‘Bir kadın öğrencinin eğitimine devam edebilmesi ile özgürce yaşayabilmesi, tüm bu iç içe geçmiş politikalarla doğrudan bağlanıyor.’

Kadınlar ‘Ya işten atarlarsa beni’ diyorlar. Cesaret edip bu tacizlere karşı koyma gücünü bulsak başka türlü olur. Öyle bir iltifat, dostça bir omza el atma olmadığını çok iyi biliyor kadınlar.

‘Yapılacak en önemli şey, kadın mücadelesinin temel dinamiğinin bu ülkede yaşam hakları ellerinden alınan geniş kadın kesimleri olduğu vurgusunu defaatle yaparak, mücadelenin eksenini genişletmek…’

Kim durup dururken boşanmak ister ki? İnsanlar zaten yaşanan belirli olaylardan sonra bu aşamaya geliyor. Peki arabuluculuk sistemi hayata geçerse bu süreci nasıl etkiler?

'Sağlık emekçileri diğer sendikalardan ya da sendikasız sağlık emekçileriyle bir birlikteliği sağlayamadığı için ses çıkarmak konusunda inanılmaz kaygı duyuyorlar.'

10 Ekim 2015’te Ankara Garı’nda IŞİD’in gerçekleştirdiği bombalı saldırıda yaşamını yitiren arkeoloji öğrencisi Dilan Sarıkaya’nın annesi Nesligül Sarıkaya’dan mektup var...

9 Mayıs 1945’te Nazi Almanyası’nın teslim oluşuna kadar 55-60 milyon insanın ölümüne, milyonlarcasının sakat kalmasına neden olan faşizm kadın işçilerin çalışma yaşamını nasıl etkiledi?

‘Deprem için vergiler toplandı ama bir yatırım yapılmadı. Daha doğrusu herkes kendi cebine yatırım yapıyor. İnsanlara yatırım yapılmıyor.’

Cinsel kimlikleri ya da cinsel yönelimleri nedeniyle ötekileştirilen LGBTİ+'lar hemen her alanda ayrımcılığa maruz kalıyor.

Ömrü yoklukla geçen Hediye, tekstildeki işinden olunca aylarca işsiz kalıyor, pazardan çıkma ürün topluyor. Sonunda bir işe giriyor ama koşulları umduğu gibi olmuyor…

2018 yılı kadınların dilediği bir yıl olsa bakın neler olur, ülkede, dünyada neler değişir...

Dergimizin orta sayfasında 'Neden boşanmalarda arabuluculuk istemiyoruz?' sorusuna yanıtları zorlu boşanma süreçlerinden geçmiş kadınlar veriyor.

Yıllar sonra, İzmir göçmenliği yetmedi ki, yolumuz Fransa’nın bir ucuna düştü. Ama kadının gücü her yerde olduğu gibi burada da kendini gösterdi.

Kadınların ‘uzlaşmasını’ istedikleri bir bakıma kölelik aslında; her ne olursa olsun boyun eğilecek, “ailenin bekası için” içinde kalınacak bir hapishanede yaşamakla uzlaşmak...

Dudullu OSB’de Beybi Eldiven fabrikasında çalışan kadın işçiler anlatıyor: ‘Bize bakıp aldanmayın. Üstümüz temiz, yüzümüz gülüyor diye durumumuz iyi değil. Hepimizin çok derdi var.’

Ben açık bir kadınım, yan masamda çarşaflı bir kadın arkadaşım çalışıyor. Birlikte yiyor, birlikte iş yapıyor, günün bir kısmını birlikte geçiriyoruz. Hiçbir konuda da ayrı düşmüyoruz. Neden sizce?

Alibeyköy’de kahvaltıda buluşan kadınlar hem sorunlarını anlattı hem çözüm yollarını tartıştı. Bu tür buluşmaların kendilerine güç verdiğini söyleyen kadınlar konuşmakla kalmadı türküler de söyledi.

'Aile evi isminden gelen genel bir güven duygusunun çoğumuzda bulunmadığını görmek bizleri şaşırttı. Hepimiz evlere döndüğümüzde bir taraflarını saklamak zorunda kalan küçük çocuklara dönüşüyorduk.'

Küçücük yaşta girdiği çerçeve fabrikasında tinerle vernikle çerçeve temizlediğini, böyle çalışarak büyürken kendisini hiç tanımadığı birinin istemeye geldiğini anlatıyor Meral...

Hastanelerden, evlere, iş yerlerimizden, sokağa yaşadığımız, şiddete, eşitsizliğe karşı başka bir yol var diyoruz…

Editörden