10 Ekim Ankara Katliamı’nın üzerinden geçen on yıl, yalnızca kayıpların değil, dirayetle sürdürülen bir adalet mücadelesinin de tarihi oldu.

“Bizler her gün başka bir dertle yüz yüze kalırken, bazıları da bize yaşamı dar ederek konforlu bir hayat sürüyor.”

Yerel seçimlerin yakınlaşmasıyla Elazığ'da kadınlar seçimi daha yoğun konuşur oldu. Bu dönem en dikkat çekici şey, genel seçimlerde AKP'yi destekleyen kadınların AKP'ye oy vermek istememesi.

Eğitimdeki dönüşümü velilerle konuştuğumuzda moraller bozuluyor, suratlar düşüyor. ‘Biz onca uğraşıyoruz okusunlar diye, boşuna mı acaba’ diyorlar. Ama değiştirebiliriz, hep birlikte, çoğalarak...

İsimleri aynı, yaşamları benzer üç kadının Esenyalı Kadın Dayanışma Derneğine başvuruyor, Türkiye’de binlerce aynı yaşamı paylaşan kadının hikayesini dinliyoruz.

‘Kürt kadınların uğradığı şiddet karşısında devletin özel önlemler almak gibi bir ödevi var.’

İşçi kadınların aralarındaki sohbetlerden, yaşamlarından, çalışma koşullarından, evlerinden, yoksul mahallelerinden 1 yıllık OHAL tablosu: Herkes düşman diyor, peki gerçek düşman kim?

‘Yemek+servis+maaş+sigorta.’ Sadece kelimelerden oluşan bu iş ilanında aslında bir hizmet ilişkisinde ‘+’ olmaması gereken ifadeler söz konusu.

Tuzla’da sendikalı bir metal fabrikasında yaklaşan TİS süreci öncesi arkadaşlarla kafamızda beliren soruları öğle paydosunda konuştuk.

İngiltere’nin en yoksul kesimlerinden kadınların yaşam süresi 2011’den bu yana gittikçe düşüyor.

Bankacılık için ‘Oh ne güzel iş’ diyorsanız bir kere daha düşünün. Dışı sizi yakıyor, içi bankacı kadınları...

‘150 bin lira kredi veriyorlar. 400 bin liralık masrafın yanında bu neye yeter? Üstelik bir de geri ödeme şartları var.’

Organize sanayi bölgelerinde çalışan kadınlar dertli: Çalışma koşulları ağır, iş güvencesi yok, sendika resmen hayal!

Düşündüm, aynı acıları metrobüsteki bu çocuk da yaşamıştı. O çocuğun bir anlık kendisini aynada bir star, şarkıcı veya ünlü biri olarak görme hayali bu acıların üstünü örtebilmiş miydi?

Parazit, nihayetinde bizi şu sonuca taşıyor: Yıllarca ezilmişlik, ötekileştirilme, sömürülme duygusunun öfkesi bir düzeni altüst edebiliyor, sınıfları ortadan kaldırabiliyor.

Akşam için kaynayacak tencerenin artık kendileri için bir dert olmasını istemeyen Tavşantepeli kadınlar ekonomik büyümenin kendi yaşamlarını iyileştirmediği söylüyor.

15 yaşından beri ayaklarına kara sular inene kadar çalışıyor. Çalışmak neyse de Duygu’yu en çok inciten ne biliyor musunuz? ‘Roman olduğumuz için insanların bakışı farklı, hırsız muamelesi yapıyorlar’

Dünya genelinde işçi haklarına yönelik saldırılar artarken Arjantin’den Hindistan’a, İskoçya’dan ABD’ye kadar kadın işçiler düşük ücretler, kötü çalışma koşullarına karşı mücadele ediyor.

Okul kayıt kapılarının önündeki çaresiz yakınmaları parasız eğitim talebine yükseltelim. Ücretlerin ayın başında erimesinin verdiği siniri, ‘İş yerinde insanca çalışmak istiyoruz’ sesinde yükseltelim!

Editörden