14 yaşında bir çocuk işçiyim. Ağabeylerimle birlikte kuryelik yapıyorum. Neredeyse 5 ay olacak çalışalı. Şahsen, okumak isterdim. Hâlâ da istiyorum.
‘Yaşadıklarımızı çocuklarımız yaşamasın’ diye verilen kararlar, bizi daha beter bir yaşama mahkûm bırakıyor.
Aileler düğün dernek kurar, gerdek yatağına kadar her şeyi hazır eder. Fakat düğün gecesi beklenmedik olaylar silsilesinin ilk fitili atılır. Beyazlar içindeki yatak odasının yatağı ateşe verilmiştir.
Yuttukları, dağıttıkları, cebe indirdikleri her bir kuruşta bu kadınların, bu gençlerin, bu bebeklerin, bu babaların canının hakkı olduğunu düşünün...
Kadınlar artan hayat pahalılığı karşısında çocuklarını okula aç göndermemek için büyük bir mücadele veriyor. Öyle ki kadınlar yaz mevsiminde önümüzdeki okul döneminin beslenmesini düşünür halde.
‘Hiç durmadan çalış, iş yetişmiyor, kolunu bile kaşıma, tuvalet paydostan sonra!’
Kocaeli’de esnaf kadınlar korona sürecinde yaşadıkları zorlukları anlattı. Dükkanını kapatmak zorunda kalan kadınlar, geçim kaynağı olmadığı gibi bir de büyüyen borçlarla baş başa kaldı.
Ağır çalışma koşulları, düşük ücretler... Market çalışanları bu şekilde yaşamını sürdürmeye çalışırken bir de fiyatlara sinirlenen müşterilerle ilgileniyor. Halbuki fiyatları belirleyenler bu marketle
Yıllar boyu şiddetten mücadele ederek kurtulan Nurten Sönmez; ‘Tüm kadınlara şunu hatırlatmak istiyorum; mücadele edersek kazan biz kadınlar oluyoruz. Kaderimizi değiştirmek elimizde.’
Ücretsiz iznin patronun elinde işçisinin sırtındaki kırbacı olmasına bir örnek daha: Sendikalaşma çalışması yürüten kadın işçi ücretsiz izne çıkarılıyor, işyerinde patron işçileri takip ettiriyor.
Dersim’den bir kadın işçi sesleniyor: Onlar zenginleşirken biz hakkımız olan zammı dahi hak etmeyen oluyoruz. Ne kadar baskı kurarlarsa kursunlar emeğimiz için bir arada olmamız gerektiğini biliyoruz.
Nuray anlatıyor: ‘Çok çalıştım, çok çabaladım, kimsenin hakkını yemeden var ettim kendimi, bundan sonra da var edeceğim.’
O yuva yıkıldıysa bunun çok büyük sebepleri vardır. Bu bedellerin hem erkek tarafından hem de kanunlarla kadına yaşatılması büyük haksızlık.
Başına gelen onca şeyden sonra ‘bunlar neden benim başıma geliyor’ diye düşünüp kendi kaderini kendi yazmaya başlayan Fatma’nın hikayesi. Tüm Fatma’lara umut olsun...
Erken yaşta evin yükünü sırtlayan Leyla, evliliğinde de şiddetin yükünü taşımış. Bugün kızı için ikinci evliliğini yapan Leyla kadınlara şöyle sesleniyor: Kadınlar kendilerini korumak için savaşmalı.
20. yüzyıl başındaki Amerika’ya gidelim. ‘Kadının doğal alanı evi olmalıdır, toplumsal yaşam değil’ diyen Emma F. Langdon’ın nasıl militan bir sendikacıya dönüştüğünü okuyalım.
Öyle bir devirdeyiz ki ben çocuk büyütmekten korkuyorum. Çocuğumun elini bırakamıyorum, bir saniye arkamı dönemiyorum. Yasadığımız psikolojik baskıdır. Bu, korkunun en dibidir artık.
Elimizde emeğimizden başka vereceğimiz hiçbir şey yokken bile yarını kuracağız.
Hayatın hiçbir noktasında kurtarılmayı bekleyen kadınlar olmamalıyız. Güçlü olmak zorundayız… Sistemin yarattığı kadınlara dönüşmek zorunda değiliz.
İşçisi, yoksulu, kadını LGBTİ’si mültecisi hepimizin sorunu aynı. Sorun sınıf sorunu, hepimizin birleşip bu sistemi değiştirmemiz gerekiyor.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















