İstanbul’da işçi ve emekçilerin yoğun yaşadığı Esenyurt’ta kadınların seçim tartışmaları sürüyor. Kadınlar tek adamı göndermeye kararlı ama “Ya gitmezse?” diye de kaygılılar.

Lyon’da, Meşhed’de New York’ta, Şikago’daki grevlerin ve hatta bunlardan önceki ve sonraki kadın mücadelelerinin hepsinin buluştuğu, kendini bulduğu yerdir 8 Mart…

Kendime ve çocuklarıma bakmak için çalışmak zorunda olduğum için suçlandım. Çocuklarımın velayeti eski kocama verildi. Bir de üstüne nafaka ödüyorum!

‘Doğa ve insan dostu’ olmakla övünen Disney ve Fisher Price, Çin’deki fabrikalarında kadın işçilere bir oyuncak için 4 sent veriyor. Oyuncaklar ise 45 dolar.

Ekvador’da Cayambe’li Kichwa yerlilerinin ve tüm halkın ‘Mama Doloreyuki’si olarak anılan, komünist bir kadın.

Fiziki mesafe gereği meydanlarda olamasak da, iş yerlerimizden, evlerimizden, balkonlarımızdan, sosyal medyadan, her nerede isek oradan haykıracağız daha güzel ve yaşanabilir dünya talebimizi.

‘Transferimden 6 gün sonra hamile olduğumu öğrendiğim anı anlatamam. Ama sonrası çokça korku ve gözyaşıydı çünkü hamile olduğumu öğrendiğimde düşük tehlikem olduğunu da öğrendim.’

Sadece bilim, laboratuvar ve buluşlardan oluşmuyordu Marie Curie’nin hayatı. O aynı zamanda erkek meslektaşları ile eşit muamele görmek için mücadele etmek zorunda kalan bir bilim insanıydı.

Malatya’da depremin ardından işçi, emekçi ve emekli kadınlar toplu faturalarla karşı karşıya. Kalamadıkları evlerin faturalarını ödemek kadınlara zul gelse de umutları dayanışma.

Direniş sürecinde işçi kadınlar sendikalar ve işçi örgütleri aracılığıyla karar alma süreçlerine dahil olmuş, yürüyüşlerin en önünde saf tutmuş, kitlelere moral ve cesaret vermişlerdir.

Yaşamları dört duvar arasına sıkıştırılmaya çalışılan kadınların dertlerine ve bu hayattan beklentilerine kulak verelim.

‘Zaten zor olan yaşamımıza bir de kriz eklendi. Eskisinden daha çok çalışıp daha az ihtiyacımızı karşılayabiliyoruz. Evlerde boşanmaya varan gerilimler yaşanıyor. İşte böyle gidiyoruz 8 Mart’a...’

‘Eğitime ayrılan bütçe nerede? Okulları hâlâ veliler temizliyor. Hâlâ bağış adı altında emekçilerin cebine göz dikiyorlar. Hâlâ çocuklar okula aç gidiyor.’

Pandemi döneminde müzisyenler büyük zorluklarla karşı karşıya. Hem atanamayan öğretmen, hem işsiz bir müzisyen olan Nehir anlatıyor: “Kayıplarımız acı verici. Örgütlü mücadele gücü zorunlu idi…”

İktidar, “iş ve aile yaşamını uyumlulaştırma” adı altında uyguladığı politikalarla, kamuda esnek çalışmayı kamu emekçisi kadınlar üzerinden tarif ediyor, hatta müjdeliyor. Oysa gerçek bu değil!

‘Başkasının dayattığı değil de kendi kararlarımı yaşadığım için pişman değilim. Ben kendi hayatımı yaşadım. Ailem kendi kurallarını ve törelerini dayattı, ben reddettim.’

Sadece boşanmak bile kadını toplumsal olarak birkaç sınıf aşağı iterken, nafakanın elinden alınmak istenmesinin amacı kadının evlilik içinde söz sahibi olmasını engellemek ve erkeği daha üstün kılmak.

‘Ve kazandığımız hakkımız elimizden alındı. Ama biz mücadeleyi bırakmadık ve 220 gün boyunca işyeri karşısında işimizi geri almak için onurlu bir direniş sergiledik.’

İkitelli’de ikamet eden Suriyeli göçmen kadınlara barışı ve savaşı konuştuk. Aslında biz barışı sorduk ama onların aklına gelen ilk şey savaştı. Çünkü savaş barıştan daha çok hayatlarına girmişti...

Ne yazık ki, Alevi kadınları cemevlerinde ve derneklerde sadece hizmet aşamasında yer alıyorlar. Yönetimlerde kadının varlığı yok, adı anılanlarsa sadece göstermelik bir konumda. Bunu değiştireceğiz!

  • EN SON
  • ÇOK OKUNAN
  • ÖNERİLEN

Editörden