Sadece hayatta kalmak için değil, hayatı yeniden yaratmak için sür fırçayı tuvale!

Çoğumuz unuttuk güzel hayaller kurmayı, umut ettiğimiz şeylerin peşinden koşmayı da unuttuk. Bir kavgadır geçip gidiyor hayatlarımız.

Bir filmin sizi perdedeki anın içine çekmesi nasıldır bilir misiniz? O an karakterlerin yanında, o diyaloğun orta yerinde gibi. Onun bir parçası. O kadar gerçek, o kadar hayatın içinden.

Yerel seçimlerin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan bu programın aynen devam edeceğini ilan etmişti. Peki bu program kadınlar için ne ifade ediyor?

Tek bir telefonda, pahalı internet paketleri ile çocuklarının sisteme giriş yapmasını sağlamaya çalışan, çalışırken çocuklarına bakacak kimsesi olmayan, kreşlere para yetiştiremeyen kadınlar anlatıyor

Eskiden birimizin pede ihtiyacı olduğunda herkes hemen çantalara yönelirdi. Herkes yarışırdı arkadaşının ihtiyacına cevap verebilmek için. Şimdi öyle mi?

Kapanıyor mu, kapanmıyor mu? Taşınıyor mu taşınmıyor mu? Hakkında pek çok spekülasyon olan, Bakanların açıklama yaptığı Onkoloji Hastanesini işçileri anlatıyor.

Türkiye’nin pek çok ilinde kadınlar bir araya gelerek 8 Mart etkinlikleirni gerçekleştirmeye devam ediyor.

Emekli maaşıyla çocuk okutmaya çalışan velilerin isyanını Ankara’dan bir kadın anlatıyor…

Bizim bizim emeğimiz olmadan bizi sömürenlerin bir gücü yok! Sömürenin kaybedeceği milyonları var, bizimse eğer mücadele etmezsek insanlık onurumuz…

Kampüsümüzde kulüplerle, topluluklarla bir araya gelecek, yaşadığımızı sorunları birlikte tartışacak çözümleri de birlikte üreteceğiz.

Bu zamana kadar mücadeleyle kazandığımız tüm haklarımız saldırı altında. Bu saldırılar, hayatımızın ipotek altına alınması, geleceğimizin elimizden alınması demek. Bir tekinden bile vazgeçmiyoruz!

Herkes koronavirüsten çok endişeli, endişe duymakta da haklı. Henüz Türkiye’de görülmediği söylense de dikkatli olmakta fayda var. Peki ne yapmalı? İşte yanıtlar…

Denizli’de kadınlar Ekmek ve Gül’ün çağrısıyla bir araya geliyor: ‘8 Mart’a doğru krize, eşitsizliğe, geleceksizliğe, savaşa karşı gücümüz birliğimiz! Yan yana oldukça aşamayacağımız sorun yok.’

Aslında tek istediğimiz uzun yıllar emek verip eğitimini aldığımız bölümlerle ilgili işler yapmak, çalışma koşullarının yaşamımızı, sağlığımızı etkilemeyecek şekilde olması.

‘Güvenlik tedbirleri’, her türlü yetkiyle donatılmış kolluğa her alanda hareket kabiliyeti sağlıyor. Kendilerine hiçbir şey olmayacağından emin olan bu kişiler en önce kadınların başına bela oluyor.

Atölye saatinin ardından katılımcılarının bir sonraki günün okumalarına harıl harıl çalıştığı Kadın Çalışmaları Atölyesi’nden arda kalanları katılımcıları anlatıyor...

30 yıl boyunca şiddet gördüğü evliliğe mahkum olan tekstil işçisi Duygu’nun nafakanın gasbına isyanı: Kışın ortasındayız, montum bile yok!

Mahkûm edildiğimiz hayatın üstüne kapanan kapılara karşı, bizim de kapılarımız var. O kapılar, yaşamak istediğimiz hayata açılmanın kapıları... Birbirimize ulaşmanın kapıları...

İstanbul’un emekçi semti Esenyalı’dan daha önceden AKP’ye oy veren kadınlar neden bu seçimlerde tek adama oy vermeyeceklerini anlatıyorlar…

  • EN SON
  • ÇOK OKUNAN
  • ÖNERİLEN

Editörden