Maryam ürkütücü sakallara sahip olan bir adamın geç işareti yapmasıyla yaşamının başlangıç noktasına yeniden dönerken Afgan bir bebek daha göç yolculuğuna çıkamadan izdihamda ezilerek ölebiliyor.

Bu ay dergimizde de ormanımızla, toprağımızla, toplumsal hayatımızla bizleri gerici bir karanlığa sürüklemek isteyenlere karşı yükselttiğimiz sesimiz var.

Medya, spor, sağlık... Üçü de cinsiyetçiliğin neredeyse “kural” olduğu alanlar. Ama istenirse kurallar tersine dönebilir!

İzmir’de kurulu Akar Tekstil fabrikası örgütlü bir iş yeri. Akar Tekstil işçisi kadınlarla pandemiden tatile, zamlardan sendikaların haline ahvaline kadar pek çok konuda sohbet ettik.

Tepki ver ki insan olduğumuzu unutmayalım. Çünkü unutarak unuttuğumuz yerden tekrar vuruluyor ya da başkasının aynı mağduriyete maruz kalmasına zemin hazırlıyoruz.

Kocaeli’den bir kadın, eşitsizliğin yansımalarına dair gözlemlerini kaleme aldı.

“İş kazaları ilk defa yaşanmıyor, son da değil ama işçilerin örgütlü olması yan yana gelmesi gerekiyor. Şimdi bu sıkıntılar içerinde düşünüyorum, acaba tekrar çalışabilecek miyim?”

O küçük kafeste, erkek baskısından uzak, çukulata tadına sigara kokusunu harmanlar, vatanımızın tadını çıkarmaya çalışırdık.

Şiddete karşı sözümüzü söylemekten, bu sözleri diğer kadın seslerine katmaktan, birbirimize tutunmaktan başka yolumuz yok.

‘Biz kadınlara bu toplumda “güçsüz” dayatması yapılırken engelli kadın olmak daha da zor. Benim bugün tek işim anneliğim. Oysa ben çok daha fazlasıyım’

‘Kahloizim’ diye bir akım var da bizim mi haberimiz yok. Memleketin her bir yanını sarmış müridleri var da hepimizden gizli mi çalışıyorlar?

Market, pazar uçmuş gidiyor. Elektriğe, suya zam. Doğalgaza ağustosun başında yetmedi, bir de sonunda zam. Zam üstüne zam... Kredi kartına dayandık bakalım, o da nereye kadar?

Memleketinden dönen arkadaşlarımızı arayıp, ‘Nasılsınız?’ diye sorduk ‘Ah’ işittik. Hem hasret giderdik hem de yurtlarına dair dertlerini size yazalım dedik. Gelin onların dertlerine kulak verelim.

Kızımla iki gün geçirdiğimiz evde artık sıkılıp, yağmur da yağsa dolu da yağsa çıkıyoruz deyip attık kendimizi dışarı. Epeydir hep aklımızda olan Trilye’yi görelim düşüncesi ile rotamız belli oldu.

OVP’nin temel hedefi para politikasında sıkılaştırma, maliye politikasında tasarruf, yapısal reformlar. Peki bunlarla elde edilecek büyümenin emekçilere yansıması nasıl olacak?

Şiddet sarmalının ortasında tekinsiz bırakılıyoruz. Yıllardır şiddet gören, her seferinde karakola giden Neriman ölseydi onun katili sadece eski eşi mi olacaktı?

Esenyurt’tan gıda işçisi bir kadın yazdı:Bu yaşadıklarımızın sorumlusu biz miyiz? İki tane sorumlu var, biri devlet diğeri de patron. Bunların üstesinden gelecek tek şey ise biziz, birliğimiz.

Değil 1 yıl, verecek bir saniyemiz dahi yok! Bize bu hayatı reva görenlerin hiçbirine hakkımız helal değil, haklarımızı, hayatlarımızı bizden çalanlara soracak hesabımız var.

Bakanlık, 4 Aralık’ta çalışmayan ancak aylık prim belgesinde gözüken joker işçilerin kadroya alınması gerektiğini açıkladı. Bu durumdaki işçi yeniden dilekçe vermeli.

Editörden