DERGİMİZDEN
'Önümüzdeki yıl mücadeleyi baskı altına almaya çalışacakları aşikar. Ama mızrak çuvala sığmayacağı için elimizde olan tek şey birlikteliğimiz.'
2025 yılı mücadele ve direniş yılı oldu. Kadınlar bu yıl sokaklarda, meydanlarda, fabrikalarda, üniversitelerde hak gasplarına ve kadın cinayetlerine karşı haklarını savunmak için alanlardaydı.
‘Henüz tam anlamıyla kendilerinde o gücü, birlikte değiştirebilecekleri bir hayat olduğunu hissedemiyor olsalar da yine de her fırsatta yan yana gelmenin yollarını arıyorlar...’
‘Biz ölmüşüz, devletin haberi yok. Devlet eve gireni hesaplamıyor ki çıkanı hesaplasın. Ama patronun cebinden çıkacak her kuruşun hesabını yapıyor’
‘Güvenli kampüs talebimizden cezasızlığın son bulması ya da yeterli ışıklandırmaların yapılması talebimize kadar evde, okulda, yurtta, sokakta her yerde örgütlülüğümüzü yaşamak için büyüteceğiz.’
‘Umarım bu yeni yıl, düşlediğimiz günlere gebedir. Umarım 2026, daha eşit, daha adil, daha özgür ve insanca bir yaşamın kapısını aralar.’
Peri Tekstil işçisi Meral 2026 yılından beklentilerini yazdı...
‘Yeni olanın bizleri peşinden sürüklediği, umudun içimizi kalabalıklaştırdığı, sevinçle geçecek nice yıllarımız olacak çünkü çaremiz umudumuz.’
Dergimizin yıl sonu envanter sayısına katkı olması dileğiyle kaleme alınan bu mektup, bireysel mutsuzluğun toplumsal bir bunaltı çağına dönüştüğü bir yılın muhasebesini yapıyor.
Bu trajediye neden olan koşulların bir kader olmadığı ve tek mecburiyetimizin dayanışma olduğu gerçeği, hayatları birbirine benzeyen işçilerin hikayelerinde gizli.
Smart Solar işçisi Birgül Ünsal, düşük ücret dayatmasına karşı grevde özgürlük ve adalet için direnen kadınların sesi oluyor: ‘Korkmamız gereken tek şey, hakkımızı aramamak.’
İşçi sınıfının geçmiş kuşaklarının mücadele mirasını devralmanın, büyütmenin ve sonraki kuşağa devretmenin bir aracı olarak emeğin edebiyatına ihtiyacımız var...
Astım ve bronşit hastası olmasına rağmen çalışmaya devam eden işçi, boşanma sonrası tek başına ayakta durma mücadelesini, borç batağını ve çocuklarının güvencesizliğini dile getiriyor.
Tekstil işçisi Fatma Çelik, Tokat'taki Şık Makas fabrikasındaki 9 yıllık çalışma hayatında yaşadığı baskıyı, zorbalığı anlatıyor...
BİRTEK-SEN Malatya Temsilcisi Halime Sancak’ın aktardığı veriler ve saha deneyimleri, Malatya’da kadın işçilerin karşılaştığı derin sorunları gözler önüne seriyor.
Tüm bu koşturma, yorgunluk ve sinir, sadece bir gerçeği gösterdi: Sorun 5 bin lira değil, kaşıkla verip kepçeyle alan düzende. İşte bu yüzden, tüm bu yaşananlar anlatılmaya değer.
‘Hem aç kalmamızı istiyorlar hem de onları desteklememizi istiyorlar. Kusura bakmasınlar, yok öyle. Düştüğümde, aç kaldığımda beni kaldırmayan bu devleti destekleyemem.’
‘Neden her şeyin fiyatı yükselirken bizim aldığımız maaş aynı kalıyor?’
‘Yapılması etkili olacak tek hareket birlik olmak, el ele olmak ve ses çıkarmaktır.’
‘Annelerin gözyaşının, çocukların açlığının normalleştirildiği bu düzene razı değilim, razı olmayacağım. Ekmek de bizim, gül de bizim.’
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN










































