Homofobi nedir?
Cinsel kimlikleri ya da cinsel yönelimleri nedeniyle ötekileştirilen LGBTİ+ bireyler hemen her alanda ayrımcılığa maruz kalıyor.

Eş cinsellere ya da eş cinselliğe karşı duyulan korku, nefret, hoşnutsuzluk ve ayrımcılık: Homofobi. Eş cinsel korkusu olarak da çevrilebilir dilimize. Farklı cinsel yönelimleri ve kimlikleri bulunan insanlara yönelik korku ve nefret duyulması anlamında kullanılmakla birlikte, kişinin eş cinsel duygular hissedebilmesi durumunda yaşadığı korku olarak da karşımıza çıkar.

Homofobi kavramı ilk kez 1972’de Amerikalı psikolog George Weinberg tarafından kullanılıyor. Weinberg, homofobiyi ‘aynı’ ve ‘korku’ kavramından yola çıkarak farklı cinsel yönelimleri olan insanlara karşı duyulan akıl dışı korku olarak açıklıyor.

Uzunca bir dönem psikiyatrlar ve çeşitli gruplar eş cinselliği cinsel yönelim sapması, psikopatolojik bir durum ya da sapkınlık gibi ifadelerle etiketledi.

Ancak 1973 yılında Amerikan Psikiyatri Birliği, Ruhsal Bozuklukların Tanı ve İstatiksel El Kitabı’ndan eş cinselliğin bir ruhsal bozukluk olduğu kanısını kaldırdı. Dünya Sağlık Örgütü ise Uluslararası Hastalık Sınıflandırması ile eş cinselliği 1992 yılında sağlık sorunu olmaktan çıkardı. (KaosGL, 215) Türkiye’de de eş cinsellik ruhsal hastalık olarak tanımlanmıyor.



EŞ CİNSELLİK HASTALIK DEĞİL, CİNSEL YÖNELİM
Eş cinsellik bir hastalık ya da tercih değil, cinsel yönelimdir. Kısaca bahsedersek, cinsel yönelim kavramı “kişinin doğumla tanınmış cinsiyet ifadesi ne olursa olsun, aynı ve/veya farklı cinsiyetteki kişilere karşı duygusal, romantik ve cinsel çekimini” ifade eder. Heteroseksüel, homoseksüel ve biseksüel gibi kavramlar cinsel yönelimi belirtir.

Kadınların erkeklere karşı ikincil konumda olduğu ataerkil düzen, toplumsal cinsiyet rolleri ve cinsiyete dayalı her türlü ilişkinin sadece karşı cinsiyetten bireyler arasında olabileceğini iddia eden heteronormatif kültür ise bunun aksini dayatır. Heteroseksizm, eş cinselliği doğaya aykırı cinsellik olarak tanımlar ve insan ilişkilerinin sadece kadın-erkek arasında olabileceğini savunur. Bunun dışındaki tüm duygusal ve cinsel ilişkinin hastalıklı olduğunu ileri sürer.

Heteroseksüelliğe nazaran daha az oranda olması, eş cinselliğe yönelik ayrımcılığın nedenlerinden biri. Eş cinsellik, cinsel gelişim süresince çoğunlukla ergenlikte birey tarafından fark edilir. Biyolojik ya da sosyal belirleyicileri ne olursa olsun, yönelim kişi tarafından ya da tedavi ile değiştirilebilir bir durum değildir. Bireyin tercihleri sonucunda oluşmaz. Yönelim, uluslararası ve ulusal hekim örgütlerince sağlıklı bir durum olarak kabul edilmiş bile olsa, eş cinselliği kabul etmeyen toplumların bir çoğu, LGBTİ+ (Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Trans, İnterseks+) bireylere verilen hakları görmezden gelip günümüzde LGBTİ+ bireyleri devamlı olarak ötekileştiriyor, öldürüyor.

Türkiye’nin en köklü LGBT hakları örgütü olan Kaos GL tarafından yayınlanan bir rapora göre, birçok ülkede eş cinsellik suç ve yasadışı olarak kabul ediliyor. Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen, Suudi Arabistan, Suriye, Sudan, Pakistan, Özbekistan, Nijerya, Mısır, Malezya, Lübnan, Libya, Kuveyt, Katar, Filistin, Fas gibi İslam Konferansı Örgütüne üye 23 ülkede idam, hapis, kırbaçla cezalandırılıyor. Arnavutluk, Azerbaycan, Bosna Hersek, Türkiye, Kazakistan ve Kırgızistan da ise eş cinsellik yasalarda suç sayılmıyor.

TÜRKİYE AVRUPA’DA EN ÇOK NEFRET CİNAYETİ İŞLENEN ÜLKE
2008-2016 yılları arasında işlenen nefret cinayetleriyle ilgili bir raporda, homofobinin yüksek olduğu Türkiye Avrupa’da birinci, dünyada dokuzuncu sırada yer alıyor. İtalya, İspanya, Britanya ve Fransa da bu raporda yer alıyor.

Dünya genelinde trans cinayetlerinin en çok yaşandığı ülke ise Brezilya. Brezilya’yı Meksika ve Amerika izliyor. Kolombiya, Venezuela, Honduras, Hindistan, Arjantin ve Filipinler de nefret cinayetlerinin yaşandığı ülkeler arasında.

2016 yılında ABD’nin Florida kentinde eş cinsellerin gittiği bir gay bara yönelik saldırı homofobinin korkunç yüzünü ortaya koyuyor. Tarihe Orlando Katliamı olarak geçen bu katliamda 50 kişi yaşamını yitirmiş, 53 kişi yaralandı. O yıl düzenlenen Onur Yürüyüşü’ne 150 binin üzerinde insan katıldı ve bu katliama tepki gösterdi.

İHRAÇ, BASKI, TUTUKLAMA, TACİZ...
LGBTİ+ hareketi kamuya medyanın gücü ile ‘sapkın-sapık-lut’ kavmi olarak gösteriliyor. 1947-1950 yılları arasında ABD’de eş cinsellik şüphesinden dolayı 1700 federal iş başvurusu reddedildi, 4380 kişi ordudan ihraç edildi, 420 kişi de hükümet işlerinden atıldı. 1950-1960 yılları arasında FBI ve polis teşkilatlarında bilinen eş cinsellerin en çok uğradıkları yerler listelendi, arkadaşlarının evlerine baskınlar yapıldı. Eş cinsellere hizmet eden barlar mühürlendi ve tutuklanan müşteriler yerel gazetelerde hedef gösterildi.

Devletin eş cinselleri mahallelerden, parklardan, barlardan, yaşam alanlarından kovma uğraşı sürdü. Üniversitelerde eş cinsel olduğu düşünülen eğitmenlerin işlerine son verildi. LGBTİ+ bireyler fiziksel, psikolojik ve cinsel tacize uğradı, tutuklandı ya da akıl hastanelerine kapatıldı.

Türkiye’de homofobiye karşı ayrımcılık, nefret söylemi ve nefret suçlarını düzenleyen bir yasa olmaması nedeniyle ‘haksız tahrik’ indirimleri, homofobik nefret suçlarında da ayrımcı bir şekilde uygulanıyor. Cinsel kimlikleri ya da cinsel yönelimleri nedeniyle ötekileştirilen LGBTİ+ bireyler ifade özgürlüğünden çalışma hayatına kadar pek çok alanda ayrımcılığa maruz kalıyor.


STONEWALL DİRENİŞİ VE ONUR YÜRÜYÜŞÜ
28 Haziran 1969 yılında New York’un Greenwich Willage bölgesindeki ‘Stonewall Inn’ adlı bir bara yapılan baskın, devletin LGBTİ+ bireylere şiddetini ortaya serdiği gibi, gey ve lezbiyenlerin sergiledikleri direniş bakımından da tarihe geçmiştir.
Stonewall, eş cinsellerin rahatlıkla eğlenebildikleri bir bardır ve rutin olarak polisler tarafından basılır. O gece, barın müşterileri baskı şiddet ve tacize karşı bardakiler baskına karşılık vererek direnmişlerdir. Sabaha kadar süren ve sonraki günlerde de bar çevresindeki sokaklarda devam eden direniş gey ve lezbiyenlerin Amerikan tarihinde kendilerine karşı sürekli bir şiddet takınan devlet güçlerine karşı ilk direnişidir.
Stonewall, LGBTİ+ hareketinde bütün dünyada tarihsel bir dönüm noktası olur. Stonewall Direnişi’nin yıldönümü dolayısıyla her yıl haziran ayının son haftası Onur Haftası olarak örgütleniyor ve Onur Yürüyüşü yapılıyor.

İlgili haberler
Kıvılcım Arat anlatıyor: Uluslararası Homofobi ve...

Bugün Uluslararası Homofobi ve Transfobiye Karşı Mücadele Günü... Tüm nefret söylemlerine, şiddete,...

GÜNÜN CİNSİYETÇİSİ: ‘Eşcinsel aslanların tedaviye...

Kenya'da, erkek aslanların cinsel ilişkiye girmesi 'Homoseksüel bir çifti görüp kötü etkilenmişler'...

GÜNÜN BELGESELİ: Benim Çocuğum

Çocuğunuz size eş cinsel, biseksüel veya transseksüel olduğunu açıklarsa ne olur? ‘Benim Çocuğum’ be...