DERGİMİZDEN
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları Tuzluçayır’da savaş kaygısını büyüttü. Kadınlar hem olası füze tehdidini hem de savaşın yoksulluk ve göç üzerinden hayatlarına etkisini tartışıyor.
Akın Gürlek’in geçmiş kararları ve bugünkü vurguları, önümüzdeki dönemde hak alanlarının daralabileceğine işaret ediyor...
Savaş politikalarının yükünü en ağır biçimde sırtlanan kadınlar için barış hayati bir meseleyken, açıklanan son komisyon raporu kadınların somut taleplerine sağır kalıyor.
İşçi kadınlar, 8 Mart’a giderken çalışma koşullarını ve taleplerini yazdı...
Sağlık emekçisi kadınlar için nöbet listeleri sadece bir çalışma programı değil; kreşsizliğin, personel eksikliğinin ve ev içi yükün omuzlarda birleştiği politik bir gerçekliktir.
'Bize öğretmek istedikleri bu: Yerini koru, ses çıkarma, şanslı olduğuna inan. Dayatmak istedikleri şey ise net: Şans maskesi giydirilmiş bir çaresizlik.'
Mamaklı ev işçisi Yeter’in hikayesi yoksullukla, güvencesizlikle ve emeğini en yakınındakine bile kanıtlamak zorunda kalan milyonlarca kadının sessiz mücadelesiyle ortaklaşıyor.
Koroda, halk oyununda, kitap kulübünde… Ergazi’de kadınlar, birlikte öğreniyor ve dayanışıyor.
Yıllardır olduğu gibi bugün de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle Mamak sokaklarında yürüyeceğiz. Halaylar çekip dergimizin sayfalarını birlikte karıştıracağız.
'Adalete güvenim vardı' diyor Ayşe, ancak şimdi onun da yok olduğunu dile getiriyor. Bu sözler bir hayal kırıklığını içerse de aslında sistemsel bir soruna işaret ediyor.
‘Biz kadınlar daha fazla kız kardeşimizi kaybetmek istemiyoruz ve hesabını sormaya devam edeceğiz. Bahar Taş'a ne oldu? Rojin'e ne oldu? Gülistan Doku'ya ne oldu?’
Kardelen Mahallesi’nde yaşayan kadınlarla yaptığımız anket; güvenli ulaşım, sosyal alanlar ve şiddete karşı somut adımlar bekleyen kadınların ortak mücadelesini görünür kıldı.
‘Erkekler aptalca bir karar alsalar bile risk almış oluyorlar, kadınlar risk alınca adı duygusal karar oluyor. Yani “risk almak” ifadesi bile terminolojide erkeksileşmiş.’
19 Mart bir son değil; karanlık geleceğe karşı gençliğin attığı sağlam bir adımdır. Çünkü biliyoruz ki yaşamın ta kendisi, bu mücadelenin büyümesinden ve ilerletilmesinden geçiyor.
‘Tacizciyi değil mağduru koruyan, çocukları çocuk yaşta evlilik yoluyla istismara maruz bırakan bu düzeni değiştireceğiz.’
‘Ramazan ayı Bakanın laiklik ile hesaplaşmasına belki de vesile oldu. Buradan yarattığı gerilim ile uygulamalarına kılıf bulmak ve toplumda da bir yarılma yaratmak gayet elverişli görünmüş olmalı.’
MEB’in kültürel miras adı altında okullara dayattığı ramazan etkinlikleri, Mamaklı kadınlar arasında yoksulluk, ayrımcılık ve biat kıskacında tartışılıyor.
Yoksulluk nedeniyle okuldan kopan çocuklar merdiven altı atölyelere, çetelerin kucağına ve çocuk mezbahası MESEM’lere itilirken; devlet ‘Bu çocuklar nerede?’ diye sormuyor.
Sincan ve Etimesgut’ta görev yapan kadın öğretmenler, okulların ibadet alanına dönüştürülmesinin laik eğitimi zedelediğini ve öğrencileri ‘öteki’ haline getirdiğini vurguluyor.
Esenyalı gibi büyük işçi mahallelerinde iftar çadırlarının kaldırılması, emekçi kadınları yoksulluk ile utanç arasında bir kıskaca hapsediyor.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN










































