Dijital dünyanın şarjı bittiğinde kendi dünyamız bizi doyurmuyor maalesef. Gerçeği perdeleyen sanal dünya ve yine o perdeyi yırtıp atan hayatın ta kendisi oluyor...

Annelik görevi(!), ekonomik politikaların bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Bunların karşılık bulabilmesi, kadının siyasal haklarına yönelik saldırıyı da zorunlu kılıyor.

Mamaklı esnaf kadınlar Erdoğan’ın ‘Hakkınızı helal edin’ sözüne çok öfkeli. Borç batağı ve geçim derdinin yanı sıra, pandemi sürecinde insanların ölümüne neden olan yanlış politikalar bu öfkede etkili

Tarih öğretmeni yazarımız Filiz Gür, bitmek bilmeyen, ardı arkası gelmeyen vergiler aleminde tarihi bir gezintiye çıkıyor ve bakın ne ilginç vergiler buluyor…

Erkek personel ve kadın personeller arasında şefler rekabet ortamı yaratıyor.

Tasarruf tedbirleri kapsamında belediye çalışanlarının yaşayacağı hak kayıplarına ve kamusal hakların gaspına karşı kamuoyu oluşturmak sendikaların görevi olmalı.

Meryem ve Şemse içimizden biriydi, kız kardeşimiz, komşumuz, arkadaşımız, akrabamızdı; bunca kalabalıkta yalnızdılar. Yaşadığı şiddeti gören herkes sessiz kalmıştı. Sessizliği Şemsi hayatı ile ödedi.

Yıllarca çalışıp, yaşlanınca bir de torun bakmak, sağlık sorunları ve geçim derdiyle hayatın sonunun gelmesi… Daha güzel bir yaşlılığı hepimiz hak etmiyor muyuz? Peki çözüm yok mu?

'Elimde uzaklaştırma kararını ihlal ettiğine dair video ve arama kaydı olmasına rağmen gözaltına alınmayacağı söylendi. Gerekçe ise fiziksel temas olmaması. Caydırıcı hiçbir şey yapılmadı.'

Elbet bir gün adalet yerini bulacak. Biz kazanacağız! Vicdan ve adalet diye bağıran analarımızın, kadınların direnci kazandıracak!

İstanbul Aydın Üniversitesi Kadın Araştırmaları Kulübü yaptığı çalışmalarla ve kurduğu dayanışma ağıyla örnek bir çalışma. Kulüp nasıl kuruldu, çoğaldı, neler yaptı sorularına E. Ava yanıt veriyor.

‘Kendini koruması için çocuğumuza neyi nasıl anlatacağız?’ sorularının cevaplarını birlikte bulmak elbette çok önemli ve değerli. Ama sadece bunlarla sınırlı kalınırsa istismarla mücadele eksik kalır.

İş güvencesi kapsamında olan bir işçinin işten çıkarılabilmesi için geçerli ya da haklı bir işten çıkarma nedeninin ve “işten çıkarmanın son çare” olması gerekir.

Yıllarca yaşadığı bütün zorluklara ve şiddete rağmen mücadele etmekten vazgeçmeyen, kızlarıyla birlikte yeni bir yaşam kuran, kendi ayakları üzerinde duran Hasibe’nin hikayesi...

Emekçi kadınlar ‘Hastalanıp ölecek miyiz?’ kaygısını bir kenara bıraktılar, bırakmak zorunda kaldılar. Belirsizlik ve önünü görememek koronadan ya da açlıktan ölmekle karşı karşıya getirdi.

Genç bir kadının yanına gittim ve ‘Aydın’a hoş geldiniz’ dedim. ‘Benim kimsem yok, yalnızım’ diye cevap verdi. Sarıldım. ‘Öyle şey mi olur ben varım, yalnız değilsin’ dedim.

'25 yılın ardından gelen sonsuz vaatler ve bu vaatlerin gerçekleşmesi için gereken zaman bir yana vatandaşın beklemeye tahammülü yok.'

‘Dolabın içi mevlitte dağıtılacak sayılı ayran, raflar taneli zeytin ve sarımsaktan ibaretti. Kola şişelerinde ise su vardı. Yüz yıl geçti, dolap boş…’

Bu yazıyı okuyup benim durumumda olan kız kardeşlerime diyorum ki, korkma, ne olursun cesur ol. Susma. İçinde biriktir cesaretini ve kır zincirlerini. Yalnız değiliz, biz kadınlar birlikte çok güçlü.

Özel bir eğitim kurumunda öğretmen olan İrem sendikalı oldu, hakkını aradı, “ahlak ve iyi niyete aykırılık” koduyla işten çıkarıldı. İrem “hakkımı sendikamla arayacağım, yalnız değiliz” diyor.

  • EN SON
  • ÇOK OKUNAN
  • ÖNERİLEN

Editörden