‘Hobiler rafa kalktı, sağlıklı beslenme imkânımız kalmadı’
Bursa’da işçi kadınlar ile yapılan anketen ortaya çıkanlar yoksulluğun boyutlarını gözler önüne seriyor.

Bursa’da geçim kaygısı özellikle pandemiyle birlikte artarken kadınların kendilerince aldığı önlemleri konuşmak için bir anket yapıyoruz. Bursa’nın çeşitli fabrikalarında çalışan işçi kadınlarla yaptığımız ankette kadınların ortak söylemi “Geçinemiyoruz ve yarınımızı göremiyoruz” oluyor.

Tekstil atölyesinde çalışan Manolya, metal fabrikasında çalışan Sevgi ve dokuma fabrikasında çalışan Nuray yanıtlıyor sorularımızı.

 ‘ÇALIŞMA KOŞULLARI HER HAFTA HASTANELİK EDİYOR’

İlk sorumuzla başlıyoruz. “1 Temmuz itibarıyla geçerli olan yüzde 15’lik elektrik zammıyla birlikte her dönem faturalara yansıyan zamlar sizin yaşamınızı nasıl etkiliyor?” Manolya, en son gelen faturalarının bile çok olduğunu söylüyor ve “Şimdiden böyleyse kışı düşünemiyorum” diyor.

Sevgi ise elektrik faturasına gelen zamlara artık alıştığını söylüyor, onun can yakan noktası sağlığın ücretli olmasıymış: “Ona alıştık artık her ay zam geliyor. E doğal olarak her şeyini kısıtlıyorsun; bir yere gitmek istesem elektrik faturası geliyor aklıma, vazgeçiyorum. Ama beni maddi olarak en çok etkileyip elimi kolumu bağlayan sağlık oldu. Mesela almam gereken kas gevşetici ücretli olacak artık.” Sevgi, devlet hastanesine gitmesine rağmen bin lira para harcadığını, özel hastaneye gitse bütün maaşını vermek zorunda kalacağını söylüyor.

Sevgi metal sektöründe çalışıyor ve koşulları ağır. Her gün yeni bir hastalığının çıktığını dile getiren Sevgi, doğal olarak neredeyse her hafta hastane yollarını aşındırıyormuş. İçinde bulunduğu durumu, “Kısacası sağlığım çalıştığım için bozulurken hastaneye gitmek için yine çalışmak zorundayım. Paran yoksa ne hastaneye gidebilirsin ne sağlıklı bir birey olabilirsin” diye anlatıyor.

‘HER GÜN ZEVKTEN HAMUR İŞİ YEMİYORUZ!’

İkinci sorumuzla devam ediyoruz; “Asgari ücretten bu yana yine elektrikle birlikte faturalara, gıdaya ve pazar fiyatlarına gelen zamların ev ekonomilerini nasıl etkiledi?” Manolya, “5 liranın altında hiçbir şey yok pazarda; incirin kilosu 15 lira, daha hiç tadına bakamadık, geçen arkadaşım getirdi de siftahı yaptık” diyor. Pandemide işyeri kapanan Manolya bin 600 lirayla aylarca geçinmek zorunda kaldığından bahsediyor. Sürekli makarna ve kuru gıda almak zorunda kaldığını ve sürekli un alıp hamur işi yediklerini söylüyor: “Zevkten değil mecburiyetten. Bin 600 lira ile ne alabilirdik makarna ve un dışında?”

Manolya pandemiden önce çini kursuna gidiyormuş. Bir süre bu hobisine evde devam etmiş ama maddi durumu hobilerini yapmaya el vermediği için bırakmak zorunda kalmış: “Artık çini yapmak lükse kaçıyor, temel ihtiyaçlarımı zor karşılıyorum o yüzden vazgeçtim.”

‘ÖĞRENCİLER GİBİ BİBERİ DOMATESİ TEK TEK ALIYORUM’

Sevgi ise iki kişi bile geçinmekte zorlandıklarından bahsediyor. Aldıkları her şeyi yarıya düşürmek zorunda kaldığını söyleyen Sevgi, “Öğrenciler gibi biberi, domatesi tek tek alıyorum artık. Sözde asgari ücrete zam geldi ama ben her gün eksiye düşüyorum bu nasıl zam?” diye tepkisini dile getiriyor.

Dokuma fabrikasında çalışan Nuray da benzer serzenişlerde bulunuyor: “Eskiden dolabımı doldurabiliyordum, şimdi ihtiyaç oldukça alışverişe gitmeye çalışıyoruz. Aşure dönemi geçti mesela, iki senedir yapamıyorum. Asgari ücret arttı tamam ama bence daha fazlası çıkıyor cebimizden.”

BİZİM PORSİYONUMUZ KALMADI NEYİ KÜÇÜLTECEĞİZ?

Tam bunların üstüne Emine Erdoğan’ın porsiyonlarımızı küçültelim açıklamasını hatırlatıyoruz kadınlara. Manolya, “Onların porsiyonlarında her şey var: bademinden incirine, bizde onlar yok. Halkın içine girip bir baksınlar özellikle akşam pazarlarına. Çürümüş sebzeleri topluyor insanlar. Porsiyon bulamıyoruz ki neyi küçülteceğiz, daha ne kadar küçülteceğiz? Trilyonluk çantalar alıp porsiyonlarımızı küçültelim diyor, asıl kendileri çantalarını küçültsün bizim küçültecek de verecek de bir şeyimiz kalmadı” diye konuşuyor.

Nuray, protein bile alamadığını ve artık hükümetin halkla dalga geçtiğini söyleyerek isyan ediyor. İnsanların yaşamlarından bir haber olduklarını söyleyen Nuray, “İnsanlar çocukları hastalandığında tedavi ettiremiyor, yapılan açıklamaya bak. Sana mı kaldı, diyetisyen misin sen? Bir tarafta çok lüks bir yaşam var diğer tarafta çok yoksul bir hayat. Bunun ortası yok artık” diye gerçekliği bir kere daha ifade ediyor.

‘GİDEN GELENİ ÇOK AŞIYOR’
Her birinin okuttuğu çocuğu olan işçi kadınlara çocuklarının eğitim masraflarını karşılayıp karşılayamadıkları bir diğer sorumuz. Sevgi, çocuğunun her şeyini aldığını ama kendinden sürekli kısmak zorunda kaldığından bahsediyor. Hatta yeri geldiğinde kendini unuttuğunu söyleyen Sevgi, “1 hafta kafamı dinlemek için kredi çekip tatile çıktım şimdi o 1 haftalık tatilin borcunu 6 ay mesailere kalarak ödeyeceğim” diyor.
Üniversite sınavına hazırlanan çocuğu olan Manolya, “Okul açılıyor; okul kıyafeti, kırtasiye masrafları hepsi çok pahalı, bir okul hırkası 100 lira” diyor. Manolya’nın kızı da destek oluyor bu konuda annesine “Bir test kitabı 100 lira, bir sürü test kitabı aldım. Okulda hiçbir şey yememem lazım bu masrafların karşılanması için” diyor.
Üniversite okuyan 2 çocuğu olan Nuray da benzer kaygıları taşıyor: “İki üniversite öğrencisi çocuğum var. Belki birini yurda göndeririz ama yurt fiyatları ile kiralar arasında fark yok zaten. Bu sene tatil için bir yere gitmedik biraz da olsa para biriktirelim diye.” Nuray’ın tekstil atölyesinde çalışan kız kardeşi de dayanamıyor söze giriyor: “Asgari ücret ne kadar ki? Ben emekliyim, bin 700 lira maaş alıyorum, 2500 lira kredi ödüyorum. Üniversite öğrencisi çocuğum var. Bize hiçbir şey kalmıyor. Geçen gün iş yerinde terliğim yırtıldı, bantladım idare etsin diye ama artık idare edemiyoruz!”
‘BATTANİYE DİKİP, DOĞAL GAZI AÇMAYACAĞIM’

Son olarak kadınlara bütün bu koşullarda hükümetin alması gereken önlemleri almadığı için kadınların kendi aldıkları önlemleri soruyoruz.

“Her şeyin ucuzunu aldık. Önceliğimiz neyse onu aldık, kendimizce tasarrufa gitmeye çalıştık. Dışarı çıkmıyoruz. Önceden haftada bir kere dışarıda yemek yiyorduk, Şimdi hatırlamıyorum bile en son ne zaman dışarıda yemek yediğimizi.”

“Kıyafet alsan giyecek yer yok. Tatile çıkamıyorsun, bir yere gidemiyorsun. Faturalara bakıyorsun tükettiğin çok az, hep vergi. Şimdi kış geliyor, direneceğim kendime battaniye dikeceğim ama doğal gazı açmayacağım.”

Görsel: Piki Superstar/ Freepik

İlgili haberler
Gündüz sekreter, gece hasta bakıcı

Bekar bir anne olan bu işçi kadın, depremde de evini kaybetti. Okul masraflarını ve okul kayıt ücret...

Bebek maması alamadan eczaneden çıkmak nedir bilir...

Ankara’dan Eczacı Ezgi Kaya yazdı: Çöp toplayarak geçimini sağlayan ve üç çocuğu olan bir kadın, 2 k...

Esenyalı şenliğinden kadınların notları: Kız karde...

Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği pandemi koşullarına rağmen 1 yıl boyunca sürdürdüğü çalışmaları mah...