DERGİMİZDEN
Yıllardır olduğu gibi bugün de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle Mamak sokaklarında yürüyeceğiz. Halaylar çekip dergimizin sayfalarını birlikte karıştıracağız.
‘Biz kadınlar daha fazla kız kardeşimizi kaybetmek istemiyoruz ve hesabını sormaya devam edeceğiz. Bahar Taş'a ne oldu? Rojin'e ne oldu? Gülistan Doku'ya ne oldu?’
'Adalete güvenim vardı' diyor Ayşe, ancak şimdi onun da yok olduğunu dile getiriyor. Bu sözler bir hayal kırıklığını içerse de aslında sistemsel bir soruna işaret ediyor.
Kardelen Mahallesi’nde yaşayan kadınlarla yaptığımız anket; güvenli ulaşım, sosyal alanlar ve şiddete karşı somut adımlar bekleyen kadınların ortak mücadelesini görünür kıldı.
‘Erkekler aptalca bir karar alsalar bile risk almış oluyorlar, kadınlar risk alınca adı duygusal karar oluyor. Yani “risk almak” ifadesi bile terminolojide erkeksileşmiş.’
‘Tacizciyi değil mağduru koruyan, çocukları çocuk yaşta evlilik yoluyla istismara maruz bırakan bu düzeni değiştireceğiz.’
19 Mart bir son değil; karanlık geleceğe karşı gençliğin attığı sağlam bir adımdır. Çünkü biliyoruz ki yaşamın ta kendisi, bu mücadelenin büyümesinden ve ilerletilmesinden geçiyor.
‘Ramazan ayı Bakanın laiklik ile hesaplaşmasına belki de vesile oldu. Buradan yarattığı gerilim ile uygulamalarına kılıf bulmak ve toplumda da bir yarılma yaratmak gayet elverişli görünmüş olmalı.’
MEB’in kültürel miras adı altında okullara dayattığı ramazan etkinlikleri, Mamaklı kadınlar arasında yoksulluk, ayrımcılık ve biat kıskacında tartışılıyor.
Sincan ve Etimesgut’ta görev yapan kadın öğretmenler, okulların ibadet alanına dönüştürülmesinin laik eğitimi zedelediğini ve öğrencileri ‘öteki’ haline getirdiğini vurguluyor.
Yoksulluk nedeniyle okuldan kopan çocuklar merdiven altı atölyelere, çetelerin kucağına ve çocuk mezbahası MESEM’lere itilirken; devlet ‘Bu çocuklar nerede?’ diye sormuyor.
300 kadının katılımıyla kurulan el emeği pazarı, sadece ürünlerin sergilendiği bir alan değil; artan giderler karşısında kadınların omuzladığı geçim yükünün ve sessiz bir direncin meydanı oldu.
Esenyalı gibi büyük işçi mahallelerinde iftar çadırlarının kaldırılması, emekçi kadınları yoksulluk ile utanç arasında bir kıskaca hapsediyor.
'Belgesel; grev sırasında fabrikalardaki işçilerin yanında, onların eşleri, anneleri ve kız kardeşlerinden oluşan Kadın Acil Durum Tugayının örgütlenme sürecini anlatıyor.'
Çivisi çıkan dünyanın ve o çivinin pasıyla zehirlenmemizi uzaktan keyifle izleyenleri gördükçe, o çiviyi yerine takacak olanın bizler olduğunu yavaş da olsa anlamaya başlıyoruz...
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne hazırlanırken emperyalizme, barbarlığa, zorbalığa karşı mücadele eden kız kardeşlerimizden aldığımız güçle mücadeleye devam edeceğiz...
Yoksulluk, şiddet ve savaş birbirinden bağımsız değil. 8 Mart’a giderken Ekmek ve Gül; insanca ücret, güvenceli iş ve şiddetsiz bir yaşam için kadınları iş yerlerinde ve mahallelerde birleşik mücadele
‘Kadınların bu kadar araçsallaştırılması, metalaştırılması ve nesneleştirilmesi emperyalist yağma ve sömürünün tamamlayıcı pratiğidir. Sermaye; kadınları bedenen ve ruhen aşağılamadan hiçbir savaşa gi
Dünyada emperyalizme karşı mücadele hattını örmek kadınların yıllardır deneyimlediği ve nesilden nesile miras bıraktığı bir gereklilik olarak önümüzde duruyor.
‘İranlı kadınlar geçmişin ve bugünün yaralarının kaynaklarının dünün monarşisi, bugünün molla rejimi ve her zaman batı emperyalizminden kaynaklandığını biliyor.’
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN










































