Sağlık sisteminiz pandemi döneminde başarı ‘öyküleri’ yazadursun, burada yazılanların yanı sıra daha sayamayacağımız bir dolu sorun yüzünden hakkımızı ödeyeceğinizi düşünemez olduk artık.

Ekonomik kriz, pandemi, yoksulluk, acı reçeteler derken bu ay asgari ücret zammı belirlenecek. Milyonlarca işçi ailesini ilgilendiren asgari ücretle ilgili kadınlar ise hayal bile kurmaktan uzak.

Kirpinin Zarafeti, kirpiler gibi dikenli kabuklarının altında bambaşka hayatları olan güçlü kadınlara, o dikenleri birbirine değdirmeden kurulan nahif dostluklara adanan bir kitap.

‘Bana hakkım olan 300 lira fazla parayı vermeye çekinenler, bir haftalık tatilde sadece yeme-içmeye 100 bin lira ödüyorlar. Bir de bunları dönüp bana anlatıyorlar. Bu nasıl göze soka soka hak yemektir

Analık izni sonunda yarım çalışma hakkını kullanan kadın işçi, tam çalışmaya geçtikten sonra çocuk 1 yaşına gelen kadar süt iznini kullanabilir.

Varlığımız güç verdi depremzedelere. İyi insanlar var olduğu sürece üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir şey yok. Yaşasın dayanışmamız, yaşasın birliğimiz…

“Ben daha önce bu dernek gibi bir yerle karşılaşsaydım eğer bambaşka bir hayatım olur, bunların hiçbirini yaşamamış olurdum.”

Sabredecek takat, acıyı eyleyecek bal kalmadı artık! Bize düşen kendileri saraylarda lüks içinde yaşarken bize acıyı layık görmelerine razı gelmemek!

'Bak bak aklı sıra siz haşmetmeaplarıyla bendeniz kulunuzun arasına nifak tohumları ekecek. Bu yeni yılda bir defa bile gitmeyeyim de görsün bakalım nasıl kesiliyormuş performans!'

Çeşit çeşit diyet, değişik değişik instagram filtreleri, hepimizin üstünde bir “daha zayıf, daha güzel, daha seksi” olma baskısı. Peki neden? Filiz Gür bu ay ‘İdeal kadın da kim?’ diye soruyor.

İş bırakan, kendini fabrikaya kapatıp işten atılan işçilerin geri alınmasını, sendikal haklarını talep eden Farplas’tan kadın işçiler onları eyleme iten yaşadıklarını anlatıyor.

Ümraniye, Mustafa Kemal Mahallesi’nde kadınlar sağlık hakkı için kolları sıvadı: Tam teşekküllü bir polikliniğin açılması için mücadelede kararlıyız.

Sabahtan akşama bir maraton, sürekli bir koşturmaca, bekleyen çok, kendime vakitse neredeyse yok... İşte benim güncem...

Eşit ücret hakkı için açılan davalar, bir gecede kapanan fabrikalar, darbeyle artan şiddet… İngiltere’den Tayland’a, Myanmar’dan Doğu Avrupa’ya eşitsizlik sınır tanımıyor.

Şiddetle dolu evliliğini bitirmek için boşanma davası açmasıyla açık seçik görmüş Ayşegül, birçok hakkını bilmiyor kadınlar; bildiğini kullanmak da ayrı bir dert oluyor!

Yaşadıkları ekonomik sorunun esas sorumlunun yakasına yapışacak gücü, örgütlülüğü olmayan ev sahipleri hukuksal haklarımızı hatırlatılınca çılgına dönüyorlar. Bu çılgınlığa maruz kalan biri de benim.

Cadı diye yakılan kadınların aslında normal birer insan oluşunun gösterilmesiyle film, bilindik cadı hikayelerinden ayrılır.

Kadınlar kalemlerini sadece kendi dertlerini anlatmak için değil bu derdin ortaklığında mücadeleyi birlikte büyütmek için tutuyor… Bugünü yazmak, yarını kazanmak için paylaşıyorlar deneyimlerini...

İlk defa oy kullanacak üniversite öğrencisi genç bir kadın düşüncelerini yazdı.

Yeri geliyor ağlatıyor, yeri geliyor oynatıyoruz. Böylece özellikle kadınların tüm hislerine karşılık bulmaları sağlanıyor.

Editörden