Ravive katliamının 1. yılında 8 Kasım yürüyüşüne çağrı
Ravive Kozmetik'in yıkılan enkazı önünde konuşan EMEP Genel Başkan Yardımcısı Arzu Erkan, 7 işçinin yaşamını yitirdiği faciada tahliyelere tepki gösterdi, 8 Kasım'da anma yürüyüşüne çağırdı.

Dilovası’nda Ravive Kozmetik fabrikasının yıkılan binasının önünde açıklama yapan Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Arzu Erkan, iş cinayetinin birinci yılında adalet çağrısı yaptı. Erkan, davadaki tahliyelere ve denetimsizlik zincirine dikkat çekerek “Dilovası Soma olmasın, Dilovası Hendek olmasın” dedi.
Dilovası’nda 8 Kasım 2025’te meydana gelen yangında 7 işçinin hayatını kaybetmesinin üzerinden bir yıl geçiyor. Katliamın birinci yıl dönümü öncesinde kamuoyuna çağrıda bulunan Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Arzu Erkan, Ravive Kozmetik fabrikasının yıkılan binasının önünde açıklama yaptı. Erkan, geçen bir yılda yürütülen dava sürecini, iş yerindeki denetimsizliği ve kadın işçilere dayatılan güvencesiz çalışma koşullarına ilişkin konuştu.
Yangının ardından binaya yıkım kararı verildiğini hatırlatan Erkan, işçilerin kayıt dışı, sigortasız ve düşük ücretlerle çalıştırıldığını hatırlattı. İş yeri hakkında yıkım kararı bulunmasına rağmen ruhsatlandırıldığını belirten Erkan, “Ravive Kozmetik’te can veren kadın işçiler kayıt dışı, sigortasız ve düşük ücretlerle çalıştırılıyorlardı. Hem de nasıl bir iş yerinde? Hakkında yıkım kararı verilmiş ama buna rağmen iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatı verilmiş bir yerde. Yangın merdiveninden küçük bir yangın söndürme tüpüne kadar her türlü güvenlik önleminden mahrum bir şekilde çalıştırılıyorlardı. Aslında bir yıl önce de bütün bunlar bütün çıplaklığıyla ifade edilmişti. Üstelik burada yaklaşık on tane CİMER şikâyeti olmasına rağmen bu iş yeri denetimlerden geçebilmeyi başardı. İş yerinde kayıt dışı, sigortasız göçmen işçilerin çalıştırıldığına, patlayıcı ve yanıcı maddelerle yapılan üretimin hem işçilere hem de mahallede yaşayan yurttaşlara yaratacağı risklere dikkat çeken, denetim isteyen şikâyetlere rağmen çoğu zaman denetlenmedi.” dedi.

‘Tahliyeler cezasızlık pratiğini akıllara getiriyor’ 
Davanın 3 Kasım’da görülen beşinci duruşmasında yaşanan tahliyelere dikkat çeken Erkan, işçilerin ve ailelerin tanıklıkları ile belgelerin, davada esas patron olarak ifade edilen Ali Osman Akat ile Ravive Kozmetik arasındaki bağlantıyı ortaya koyduğunu belirtti. Akat’ın yanı sıra daha önce firari sanık olan Abdurrahman Bayat’ın da tahliye edildiğini hatırlatan Erkan, “Şu anda davada, üçü şirket sahibi, üçü kamu görevlisi olmak üzere toplam altı tutuklu var. Beş duruşma boyunca adalet talep eden aileler, çeşitli gerekçelerle tutuklu yargılanan sanıkların tahliyesine de tanıklık etmiş oldular. Bugün geldiğimiz noktada, beşinci duruşmada yaşanan tahliyeler, bundan önceki iş cinayeti davalarında da ortaya çıkan cezasızlık pratiğini akıllara getiriyor. Bu cezasızlığı önleyecek, Dilovası için gerçek bir adaletin sağlanmasını mümkün kılacak olan da bu iş cinayeti davasına, bu denetimsizlik ve tedbirsizlik düzenine birlikte karşı çıkmak ve davaya sahip çıkmaktır.” diye konuştu.
‘Kadınlara esnek ve güvencesiz çalışma reva görülüyor’
Ravive Kozmetik’te yaşananların kadın işçilere dayatılan çalışma ve yaşam koşullarını da ortaya koyduğunu belirten Erkan, iktidarın Ulusal İstihdam Strateji Belgesi ve Aile Yılı politikalarına da değindi. 2025-2028 yıllarını kapsayan Ulusal İstihdam Strateji Belgesi’nde esnek ve güvencesiz çalıştırma biçimlerinin yaygınlaştırılmasının öngörüldüğünü ifade eden Erkan, “Ravive Kozmetik bir şeyi daha gösterdi aslında: Kadınlara, kız çocuklarına reva görülen çalışma ve yaşam koşullarını. İktidar, Ulusal İstihdam Strateji Belgesi’yle kadın işçilere, kız çocuklarına reva gördüklerini bir kez daha ilan etmiş oldu. Neydi reva gördükleri? Esnek ve güvencesiz çalıştırma biçimlerinin yaygınlaştırılmasıydı. Bunun sonucu taşeron işçiliğin, fason üretimlerin yaygınlaştırılması ve kayıt dışılığa göz yumulması. Ravive Kozmetik, hem Ulusal İstihdam Strateji Belgesi’yle hem de Aile Yılı’yla kadınların nasıl ev içi angaryaya hapsedildiğini, esnek ve güvencesiz çalıştırma biçimleriyle kadınlara reva görülen çalışma ve yaşam koşullarının tablosunu ortaya koyuyor. Bu iş cinayetine karşı çıkmak, aynı zamanda tam zamanlı, güvenceli, sendikalı, örgütlü bir çalışma hayatına sahip çıkma mücadelesiyle de birleşiyor.” dedi.
‘Aileler rüşvet tekliflerine rağmen geri adım atmıyor’
Ailelere davadan vazgeçmeleri için çeşitli teklifler yapıldığını hatırlatan Erkan, ailelerin yanı sıra avukatların, sendikaların ve emek örgütlerinin de davaya sahip çıktığını ve kamu görevlilerinin yargılanmasının bu mücadelenin sonucu olduğunu ifade ederek “Bu davada ilk kez kamu görevlileri yargılanıyor. Bir iş cinayeti davasında kamu görevlilerinin yargılanması, üçünün tutuklu olması bile ailelerin, işçi sendikalarının, emek örgütlerinin, İSİG Meclisinin ve siyasi partilerin birlikte verdiği mücadelenin bir sonucu. Beş hafta boyunca Gebze Kent Meydanı’nda aileler adalet nöbeti tuttular. Bu adalet nöbetinin ardından hem şirketler hem de kamu görevlileri yönünden yürütülen soruşturma dosyası birleştirildi ve bugün kamu görevlileri de yargılanıyor.” dedi.
‘Adaleti ancak birlikte mücadelemizle sağlayabiliriz’
İş cinayetlerinde cezasızlık pratiğinin Soma ve Hendek davalarında da görüldüğünü hatırlatan Erkan, “Dilovası Soma olmasın, Dilovası Hendek olmasın” çağrısı yaptı. 8 Kasım’da düzenlenecek anma ve yürüyüşe katılım çağrısında bulunan Erkan, “8 Kasım’da bir kez daha hep birlikte Dilovası için adalet talebimizi yenileyeceğiz. Ama şunu biliyoruz: Adaletin gerçekten sağlanabilmesi, her davaya sahip çıkmakla, dava sürecinin bir parçası olmakla, aynı zamanda çalıştığımız iş yerinde, yaşadığımız mahallede, hayatın aktığı her yerde bize reva görülen esnek, güvencesiz çalıştırma biçimlerine karşı birlikte mücade etmekle mümkün. Biz sadece 8 Kasım’da birinci yılında gerçekleşecek anmaya ve yürüyüşe katılmayı değil, hep birlikte mücadeleye çağırmak istiyoruz bütün kadın emekçileri. Adaleti ancak birlikte mücadelemizle sağlayabiliriz.” ifadelerini kullandı.


Editörden