Koronanın gösterdiği: Yalnız bırakıldık
Çalıştıkları için çocuklarını şehir dışındaki akrabalarına göndermek zorunda kalan sağlık çalışanı Deniz, koronavirüs sürecindeki deneyimlerini yazdı.

Mart 2020’de ülkemizde ilk koronavirüs vakaları görülmeye başlandığında içime sıkıntı bastı. Çünkü ben İlçe Sağlık Müdürlüğünde çalışan bir hemşireydim. Önce “Çocuklarım ne olacak, izin alabilecek miyim?” gibi kafamda bir sürü soru dolaşıyordu. Okullar kapanmıştı ve birkaç hafta komşularım ile akrabalarım çocuklarıma baktı. Sonraki süreçte vaka sayıları artmaya başlayınca doğal olarak insanlar yalnızca kendi ailesine bakabilecek durumdaydı. Önce güç bela yıllık izin alabildim. Çocuklarım 6 ve 10 yaşında. Ebeveyn idari izni alamıyordum çünkü Sağlık Bakanlığı iki sağlık çalışanı da bakanlığa bağlı çalışıyorsa izin veriyordu. Eşim ve ben sağlık çalışanıyız. Ama ben kamuda eşim ise özel sektörde çalışıyordu. O dönem kendimi o kadar çaresiz hissettim ki 28 yıllık sağlık çalışanı olmam bile izin almam için bir şey ifade etmiyordu.

ÇALIŞAN AİLELERİN ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜ: ÇOCUK BAKIMI

Okullar kapanana kadar çocuklarım evde bir şekilde idare edebildi. Daha sonra başka bir şehirdeki büyüklerimize çocuklarımızı gönderdik. Çocuklarımı koruma altına aldığımı düşünerek daha rahat şekilde çalışıyor hatta filyasyon ekibinde bile görev alıyordum. Filyasyon ekibinde olmak demek korona ile direk temas halinde olmak demek. Sağlık Bakanlığının yetersiz kaynakları sebebiyle şahsi telefonlarımızdan takip etmek zorunda olduğumuz hasta veya temaslı bireyleri arıyorduk. Bu süreçte bir gün arama yaptığım bir hasta yakını geri dönüş yaptı ve duyduklarım karşısında psikolojim bozuldu. Hasta yakını bana “eşimi aramışsınız kimsiniz?” gibi sorular sorarak sürekli taciz etmeye başladı. Sonunda başa çıkabilmek için bir daha araması halinde onu savcılığa bildireceğimi söyleyerek uzaklaştırdım. Birlikte çalıştığımız birçok arkadaşımda benzer sorunlar yaşadı.

BU HASTALIK ZENGİN HASTALIĞI

Yaz tatili bitmiş, çocuklarım eve dönmüştü fakat benim ve eşimin hala izin kullanma hakkı yoktu. Son çare olarak ücretsiz izne ayrıldım. Evde çocukların bilgisayarından dersleri takip et, evi temizle, yemek yap, alışveriş yap, öğretmen ol derken direncim mi düştü bilmiyorum ancak korona pozitif oldum.  Tüm vücudum fazlasıyla şiddetli ağrıyordu ve virüs akciğerlerime kadar inmişti. Eşim ve çocuklarım negatifti ve tek başıma evimizde bir odada karantinaya başladım. Eşim yalnızca 3 gün bana bakabildi. Daha sonra özel sektörde çalışmak zorunda olduğu için işe gitmek zorunda kaldı. O süreçte çocuklarım yemeklerini hazırlayamıyordu ve ne yazık ki devlet tarafından hiçbir kurum zor durumdaki sağlık çalışanlarını ve aile bireylerini düşünmüyordu. Bir tas çorba bile veremeyen yerel yönetime de devlete de çok kızgındım. Eşim hep dışardan yemek söylemek zorunda kaldı. Şunu yaşayarak daha iyi anladım ki korona zengin hastalığıymış. Çünkü beslenmen, dinlenmen ve çalışmaman gerekiyor. Ben imkanlarımı zorlayarak bunu yapabildim fakat binlerce insan ne yazık ki bunu yapamıyor. 15 gün karantina sonunda hastane çalışanı olmama rağmen devlet hastanesinde kendi kurumum bana test yaptırmadı ve özel hastanede test yaptırmak zorunda kaldım. Biz hak ve taleplerimiz için örgütlenmezsek, hesap sormazsak bizim için bir yaşam yok. Onun için kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!

Görsel: Olha Khomich/İcons8

İlgili haberler
Sağlık emekçilerinin sağlığı kime emanet?

Sağlık emekçileri sorunlarını saymakla bitiremiyor: Koruyucu malzeme eksikliği, hastanelerdeki önlem...

Sağlık ocağında büyüyen çocuklar var!

Küçük bir ilçenin sağlık ocağında çalışan Hemşire Sakine, çocuğunu 5 yaşına kadar sağlık ocağına göt...

Çocuk bakımı sorununa bireysel değil kamusal çözüm

Okul öncesi eğitimin yüz yüze yapılacağı açıklamasından sonra bakım faaliyeti ile eğitimi birbirinde...