Önümdeki yol puslu ve zor bir yoldu. Nafaka talep etmemiştim, kızlarımın velayeti bana verilmişti ama maddi yetersizliklerden onları yanıma alamamıştım.

Bu halıların her santiminde 1600 ilmek vardı ve günde ortalama birkaç milim yüksekliğinde dokunabiliyordu. Günlük 7,5 lira karşılığında iki büklüm bir halde binlerce ilmek!

İşten atılmanın yasak olduğu pandemi sürecinde Kod 29 ile işten atılma tehdidi ile yüz yüze olan metal işçisi kadınlar çalışma koşullarını ve üzerlerindeki baskıyı anlatıyor.

Tüm çocukların; çocukluklarını yaşaması, okuma heveslerine ket vurulmaması ve hayallerini süsleyen hayatları yaşaması için mücadelemiz hep sürecek!

Savaş politikalarının yükünü en ağır biçimde sırtlanan kadınlar için barış hayati bir meseleyken, açıklanan son komisyon raporu kadınların somut taleplerine sağır kalıyor.

'Bize öğretmek istedikleri bu: Yerini koru, ses çıkarma, şanslı olduğuna inan. Dayatmak istedikleri şey ise net: Şans maskesi giydirilmiş bir çaresizlik.'

Yıllardır olduğu gibi bugün de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle Mamak sokaklarında yürüyeceğiz. Halaylar çekip dergimizin sayfalarını birlikte karıştıracağız.

'Adalete güvenim vardı' diyor Ayşe, ancak şimdi onun da yok olduğunu dile getiriyor. Bu sözler bir hayal kırıklığını içerse de aslında sistemsel bir soruna işaret ediyor.

‘Erkekler aptalca bir karar alsalar bile risk almış oluyorlar, kadınlar risk alınca adı duygusal karar oluyor. Yani “risk almak” ifadesi bile terminolojide erkeksileşmiş.’

‘Tacizciyi değil mağduru koruyan, çocukları çocuk yaşta evlilik yoluyla istismara maruz bırakan bu düzeni değiştireceğiz.’

Esenyalı gibi büyük işçi mahallelerinde iftar çadırlarının kaldırılması, emekçi kadınları yoksulluk ile utanç arasında bir kıskaca hapsediyor.

Dosyamızda işçi- emekçi kadınların kendi özgün talepleriyle sınıf mücadelesinde nasıl güçlenebileceklerini inceliyoruz.

Bugün ‘ateş düştüğü yeri yakar’ söylemini çoktan geride bırakmış durumdayız. Ateşin düştüğü yeri değil, hepimizi yaktığı bir dönemden geçiyoruz.

'Bir ilişkide sınırlar nerede başlar, sevgiyle kontrol arasındaki o ince çizgi tam olarak nerede silikleşir? Bunları daha net görmek istedim.'

Sincan’a zehir saçan Erkunt Döküm Fabrikasını, Sincanlı emekçi kadınlarla konuşuyoruz...

‘Benim babam memurdu; işçi sınıfını pek bilmezdim. Eşim sayesinde yeni yeni öğreniyorum. Patron senden aldığını sana veriyor, onu da eksik veriyor; üstüne bir de lütufmuş gibi sunuyor.’

Geçim sıkıntısı nedeniyle çocuğunu MESEM’e gönderen Sevim, Ostim’deki çalışma şartlarını anlatıyor.

Yıllarca çalışan emeklilerin hayalleri ile gerçekleri arasındaki uçurum ortada. Hayalinde insanca bir yaşam olan emekli kadınlar, gerçeğin 'market market fiyat takibi' olduğunu anlatıyor.

Asgari ücretin açlık sınırının altında kalması patronları cesaretlendirdi. Fabrikalarda ücretler eşitlenirken, işten atılma tehdidiyle karşılaşan işçiler öfkeli...

Editörden