Tuzluçayır Kadınları Dayanışma Derneği 10 yaşında: Keyfi yasaklara karşı kadın dayanışması kazandı
Tuzluçayır Kadınları Dayanışma Derneği, 10. kuruluş yıl dönümünü kutlamak için düzenlemek istediği şenlikte Mamak Belediyesinin zabıta engeliyle karşılaştı.

Tuzluçayır Kadınları Dayanışma Derneği, geçtiğimiz günlerde 10. yaşını doldurdu. Dernek, senelerdir işçi, emekçi, yoksul kadınların buluşma noktası oldu. Omuz omuza geçen bu 10 yıl yeni deneyimlere de güç olsun diye kadınlar, mahallelerinde şenlik yapma kararı aldı.

Dernek üyeleri şenlikleri için yoğun bir hazırlığa girişti, iş bölümü yapıldı. Hazırlıklar sırasında derneğin kısıtlı bütçesini bilen kadınlar, türlü fedakarlıklarla el emeğini ortaya koydu. Derneğin kuruluş harcındaki bu el emeği, şenlik için bildiği bir yeri, mahallesinden bir parkı seçti. Doğal olan buydu. “Mahallenin içinden bir yerde, mahalleli kadınlarla” fikri sonucu şenliğin adresi, Kartaltepe Parkı oldu.

Yazının bundan sonraki kısmı memleketin ahvalinin bir emekçi mahallesine yansımaları ile dolu. Park konusunda hazırlıklar için kadınların ilk durağı Mamak Belediyesi idi. Çeşitli birimler ve idarecilerle yapılan görüşmelerin sonucu, “Zabıta Müdürlüğünce parkı kullanmanıza izin vermiyoruz” oldu. Peki ya neden? Belediye Başkanından yönetici kurullarındaki kimi isimlere değin ifade edilenler, “kişiselleştirilmiş basit gerekçe olmayan gerekçeler” ile dolu. Belediye kurumsal bir dönüş yapmadığı için “yasak” kararının ardından kadınlar yaptıkları buluşmalarda “şenliği yapıp yapmamayı” konuştu. Kadınlar, anlamsız buldukları bu ret kararına karşı “Ne olursa olsun şenliğimizi yapacağız” dediler, ortak kararlarının arkasında durdular.

‘İzniniz yok’

14 Haziran sabahında hazırlık yapan kadınların karşısına çadırları sökmek, alanı kullandırtmamak üzere zabıtalar dikildi. Kadınlar, tahmin ettikleri bu müdahaleye önceden hazırlıklıydı. Kimin orada müzakere yürüteceğinden tutun da kimin süslemeleri yapması gerektiğine kadar bir iş bölümü yapılmıştı. O sabahın önemli görüntülerinden biri şu oldu: Zabıtalar dernek yöneticileri ile tartışıyor, arka görevli kadınlar ise elden ele masa ve sandalye taşıyor. Şenliği yapmaya yönelik olan “ortak tutum”, kâh sandalyeleri almaya yeltenen zabıtalara karşı sandalyeler üzerine oturup kalkmama eylemine dönüştü. Kâh etrafı saran zabıtalardan mahalleli kadınlar korkmasın, şenlikten uzaklaşmasın diye şen şakrak halaylar çekilmesine evrildi. Öyle ki kadınların bu inadı zabıtalara tek bir soruyu yöneltti: “Neden kadınların karşısındasınız?” Verilen cevap: “İzniniz yok.” Kadınlar bir elden Valilik iznini gösterdi, bir elden de parkın halkın alanı olduğunu anlatmaya çalıştı. İkisine de ikna olmayan zabıtalar, kadınları alandan çıkartmak için karakola bile başvurdu.

Velhasıl kadınlar; engellemeleri mücadeleyle aştılar, şenliklerini de büyük bir coşkuyla gerçekleştirdiler. Birçok kadının aklında “Neden izin vermediler?” sorusu hâlâ taze. Yanıtların bir kısmı parça-bütün ilişkisinde bulunuyor. Yıllardır tüm kurumlarıyla dönüşüme giren tek adam rejimi, “tek bir ağızdan çıkanın” belirleyiciliğini öne çıkarıyor. Merkezi iktidarın bu gerici ve baskıcı dönüşümü, vites yükseltmesi, yerel iktidarlara da sirayet ediyor. 

Kadınlar varlık mücadelesini kutladı...

Konu yalnızca kamusal alan olan parkın kullandırılıp kullandırılmaması değil. Kadın derneği, mahalleli kadınlarla hazırladığı kreş, sığınmaevi vb. projeleri kapsayan dosyaları belediyeye sunduğunda da muhataplar benzer tavırdaydı. Taleplerin yerine getirilmesine dair kulaklarını tıkamışlardı. Tıpkı memleketin birçok noktasındaki idarenin kadınlara yaptığı gibi.

Memlekete hakim olan, bir grup azınlığın faydasına kurulu bu düzen siyaseti, biçim değiştirse de yaşamın her alanında kendini gösteriyor. Hele de konu mücadele eden, hakkını savunan, daha ileri haklar için elini taşın altına koyanlar olunca; düzen siyaseti kendi çıkarlarını savunmak için baskılarını arttırıyor. Dayanışmanın, yardımlaşmanın çatısı olan dernek, kadınların mücadele okulu oluyor. Evinde kocasına, iş yerinde patronuna direnen kadın; kiminle aynı çizgide yer aldığını düne göre daha rahat kavrıyor. Mahallesinde de tüm engellemelere rağmen, yalnızca doğum gününü değil varlık mücadelesini de kutluyor.

Fotoğraf: Ekmek ve Gül


Editörden