DERGİMİZDEN

Kadınların öğrenim borcu erkeklerden fazla

Amerika’da 1.3 trilyon dolar okul borcunun üçte ikisi kadınların borcu. Erkek mezunlara göre bir adım geride başlayan kadın mezunların borçları nedeniyle en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamıyor.

Leğende büyüyen bebek

İşsizlik sarmalında bir aile... Yetmeyeni yetirme kaygısında bir anne... Bu yoksullukla nasıl büyüyeceğinden kaygı duyulan bir bebek. Size de tanıdık geldi mi?

Çocuk bakımı sadece kadınların sorunu mu?

Her tatil zamanı çalışan annelerin en büyük derdi ‘Çocuğu nereye bırakacağım’ sorusu oluyor. Bu soru(n) sadece kadınlar için mi geçerli? Tabii ki değil. Cevabı bu yazıda.

Elbirliğiyle çözülen ‘yaz’ derdi

Eğer Esenyalı’da yaşamasaydım yaz boyunca kızımı ya memlekete anneannesinin yanına gönderecektim ya da her gün bir komşuyu, arkadaşı arayıp “Bugün kızımı size bırakabilir miyim?” diyecektim...

Kıdem tazminatı hakkı kadınların takibinde

Sincan’da çalışan, çalışmayan bütün kadınlar kıdem tazminatı tartışmalarına erkeklerden daha ilgili. Gelecekleri için tazminatın olmazsa olmaz olduğunu düşünüyorlar.

Kıdem giderse biz kadınları koruyacak ne kalır?

İşçi mi işten çıkarılacak, ilk önce kadınlar! Kıdem tazminatında da yine kadınların iş güvencesi topun ağzında. Sincan OSB’de metal fabrikasında çalışan Sibel de tam olarak bunları anlatıyor.

‘Gün birlikte hareket etme günü’

Esenyurt’ta farklı iş kollarından işçi kadınlar hem AKP’nin işçiler için bugüne kadar ne yapıp yapmadığını tartışıyor hem de kıdem tazminatının fona devredilmesini.

Ben çok umutluyum, neden biliyor musunuz?

Tuzla’dan metal işçisi bir kadının hak arama ve alma öyküsü bu. Fabrikadaki çay sohbetlerinden geleceğe dair umut fışkıran bir öykü...

Y ve X’in kalıtımdaki rolünü keşfeden kadın: Nettie Stevens

Cinsiyet belirlemeyi bulan Nettie Stevens, milyonlarca kadını “erkek evlat doğuramadı” suçlamasından kurtardı. Ama DNA’sında bir Y kromozomu olmaması çalışmalarına 40 yaşında başlamasına neden oldu.

Ev işçilerinin sırtındaki dünya

Gündelikçi, temizlikçi hatta bazen sadece “kadın”... Onlar böyle adlandırılırken bir varlık mücadelesi ile “ev işçileri” olduklarını artık hem kendilerine hem de topluma kabul ettirmeye çalışıyorlar.

Bir değişimin dönüştürdüğü ev işçisi Sevgi

Sevgi bir emlak dükkanı sahibiyken eşinin iflas etmesiyle maddi sıkıntılar içine girmiş, ev işçiliği yapmaya başlamış. Uzun süre kimseye söylemediği işi bugün hayata bakışını değiştirmiş.

Gülseren’in aydınlık dükkanı

Küçük bir tezgahla başladım sahaflığa. İlk sattığım kitaplar, kendi kütüphanemdeki kitaplardı. Gözüm gibi baktığım, sakındığım kitaplarım... Uzun bir süre zabıtalarla, belediyeyle cebelleştim.

Evin bir çocuğu gibi olan zeytine kıyabilir misiniz?

‘Zeytin olmazsa biz aç kalırız. Çöpü bile kıymetli. Zeytin ağacı hastalansa evde çocuğumuz hastalanmış gibi üzülürüz. Kestirmeyiz zeytini. Ha bizi öldürmüş, ha ağacımızı kesmiş.’

Acıyı bal eylemiş Belgüzar

“Belgüzar tek başına yaşamayı sürdürür evinde. Gözleri sevinçle parlayarak ağırlıyor bizi. Pir Sultan’ın torunlarıyık biz. Acıyı bal eyledik de yedik.”

Kaybolan karne mi yoksa çocukluk mu?

Kocaeli’den Fatma şahin tesadüfi bulduğu bir karneyi inceliyor ve öğrencilerin yeteneklerinin görmezden gelindiğini, eğitim yönteminin onları bir çerçeveye sokuşturduğunu anlatıyor...

Derneğe karşı önyargılarım vardı

Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği’nin güç kattığı kadınlardan Sevgi’nin dernekle ilgili fikri çalışmalara katıldığı ve görev aldığı zaman değişmiş. Değişen neydi, Sevgi’nin kaleminden okuyun.

Dikkat! Bu filmde kadın mücadelesi vardır!

Bunca ayrı vagon tantanası varken şuraya bir parantez açalım, kadınlar toplumdan soyutlanmayı, vazgeçmeyi değil mücadeleyi seçti, seçiyor. Tıpkı Mısır’daki gibi...

Ekmek ve Gül Haziran 2017 sayısı

Özgürlüğü ve hayatı istiyoruz, bir kişi daha eksilmeyeceğiz... Haziran sayımız Evrensel Gazetesi ile bayilerde. Kaçırmayın...

Yok’a da, eksiğe de doyduk, Var’a ve çoğa hazırız!

Geleceğimizi istiyoruz. Şiddetin, çalışma yaşamının güvencesizleştirilmesi, ağırlaşan yaşam koşullarıyla ilişkili olduğunu biliyoruz. Hepsini istiyoruz. Çünkü biri olmadan hiç biri olmaz biliyoruz!

Vahşileşen şiddetin arkasında ne var, önüne nasıl geçebiliriz?

Ülkede kadınlar için ölümün “olağan” biçimi neredeyse lüks. Giderek vahşileşirken bir yandan da sıradanlaşan kadına şiddet sorununu mücadelemizin temel gündemlerinden biri haline getirmek zorundayız.