İlke IŞIK

İktidarın politikaları öldürdü Emine’yi

Devletin kadınları sıkıştırdığı şiddet cenderesi, kadınları korumayan, şiddetle onları baş başa bırakan, hatta şiddeti bizzat yaratan ve körükleyen sisteminiz öldürdü Emine’yi.

Suruç’u da sorumlularını da unutma

Davutoğlu, bir dönem birlikte yürüdükleriyle hesaplaşma derdinde. Ama şunu bilsin; o her konuştuğunda biz Suruç’ta öldürülen çocukları hatırlayacağız, 10 Ekim katliamı sonrası sözlerini unutmayacağız.

Neler yaptığınızı ve yapmadığınızı çok iyi biliyoruz!

Dünyanın öbür ucundan on yedi yılda biz kadınlar için şunu yaptık bunu yaptık demenin çok bir anlamı yok artık. Neler yaptığınızı ve yapmadığınızı çok iyi biliyoruz.

Sandığa giderken 17 yılı unutmayalım

17 yıldır kadınlar yokmuş gibi davranan, şimdi bin bir dolapla seçim kazanma derdinde olan iktidara sormak gerekiyor ‘17 yıldır ne yaptınız!’

İktidar ömrünü uzatsın diye, niceler ‘Terörist’ ilan edildi

İktidar ömrünü uzatmak için çok şey yaptı şimdiye kadar. Her şeye oya tahvil edildi, seçim kazanmak için her yol mübah görüldü. Şimdi yeni bir seçim arifesindeyiz...

Dayanışma ile ayakta durmaya çalışıyoruz

Avukat İlke Işık, geçtiğimiz hafta tanıklık ettiği 3 kadın davasını yazdı: ‘Dayanışma ile ayakta durmaya çalışıyoruz. Dayanışmanın gücüne inanalım kadınlar, elimizdeki en kıymetli şey o çünkü.’

Yeniden yapabiliriz

Kendi çıkarları için istediği hukuksuzluğu yapanlarla yolumuz aynı değil. Onlar kendi yolunda devam ederken, biz dayanışmanın, barışın yolunu çizebiliriz. 31 Mart’ta yaptık, niye yeniden yapmayalım!

Her günümüz bir yıl gibi

Bir haftada neler yaşadık neler... Tek tek sayınca haftanın başında yaşadıklarımızın bazılarını unutmuş bile oluyoruz...

Diktatörlere karşı, bilimin ışığında ‘Kadınlar’

Kadınları görmezden gelen yönetenlerin, şiddetin her türüne itaat etmemiz tavsiyeleri ile geçirdiğimiz günleri düşünüp, kız kardeşlerimizin başarıları ile mutlu olmayı ihmal etmeyelim.

Bu ‘bir aşk hikayesi’ değildi(r)!

‘Bizimkisi bir aşk hikayesi’ diyorlar ya, İstanbul’u aşkımız, sevgilimiz ilan etmişlerdi ya, bu erkeklerin kadınları öldüren sevgilerinden hiç farksız değil. Öldüren sevgi istemiyoruz...

31 Mart sonun başlangıcı olsun

Değişmez hiçbir şey, sandıklarda oy çalarlar, bir şey yapamayız diye düşünmeyin. Önemli olan vereceğimiz karar. O karardan o kadar korkuyorlar ki korkularımıza oynayarak seçim propagandası yapıyorlar…

Siz biraz susun artık!

İşverenler, her fırsatta cinsiyetçiliklerini yüzümüze vuran kardeş, sevgili, eş olan erkekler, hayatımızı cehenneme çevirmeye çalışan siyasal iktidarın temsilcileri... Hepiniz bir susun gerçekten!

Binali Bey (!) kadın düşmanlığında çıtayı yükseltiyor

Boşanmayın, itaat edin, boşanırsanız nafaka almayın, çalışmayın, çalışırsanız da ‘görevlerinizi’ aksatmadan çalışın diyorlar bize. Yani yoksulluktan kırılın, mutsuz yaşayın, hatta yaşamayın diyorlar..

Kadınlar için hizmet üretmeyen belediye ne işe yarar ki?

31 Mart günü şehirlerde yaşayan kadınlar olarak şehrin sahipleri gibi davranalım olmaz mı? Bize hep şehrin kenarı köşesindeki insanlar muamalesi yaptılar yetmez mi?

Şule Çet ve hepimiz için adalet…

Attığımız her adımı, ağzımızdan çıkan her sözü, giydiğimiz her bir kıyafeti defalarca düşünen kadınların ülkesinde suçlunun kim olduğu çok açık.

Türkiye Kadın Buluşmasının ardından...

İlke Işık Kadınlar Birlikte Güçlü buluşmasında ve sonrasında yürüyen tartışmaları yazdı: Ne oldu, ne olmadı?

NAFAKA ÇALIŞTAYI: Asıl sorunu nafakasını alamayan kadınlar yaşıyor

Ankara Barosunun düzenlediği Nafaka Çalıştayında asıl sorunun kadınların mahkeme kararıyla kesinleşmiş nafakayı bile alamaması olduğu ortaya çıktı.

Bu kışkırtmanın bize faydası yok

Yaşam tarzlarımızla, giyim kuşamımızla uğraşan, bize sürekli bir şeyler dayatan, 16 yıllık iktidarı boyunca en sevdiği söz ‘benim başörtülü bacılarım’ olan iktidarla bizim derdimiz; birbirimizle değil

Kadınız biz…

Kadınız biz, bunu hatırlayalım 2019’a girerken. Ne kadar itip kakmaya çalışsanız da bir yerlerde kız kardeşlerimiz bunu haykırıyor işte.

Endişeliyiz…

Maden kazalarında ölen yüzlerce işçi, belediye otobüsü kazaları, çöken kaldırımlar, tren kazaları... Peki tüm bunların hesabını kim verecek gerçekten!