Tekstil işi: Zorluğu 1995’te neyse 2022’de de o!
‘Hiç durmadan çalış, iş yetişmiyor, kolunu bile kaşıma, tuvalet paydostan sonra!’

Ekmek ve Gül dergisinin Aralık sayısında “İşçinin ütüye uzanırken kaybettiği zaman bile hesaplanıyor” yazısını okurken gözümün önüne 1995 yılında tekstil atölyesindeki çalışma hayatım geldi. 1995 yılındaki koşulların 2022’de de aynı şekilde devam ettiğini fark ettim. 1995’te tekstil işçisiydim ve zor şartlarda çalışıyordum. Sabah 8.30’da işbaşı yapıyorduk ama akşam çıkış saatimiz belli olmuyordu. Akşam mesailer yetmiyormuş gibi bir de sabahlamalar oluyordu. Üç kuruş mesai ücreti alacağım diye gece gündüz çalışıyordum. İş yetiştirmek için bazen yemek saatlerinde bile çalışmamıza rağmen ustalardan “iş yetişmiyor” diye azar işittiğimiz olurdu. Sanki bizlere hayrına maaş veriyorlarmış gibi “Neden iş yetişmiyor? Ay sonunda maaş almayı biliyorsunuz” diyorlardı.

‘İŞİNE GELİRSE’ TEHDİDİ

Ben aylık olarak çalışıyordum bir de yevmiyeci olarak çalışanlar vardı. Yevmiyeciler daha hafif işlerde çalışıyor ve günlük olarak bizim iki katımız ücret alıyorlardı. Günlükçü işçinin yanlış yaptığı işi düzeltmek için akşamları bizi mesaiye bırakıyorlardı. Sigortasız bir şekilde uzun saatler çok çalışıp az maaş alıyorduk. 15-20 gün sigorta yapıyor birkaç ay sonra çıkış veriyorlardı, haberimiz bile olmuyordu. Bu duruma biraz itiraz etsek hemen kapıyı gösterip “işine gelirse” diyorlardı.

‘KOLUMU KAŞIDIĞIM İÇİN İŞTEN ÇIKARILDIM!’

Ütüye uzanırken kaybettiğimiz zamanı bir kenara bırakın, iş saati içinde tuvalete gitmemize bile izin vermiyorlardı. “Paydosta tuvalete gidersiniz” diyorlardı. Tekstil işinde çalışmama kararıma sebep olan olay ise, kolumu kaşıdığım için azar işitmem yetmezmiş gibi bir de işten çıkartılmamdı. O günden sonra bir daha tekstilde çalışmadım ama çalışmam gerekiyordu.

Bir arkadaşım aracılığıyla ev işine başladım. En azından paranı peşin alıyorsun, sana bağıran yok diye başlamıştım ama orada da farklı bir işleyiş ile karşılaştım. Örneğin 2 günde yapman gereken işi bir güne sığdırmak zorundasın çünkü ev sahibi öyle istiyor. “Senin aldığın günlük ücreti fabrika işçileri almıyor” diyorlardı. Ama fabrikada çalışsam en azından sigortam ve güvenceli bir işim olurdu. Ev işinde her zaman risk altında çalışıyorum.

Bugün hâlâ tekstilde tuvalete gitmek işçiler için sıkıntılı ama iyi tarafı sigortasız çalışan sayısı eskiye nazaran daha az. Artık işçiler daha bilinçli, haklarının daha çok farkında ve haksızlığa karşı ses çıkarabiliyorlar.

Görsel: Canva

İlgili haberler
Sağlıkçı olma hayali, overlok makinesi hayatı: Çoc...

İstanbul’da İkitelli Mahallesi onlarca çocuğun bodrum katlarında çalışmak zorunda kaldığı mahalleler...

Başörtülü tekstil işçisi Leyla: Bizim gündemimiz y...

Leyla, 39 yaşında başörtülü bir kadın, tekstil işçisi. Her seçim dönemi başörtüsünün gündeme getiri...

Overloğa takılan mecburiyet

Okumak ve müzik öğretmeni olmak isteyen 17 yaşındaki genç kadının hayalleri elinden alınmış. Şimdi i...