Smart Solar işçisi Birgül Ünsal, düşük ücret dayatmasına karşı grevde özgürlük ve adalet için direnen kadınların sesi oluyor: ‘Korkmamız gereken tek şey, hakkımızı aramamak.’
Ve işte böyle böyle büyüyor bizim dayanışma hikayelerimiz. Yan yana gelme, karşı koyma hikayelerimizi birlikte yazıyoruz ve her seferinde her deneyimden öğrenip daha da güçleniyoruz…
Dergimizin yıl sonu envanter sayısına katkı olması dileğiyle kaleme alınan bu mektup, bireysel mutsuzluğun toplumsal bir bunaltı çağına dönüştüğü bir yılın muhasebesini yapıyor.
Tayvan’da o çok bilinen büyük Amerikan markaları için kot pantolon üreten kadınların, iş güvencesi ve terfi karşılığı cinsel ilişkiye zorlandığı ortaya çıktı.
8 Mart işçi ve emekçi kadınların 200 yıllık tarihlerinde çıktıkları ekonomik ve politik hak mücadelelerinden doğmuştur ve üzerinden kazınması mümkün olmayan “sınıf mücadelesi” damgası taşır.
Görüyor ve biliyoruz ki bu seçimler yalnızca “Belediyeyi kim yönetecek?” seçimi değildi, şimdi artık daha da çok “Nasıl bir hayat” istediğimizin seçimi haline geldi.
'Aslında emeğinin gücüne inancını kaybeden ve adeta yıkıma uğrayan emekçiler de bu tokat sayesinde kendine gelmişti. Bir şeylerin değişebileceğine dair umutlar yeniden yeşermişti.'
'Ölümden değil yaşamdan yanayız' demek, eşitlik mücadelesini omuz omuza vermek için birbirimizin sesi olacak, en renkli kıyafetlerimizle sokaklarda olacağız.
Bir kuaförde karşılaşıyoruz onunla. Oldukça genç bir kadın ve hamile. Epey memnuniyetsizdi, yüzü hiç gülmüyordu. Kadınların sohbet etmeden duramadığı yerde onda hiç ses yok.
Önümdeki yol puslu ve zor bir yoldu. Nafaka talep etmemiştim, kızlarımın velayeti bana verilmişti ama maddi yetersizliklerden onları yanıma alamamıştım.
Bu halıların her santiminde 1600 ilmek vardı ve günde ortalama birkaç milim yüksekliğinde dokunabiliyordu. Günlük 7,5 lira karşılığında iki büklüm bir halde binlerce ilmek!
İşten atılmanın yasak olduğu pandemi sürecinde Kod 29 ile işten atılma tehdidi ile yüz yüze olan metal işçisi kadınlar çalışma koşullarını ve üzerlerindeki baskıyı anlatıyor.
Tüm çocukların; çocukluklarını yaşaması, okuma heveslerine ket vurulmaması ve hayallerini süsleyen hayatları yaşaması için mücadelemiz hep sürecek!
Yürüyen Şato’daki gibi, savaş yalnızca cephede yaşanmıyor; kentlerin sokaklarına, mutfaklara, iş yerlerine, evlere kadar sızıyor.
‘Önümüzde iki ayrı mücadele yok. Bir yanda demokrasi, öte yanda geçim derdi de yok. Soframızdaki ekmeği küçülten düzen ile itiraz etme hakkımızı daraltan düzen aynı.’
Bazı suçların failleri hiçbir zaman "meçhul" değildir. Sadece kalın bir sisin ardına gizlenirler. Dosyamızda devlet-sermaye ilişkileri çerçevesinde bu sisin kimi, ne için gizlediğini inceliyoruz.
‘Uğranan şiddetin, sömürünün, haksızlıkların failleri meçhul değil çok meşhur. Bu yalnızca bizim ülkemize özgü değil. Kapitalizmin hüküm sürdüğü dünyanın her yanında böyle.’
İsimler değişiyor, mekanlar değişiyor. Ancak ayrıcalıklıların neden olduğu ölümler, geride kalanların mücadelesi olmadığı sürece yine ayrıcalıklıların adaletine mahkum oluyor.
Bu sistemin içindeki en örgütlü yapı olan devletin temsilcileri sorumluluk almayı reddetse de onları buna zorlayacak olan baskı ortamını yaratacak olan bizleriz.
Tuzluçayır Kadınları Dayanışma Derneği, 10. kuruluş yıl dönümünü kutlamak için düzenlemek istediği şenlikte Mamak Belediyesinin zabıta engeliyle karşılaştı.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















