İlke IŞIK

Siz biraz susun artık!

İşverenler, her fırsatta cinsiyetçiliklerini yüzümüze vuran kardeş, sevgili, eş olan erkekler, hayatımızı cehenneme çevirmeye çalışan siyasal iktidarın temsilcileri... Hepiniz bir susun gerçekten!

Binali Bey (!) kadın düşmanlığında çıtayı yükseltiyor

Boşanmayın, itaat edin, boşanırsanız nafaka almayın, çalışmayın, çalışırsanız da ‘görevlerinizi’ aksatmadan çalışın diyorlar bize. Yani yoksulluktan kırılın, mutsuz yaşayın, hatta yaşamayın diyorlar..

Kadınlar için hizmet üretmeyen belediye ne işe yarar ki?

31 Mart günü şehirlerde yaşayan kadınlar olarak şehrin sahipleri gibi davranalım olmaz mı? Bize hep şehrin kenarı köşesindeki insanlar muamalesi yaptılar yetmez mi?

Şule Çet ve hepimiz için adalet…

Attığımız her adımı, ağzımızdan çıkan her sözü, giydiğimiz her bir kıyafeti defalarca düşünen kadınların ülkesinde suçlunun kim olduğu çok açık.

Türkiye Kadın Buluşmasının ardından...

İlke Işık Kadınlar Birlikte Güçlü buluşmasında ve sonrasında yürüyen tartışmaları yazdı: Ne oldu, ne olmadı?

NAFAKA ÇALIŞTAYI: Asıl sorunu nafakasını alamayan kadınlar yaşıyor

Ankara Barosunun düzenlediği Nafaka Çalıştayında asıl sorunun kadınların mahkeme kararıyla kesinleşmiş nafakayı bile alamaması olduğu ortaya çıktı.

Bu kışkırtmanın bize faydası yok

Yaşam tarzlarımızla, giyim kuşamımızla uğraşan, bize sürekli bir şeyler dayatan, 16 yıllık iktidarı boyunca en sevdiği söz ‘benim başörtülü bacılarım’ olan iktidarla bizim derdimiz; birbirimizle değil

Kadınız biz…

Kadınız biz, bunu hatırlayalım 2019’a girerken. Ne kadar itip kakmaya çalışsanız da bir yerlerde kız kardeşlerimiz bunu haykırıyor işte.

Endişeliyiz…

Maden kazalarında ölen yüzlerce işçi, belediye otobüsü kazaları, çöken kaldırımlar, tren kazaları... Peki tüm bunların hesabını kim verecek gerçekten!

Şiddetten kaçan göçmen kadınların hikayesi...

Göçmenler bu ülkenin bir parçası artık, birlikte yaşayacağız ve birlikte daha güzel bir hayat için mücadele edeceğiz.

‘Adalet’ işte böyle tehlikeli bir şey!

Eşit kabul edilmediğimiz ülkedeki adalet anlayışı; hava karardıktan sonra kadının sokakta olmasını adil bulmayabilir, kadınların daha düşük ücret alması gayet adil kabul edilebilir...

Buralara benzer bir hikaye...

Çizilen sınırları aşan, diktatöre karşı mücadele için kanat çırpan ‘kelebekleri’ anıyoruz. Mirabal Kardeşlerin ülkesi bu coğrafyaya uzak olsa da yaşananlar ne kadar da benzer aslında...

25 Kasım’da meydanlara, alanlara, dayanışmaya

25 Kasım’da dünyanın her yerindeki kadınlarla birlikte ses çıkarmanın zamanı. Üzüntümüzü, derdimizi, isyanımızı, öfkemizi yanımıza alıp sokağa çıkmanın zamanı…

Bunun adı şiddet: Yutmuyoruz

Medyanın ‘erkekler kadınlara vurabilir, bu sevgiden kaynaklıdır, olağan görülmesi gerekir’ mesajlarına da; kadınların canını alan, hayatını zindana çeviren şiddetin aklanmasına da izin vermeyeceğiz.

Erkekler… Erkeklik

Cinsel saldırı faili olan Arda Turan ‘Sıla’nın yanındayım’ dedi. Mustafa Ceceli dayanışma mesajı gönderdi. Bu adamlar hayatta var olmaya devam ediyorlar. Ahmet Kural’ın da cesaretinin kaynağı işte bu!

#SeninleyizSıla peki nasıl?

Hepimizi güçlendirdiğin, yüreklenmemize neden olduğun, sustuklarımızı, sessiz kaldıklarımızı hatırlattığın ve ‘bir daha yapmayacağım’ dememize neden olduğun için… Binlerce kez teşekkürler sana Sıla.

Nafakaya göz diken devlet!

‘Nafakayı kaldırmak isteyenler! Kadınların eşit olmayan konumu sebebiyle, ailenin içine hapsedilmesinden kaynaklı çalışamadığını, eğitim alamadığını bilmiyor musunuz?

Sosyal devletin ölçüsü ne ola ki!

Devlet sosyal yardım için ‘çok mu abarttık’ demeye, kadınlara verdiği üç kuruşa göz dikerek başladı, şaşırmadık. Yıllarca kocanın kahrını çekmiş, sonra kocası ölmüş kadına ‘git evlen’ demek ne demek!

Dönemin tehlikeli figürü, Arda Turan

Devir, belinde silahla gezip, kadınları taciz eden ve hayatını aynen sürdüren adamlar devri. Muhafazakar dayatmalar, erkekliğin güçlendirilmesi böyle figürleri arttıracak. Arda Turanlar çok velhasıl.

10 EKİM 2015 | Bütün sorumlular hesap versin diye...

Bugün 10 Ekim, Ankara katliamının üzerinden üç yıl geçti. Üç yılda bir daha eskisi gibi olmayan hayatlarını adalet ve barışa adamış dünyanın en güzel insanları ile geçirdim zamanımın çoğunu.