‘Susan değil, savaşı sona erdirmek için elinden geleni ardına koymayan kadınlar tüm varlığıyla yıllar boyu barış mücadelesi verirken bu mücadele deneyimini de büyük bir direnç fotoğrafına dönüştürmüş'
‘Bizim gidecek yerimiz yok. CHP gelse bizi gönderecek. Ayrıca sokakta en çok CHP’ye oy veren kesimler tarafından hor görülüyoruz. Ev sahipleri, komşularımız bizi çok dışlıyor.’
Federal Mogul fabrikasında işten çıkarılan, sendika genel kurul delegeliği için seçilen Nagihan şimdi de şube başkanlığına aday! İşte Nagihan’ın hikayesi…
İşte Özgür Dünya, Angie’nin ezilen bir işçiyken ‘patron’a dönüşme sürecini, göçmen işçilerin çıkmazlarını para kazanmak için nasıl kullandığını, kendisini nasıl unuttuğunu anlatıyor.
Üniversite mezunu Sedef, iş arama sürecinde yaşadıklarını hissettiklerini kaleme aldı…
Salcomp Xiaomi’den bir kadın işçi yazdı: Sendika daha biz işçilerin ne istediğini bile bilmiyor bence. Bir sendika nasıl işçisinin taleplerini bilemez? Nasıl işçinin taleplerine kulak tıkar?
15 yıllık bir anaokulu öğretmeni soruyor: ‘Neden anaokulu öğretmenleri hep kadın? Neden üniversitede çok az sayıda erkek bu bölümü okumasına rağmen hep yöneticiler, müdürler erkek oluyor?’
‘Sömürüyü normal gibi gösteren bu düzen değişmedikçe; öğretmen, emeğinin karşılığını alamayan, sesi kısılmış bir figür olmaya mahkum edilecektir.’
Malatya’dan bir eğitim emekçisi: ‘Velimin, ailesinin barınma ihtiyacını karşılayamazken çocuklarının eğitimi için gerekli olan parayı karşılayabilmesi mümkün mü?’
‘Kürt kadınlar uzattıkları çözüm elini geri çekmiyor. Yalnızca kadınlar değil bir halk güvenle topraklarında yaşamanın ne demek olduğunu anlamak istiyor, daha fazla genç cenazesi sırtlamak istemiyor.'
Kadınlar bir araya gelmeli, birbirine destek olmalı, birbirinden cesaret alarak haklarının gasp edecek yasal düzenlemelere karşı çıkmalı. Lehlerine olan yasaları uygulattırmalı.
Şiddet nedeniyle eşinden ayrılan, yaşadığı şehri değiştiren bir kadın güvencesiz çalışırken, çocuklarının nafakasını da alamıyor. Her gün artan geçim derdiyle baş etme çabasını anlatıyor.
Gelin bu Eylül’ü yükü yalnızca bizim sırtımıza bindirip, “aynı gemideyiz” cümleleriyle kaderlerini kaderlerimizin üstüne çiziktirenlerin, karşısına dikildiğimiz bir başlangıca çevirelim...
Çocuklarını ücretler nedeniyle okulun pikniğine bile gönderemeyen veliler kendi aralarında düzenlediği piknikte dertleşiyor: Haydi yol parası bulup çocuklarla gittim peki nasıl karşılayayım o mangalı?
Kız kardeşlik yalnızca duygusal bir anlam içermiyor. Sermayenin kadınlara dayattığı koşullarda kendisinin hayatta kalabilmesi için yanındaki kadının hayatta kalabilmesinin zorunlu olduğunu gösteriyor.
Başpınar’da direnişe çıkan işçi, diğer fabrikadaki işçinin direnişini düşündü. Fabrikaya girmek zorunda kalan mücadeleyi içeride sürdürme kararı aldı...
‘İlkokula giden oğlumun beslenme çantasını dolduramıyorum eşimin geliri yetersiz geliyor. Çocuklar uyuduktan sonra eşimle ettiğim tek sohbet ek iş aramaya dair.’
Kısa çalışma ödeneği, ücretsiz izin, nakit ücret desteği işsizlik fonundan karşılanırken, iktidar ise Merkez Bankasının 128 milyar dolarlık rezervlerinin nereye gittiğinin hesabını veremez durumda.
Nedense Romeo’nun değil de Juliet’in evi turistlerin ilgi odağı olmuş. Ünlü balkon sahnesinin olduğu bahçede duvarlara mektuplar asılıyor, dilekler tutuluyordu.
‘Eyyy İGDAŞ, benim 1 aylık maaşıma karşılık 3 fatura göndermeyi nasıl başardın? Ayağımda 3 kat çorap, üstümde kazak, hırka, battaniye altında üşüyorum.’
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















