Evde çalışarak yaşamlarını kazanan kadınlar sorunlarını, ülke gündemini konuşuyor. Siz de sohbetimize ortak olur musunuz?

Kötü gidişata karşı her birimize umut taşısın diye bu 8 Mart’ı şenlik haline getirmeye karar verdik. Nasıl yapalım derken her kadının önerisiyle yüz güldüren bir etkinlik planı çıktı ortaya!

Tüm kadınları bu kız kardeşlik köprüsüne katılmaya, hayatı hep birlikte yeniden kurmaya çağırıyoruz…

Temizlikçi Ayşe’nin maceraları tam gaz devam ediyor. Bu kez merakını bir krem cezbetmiş cezbetmesine de, sonu pek hayırlı olmamış yine :)

Fırınında çalışan kadınlarla görüşüp asgari ücret zammını soruyoruz. Kadınların aklına ‘zam’ denildiğinde maaşlarına gelen zam değil, her gün bir başka temel ihtiyacımıza gelen zamlar geliyor

Pandemi döneminde borç batağına batanlardan Filiz. İzmir’de terzilik yapıyor. Cumhurbaşkanının helallik isteyen sözlerine şu cevabı veriyor: İnançlarımızın istismarından bıktık, helal etmiyoruz!

Çocukları yaz tatilinde olan çalışan kadınlar, kimi zaman eşleriyle farklı vardiyalarda çalışarak çocukların bakımını sağlıyor. Bakım sorunu nedeniyle işten ayrılan kadınlar da oluyor.

Hiçbir maddî destek görmedik, 17 günün sonunda çıkmış bizden helallik istiyor. Ben ev emekçisi bir kadın olarak hakkımı helal etmiyorum.

Bir metal fabrikasında işçilerin sendikalaşma çabasına tanıklık etmeye devam ediyoruz. Şimdi bakalım, işyerinde neler oldu?

Pandemi bahanesiyle ücretsiz izne çıkarılan cam işçisi, devletten bir kuruş bile yardım alamayınca ‘bir daha asla yapmam’ dediği ev temizliği işçiliğine dönmek zorunda kalmanın acısını anlatıyor.

‘Ayrım yapmadan birbirimize kenetlenmemiz lazım. Çünkü biz işçiler olarak hepimiz aynı gemideyiz, bizim yaşadıklarımızın sorumlusu hükümetle patronlar da kendi gemilerindeler.’

İkitelli’den mülteci Mizgin anlatıyor: ‘Eğer evde yiyecek salça var ise ekmeğe sürüp çocuğumun eline veriyorum. Gün oldu çocuklarım aç uyudu.’

Niltay’ın büyük umutlarla açtığı kuaför salonu, açtığının onuncu günü salgın nedeniyle kapandı. Şimdi kara kara kredileri, kirayı nasıl ödeyeceğini düşünüyor.

Mamak’ta kadınlar anlatıyor: ‘Sadece pazar değil, her şey pahalandığı. Ekonomi giderek kötüleşiyor. Düzeleceğinden de umudumuz yok...’

Antep'te çocuklarına bakmaları gerektiği için ev eksenli çalışan, tüm gün ceviz kırarak karşılığında çocuğuna süt bile alamayan, dayanışmayla ayakta kalmaya çalışan depremzede kadınlar anlatıyor...

‘Yağım mağım hiçbir şeyim yok. Kemik için birçok yeri dolaştık, iki tane alabildik. Evde herkes birbirini yiyor. Elektrik faturası çok gelecek diye kavga edip duruyoruz. Artık yeter bıktık.’

‘150 yıl evvelinin ‘8 saat çalışma, 8 saat dinlenme, 8 saat canımız ne isterse’ talebi bile fazla görülüyor gelinen noktada, konuşmayalım da ne yapalım?’

'İçinde yaşadığımız ekonomik gerçeklikte, bu yaz tatilini çalışarak geçirmek, belki az da olsa bir birikim yapmak istiyorum. Bu, bir zorunluluk değil sadece; aynı zamanda bir var olma biçimi.'

Kocaeli'den bir referandum izlenimi: Daha önce pek çok kez AKP'ye oy veren kadınların şimdi kararsız olmalarının sebebi ne dersiniz? Bu tartışma bu soruya yanıt veriyor.

Temizlikçi, çaycı, yemekhane işçisi, okulda hizmetli, ev işçisi kadınlar… Çalışabilenlerin iş yükü kat kat arttı, işsiz kalanların geçim kaygısı arşa vardı. Kadınlar anlatıyor…

Editörden