300 kadının katılımıyla kurulan el emeği pazarı, sadece ürünlerin sergilendiği bir alan değil; artan giderler karşısında kadınların omuzladığı geçim yükünün ve sessiz bir direncin meydanı oldu.

'Belgesel; grev sırasında fabrikalardaki işçilerin yanında, onların eşleri, anneleri ve kız kardeşlerinden oluşan Kadın Acil Durum Tugayının örgütlenme sürecini anlatıyor.'

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları Tuzluçayır’da savaş kaygısını büyüttü. Kadınlar hem olası füze tehdidini hem de savaşın yoksulluk ve göç üzerinden hayatlarına etkisini tartışıyor.

Farklı şehirlerden kadın işçiler Mecliste 8 Mart öncesi bir araya geldi. Uzun vardiyalara, düşük ücretlere, tacize ve grev kırıcılığına karşı deneyimlerini paylaştılar.

1917’de Petrograd’da işçi kadınların kıtlığa, savaşa ve ağır çalışma koşullarına karşı başlattığı grev, 8 Mart’ı dünya tarihinde özel kılan yegane tarihsel olaylardan biri...

‘İş yerlerinde kreş, yasalarla güvence altına alınan bir hak. Ancak, bir anda kazanılmadı. Geçmişten bugüne, kadınların çalışmak ve çocukların bakımı için verdiği mücadele ile bugünlere geldik.’

‘Kadın emekçiler sömürüye, bakım yüküne ve itaate dayalı bu rejimi görünür kılmaktan öte örgütlenerek, greve çıkarak, dayanışmayı büyüterek kuşatmayı kırıyor.’

‘Yaygın, güçlü ve kitlesel 8 Martlar ancak ve ancak işçi ve emekçi kadınların iş yerlerinde, bizzat seçtikleri temsilcilerle doğrudan dahil oldukları mekanizmaların kurulması ile mümkündür.’

Bu sayıda, 8 Mart alanlarında yükselen talepleri kadınların kendi sözleriyle tartışıyor. 8 Mart sonrasında da mücadelenin ateşini büyütmek için tüm işçi ve emekçi kadınlara sesleniyor.

MESS grup sözleşmesi, metal işçilerini ve özellikle kadın işçileri doğrudan ilgilendiriyor. İnsanca ücret ve çalışma koşulları için tek güvenceleri, örgütlü mücadeleleri.

‘Asgari ücretle aramıza koyduğumuz mesafe, bizi yoksulluktan değil; birbirimizden uzaklaştırıyor. Plaza ışıkları altında büyüyen bu yanılsama, beyaz yakalıları örgütsüz ve yalnız bırakıyor.’

Onlar arasında kurulan bu dostluk, iktidarların düşmanlaştırma politikalarına rağmen kadın dayanışmasının ve halkların kardeşliğinin engellenemeyeceğini gösteriyor.

‘Boyun eğme davranışı, iktidarı olabileceğinin daha zalim bir versiyonuna taşır. Hatta iktidar, iktidarlığını bilmezken güce ayılır.’

‘Her geçen gün unutturmaya çalışsalar da, bizler her kız kardeşimizin yanında durup hep birlikte kazandığımız haklarımızı savunmaya ve söke söke almaya devam etmeliyiz.’

‘Kadınlar ve LGBTİ’ler olarak her günü direnişimizin parçası görüyor; güvenli kampüs, kadınlara bütçe ve etkin CİTÖK taleplerini büyütüyoruz.’

Deprem bölgesinde kadınların yükü katlandı. Konteyner kentlerdeki dar alanlara hapsolan kadınlar, güvenlik ve gizlilikten yoksun yaşıyor. İşsizlik ve belirsizlik, aile içi şiddet riskini artırıyor.

'Halkını düşünmeyen idareciler yüzünden bu ülkede yaşamak istemiyoruz. Birçok genç gibi benim çocuklarım ve biz de yaşam şartlarının iyileştirildiği, adaletin sağlandığı, adil bir Türkiye istiyoruz.’

Ağır iş yükü, zorlayıcı çalışma koşulları... Park ve bahçelerde çalışan kadın işçiler yağmur, kar demeden çalışmayı sürdürüyor ancak emekleri görülmüyor.

Erzincan’ın keskin ayazında, tekstil tozunun içinde bir yaşam... Banttaki kumaşları değil, adaleti ilmek ilmek işleyen bir kadının; baskıya, sendika düşmanlığına ve yoksulluğa karşı mücadelesi…

‘İranlı kadınlar geçmişin ve bugünün yaralarının kaynaklarının dünün monarşisi, bugünün molla rejimi ve her zaman batı emperyalizminden kaynaklandığını biliyor.’

Editörden