Kız kardeşlik köprüsü çağrımıza karşılık veren Ankara’dan bir drama eğitmeni Antep’te bir araya geldiği depremzede çocukların ve kadınların yaşadıklarını Ekmek ve Gül’e yazdı.

Güvenlik soruşturması gerekçesiyle işlerinden atılan ve 94. günde direnişlerine son veren Ege Üniversitesi işçilerinden bir kadın sesleniyor bize: ‘Bizi eve kapatmak istemelerine YETER diyelim.

Sorunlarla geçen evliliğinden tek başına mücadele ederek çıktı. Yaşama yine aynı kararlılık ve azimle sarıldı. Tuzla’dan Huriye yaşadıklarını anlatıyor.

Esnek çalışma sanki bütün kadınların tercihiymiş gibi yansıtılıyor. Oysa güvencesiz ve düşük ücretli işlerin “kadın işi” olarak tescil edilmesi, ayrımcılığı çok boyutlu olarak derinleştiriyor.

Sultangazi Ekmek ve Gül’den kadınlar kısacık da bir süre olsa nefes almak ve dayanışmak için bahar pikniğinde bir araya geldi. Kadınlar 1 Mayıs çağrısını da unutmadı…

Yoksulluk çocuklara, bebeklere devrediyor. Devredenin yoksulluk değil eşit, insanca yaşam olabilmesi için yoksulluğumuzda parmağı olanlara karşı daha çok dayanışmamız ve mücadele etmemiz gerekiyor.

Eğitimlerinden koparılan kız çocukları çok küçük yaşlarda zorla kaçırılıp evlendirilerek bir işkenceye mahkum olurken, bunun değişebileceğinin örneği oluyor Hirut ve Avukat Meaze’nin verdiği savaş.

Dergimizde kadınların her bir cümlesiyle, büyüttüğümüz umudun ve değiştirme azminin zerresini oluşturuyoruz. Bu zerreler sizinle büyüyecek biliyoruz…

İran’da 14 yaşındaki kız çocuğunun babası tarafından ‘namus’ gerekçesiyle öldürülmesi ve son 4 ayda 2 bin 700 kadının intiharı ülkeyi sarsmış durumda. İranlı E. Ava tartışmaların arka planını aktardı.

Dünya yeniden dizginsiz bir sömürü sisteminin pençesinde ağır sosyal felaketlere sürüklenirken 8 Mayıs 1945’i ve öncesini hatırlamak önem kazanıyor.

Her sohbetimizde bir arada olmanın önemini, bir arada olunca sözümüzün çoğaldığını; umutsuzluğun yerine dayanışma ve örgütlülük aldığında değişim yaratabileceğimizi konuşuyoruz.

Kitapta, ertelemenin altında yatan sebepler irdelenerek erteleme sorununu çözmek ve hayatı kolaylaştırmak üzere öneriler sıralanıyor

İşçi ve emekçi mahallerinde asgari ücretle geçinen ailelerin en önemli dayanağı zor günlerini birlikte göğüslemek, dayanışma ile hayata tutunmak. İşte emekçi bir mahalleden dayanışma örnekleri…

Barınma sağlanmayıp sokağa terk edilen Munzur Üniversitesi öğrencileri, güvencesizliğe ve eğitim hakkını kullanamamaya itiliyor.

Kadınlar bulundukları her alanda hem mücadele deneyimlerini dile getiriyor hem de 1 Mayıs İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü için çağrılarını haykırıyorlar...

Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği’ndeki dayanışma ağının bir parçası olan ekmek dağıtımı da kadınların çare arayışının bir durağı oluyor.

Çarlık’ın ve Rus burjuvazisinin barbarlığı altında ezilen işçi kadınların ekmek ve barış için örgütlenmesi, eşit ve sömürüsüz bir dünya için mücadelenin fitilini ateşledi.

İki farklı dönemde Türkiye’ye gelen Selva ve Zahra’yla son dönemde artan ırkçı söylemleri ve saldırıları konuşmak isterken, derin bir yokluk ve yoksulluk hikayesiyle karşılaşıyoruz.

‘Haykırmak istedim ve kalemimle çığlıklar atmaya başladım. Amacım şiir değildi. İçimdeki savaşları, buluşları, sevinçleri ve ertelenmeyi haykırmaktı.’

Ege Üniversitesi’nden Sözdar’ın üniversite okumak ve iyi bir eğitim almak için tek başına verdiği mücadele dönüp dolaşıp “kutsal aile” ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine takılıyor.

Editörden