MEKTUP

‘Hamileyim, doğuruyorum, aybaşı oldum’ demeyin yakarım!

Tekstil işçisi kadın anlatıyor: Koşullarımız kölelik desem abartı olmaz. Ustabaşı bize diyor ki ‘Hamileyim, doğuruyorum, aybaşı oldum diye sakın yanıma gelmeyin yakarım, sonunuz kapının önü olur’.

Fabrikada kreş olsa...

6 ay önce doğum yapan tekstil işçisi anlatıyor: ‘Hijyenik bir soyunma odası yok, kreş yok. Çocuğu emzirmeden işe geliyorum. Sütümü tuvalette sağıyorum. Şef uzun kalıyorum diye beni tehdit ediyor’

simurg’u beslemek için…

‘aklınıza ne geliyorsa bu renklilik içinde; hepsi ama hepsi, bu büyük enerjinin dışa vuran sembolleri sadece. dünyanın ortasında bir tütsü yakıyorlar kadınlar. ’

Hikayem, ataması yapılmayan tüm öğretmenlerin hikayesi

Resim öğretmenliği okuyup, mezun olduktan sonra binbir emekle KPSS’ye hazırlanan, Şırnak’a atanan, ev tutup düzenini ayarladıktan sonra ataması iptal edilen bir öğretmenin söyleyecek sözü var.

Koşullar ne olursa olsun 1 Mayıs’ta alanda olmalıyız

Yazdığı mektupla kadınlara 1 Mayıs çağrısı yapan bir kadın ‘Aşçıyız, temizlikçiyiz, ütücüyüz, garsonuz, bulaşıkçıyız. Ne sigortamız ne sendikamız ne de maaşımız var. 7/24 hizmet ediyoruz’ diyor.

Neslihan’dan Ayşe’ye: Çocuklar ölmesin demekten vazgeçmeyeceğiz!

Neslihan, İkitelli’de ‘Çocuklar ölmesin’ diyerek bildiri dağıttığı için tutuklanmış, 1 ay cezaevinde kalmıştı. Tutuklandığında 4.5 aylık hamileydi. Neslihan, Ayşe Öğretmen’e mektup yazdı....

Benim yaşadıklarımı kimse yaşamasın

Hem eşinden hem eşinin ailesinden şiddet görmüş bir kadın, şiddete rağmen çocukları için evliliğini sürdürmeye katlanırken 8 yaşındaki kızının, eşi tarafından istismara uğradığını öğreniyor...

Bir kadın programı ve ilişki terapistinin düşündürdükleri

Gündüz saatlerinde yayımlanan bir kadın programı. Programda kendini aile, evlilik terapisti olarak tanıtan bir konuk, eşleri tarafından aldatılan kadınlara verdiği telkinler ve yapmamız gereken şey...

Korkma, susma, durma, kalk ayağa, adım at

‘Bize düşen görev daha çok bir araya gelerek sorunlarımızı konuşmak, bulunduğumuz her ortamda kamuoyu baskısı oluşturmak ve bunun için en yüksek perdeden bağırmak olmalı…’

Kadın işçiler olarak haklarımızı öğrenmeliyiz

Toplantıya katıldığım günden beri düşünüyorum. Ezilen büzülen, hor görülen bir işçiyim ben. Bu ülkede emekçiler, üretenler neden hep eziliyor?

Peki eşitliği nasıl kazanacağız?

Kadın hakları dendiğinde sadece, ‘Kadına vurulmaz, kadınları korumalıyız’ demek yetmiyor. Kadınların gerçekte çok daha derin olan kimlik ve eşitlik sorunu var. Peki nasıl kazanacağız?

Kızlarımın da aynı şeyi yaşamasından korkuyorum

Daha çocukken tacize uğramış bir kadın yaşadıklarını anlatıyor: ‘45 yaşıma kadar kimseye anlatamadım yaşadıklarımı, beni suçlarlar diye. Şimdi kızlarımın da aynı şeyi yaşamasından çok korkuyorum.’

Engelli değil, engellenen kadınız

‘Ben engelli değil engellenenim. Bunu en çok iş hayatında görüyorum. Yaşıtım kadınlardan tek farkım akülü arabam ve yorgun düşen bedenim. Ama bunlar çalışma gibi doğal haklardan beni mahrum etmemeli.’

Başörtülü bir kadın soruyor

‘Başörtüsü ile yaptığı haksızlıkları örtmeye çalışan, bunu simge olarak kullanan, bir dönemin mağduru şimdi haksızlık yapmaktan çekinmeyen kadınlar da kız kardeşim mi?’

Tutuklu avukattan mektup: Duvarların ardında yalnız değiliz

Tutuklu avukat Sezin Uçar, cezaevinden Ekmek ve Gül’e gönderdiği mektupla 5 Nisan Avukatlar Gününde kadınlar için adalet mücadelesi veren tutuklu kadın avukatların hislerine tercüman oldu.

Ruhun örümcek ağı

‘Kaçınılmaz son vücut buldu. Benliğinde oluşan kara delik büyüdükçe büyüdü, iyiye ve güzele dair ne varsa yuttu. Kişi ruhunu kendi elleriyle çarmıha gerdi.’

‘Tecavüzcülere iyi hal indirimi veren yargı Nevin’i görmedi’

21 Mart’ta Yalvaç adliyesinde, tecavüzcüsünü öldüren Nevin Yıldırım’ın karar duruşmasındaydık. Başından beri olayı takip edenlerdenim. 5 buçuk senedir kaç kere Yalvaç’a gittim bilmiyorum...

Eve sağlam varmanın huzuru

Kadınların her gün bir yerde bir şekilde erkek şiddeti kaygısı yaşadığını biliyoruz. Otobüste, işyerindeyken, sokakta evine doğru yürürken... Bu mektup da İpek’in kaygısını anlatıyor.

Kadınların daha çok söyleyecek sözü var

‘Kadınlar bütün zorluklara, kötü koşullara, korkunç bir baskıya ve sömürüye rağmen, ‘Değişebiliriz, değiştirebiliriz’ demek için sadece 8 Mart zamanı değil; bütün bir yıl boyunca çalışıyor.’

Reklamda değil, fabrikada eşitlik istiyoruz

8 Mart için reklam yayınlayan Arçelik yönetimine bir Arçelik işçisi kadın soruyor: Fabrikalarda kadın işçilerin çalışma koşullarına, sorunlarına çözüm getiren bir yönetim anlayışınız var mı?