olduğunu vurguladı. Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmiş olmasının, Anayasa, 6284 sayılı Kanun ve taraf olunan uluslararası insan hakları sözleşmelerinden doğan kadınları şiddetten koruma yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığını ifade etti.

Saki, önergede Bakan Göktaş'a şu soruları yöneltti: 
1.    Cinsel saldırı ve erkek şiddetine maruz kalanların, failin tahliyesi, ceza infazındaki değişiklikler veya mağdur güvenliğini etkileyebilecek yargısal süreçler hakkında zamanında bilgilendirilmesini sağlayan bir mekanizma bulunmakta mıdır? Bulunuyorsa bu mekanizma nasıl işletilmektedir? Aynı mekanizma tutuklu sanıklar hakkında da geçerli midir?
2.    Şikayetini geri çekmesi yönünde baskı, tehdit veya yıldırma girişimlerine maruz kalan kadınların korunmasına yönelik Bakanlığınız tarafından yürütülen çalışmalar bulunmakta mıdır? Kadınların soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde fail veya fail yakınları tarafından tehdit edilmesi halinde Bakanlığınız hangi koruyucu mekanizmaları devreye sokmaktadır?
3.    Bakanlığınız, kadınların maruz kaldıkları tehdit, baskı ve yeniden mağduriyet risklerini izlemeye yönelik ulusal ölçekte bir veri toplama ve vaka takip sistemi yürütmekte midir?
4.    Bakanlığınızın, cinsel saldırı ve kadına yönelik şiddete maruz kalanların yargılama ve infaz süreçlerinde yeniden mağdur edilmesini önlemek amacıyla Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve ilgili kurumlarla yürüttüğü ortak bir protokol veya koordinasyon mekanizması bulunmakta mıdır?
5.    İstanbul Sözleşmesi'nin 51. maddesinde öngörülen risk değerlendirmesi ve risk yönetimi yaklaşımı doğrultusunda, cinsel saldırı ve kadına yönelik şiddet faillerinin tahliyesi gibi maruz kalanın güvenliğini etkileyebilecek durumlarda kadınların korunmasına yönelik hangi risk değerlendirme ve kurumlar arası koordinasyon mekanizmaları uygulanmaktadır?


Editörden