KCDP Genel Temsilcisi Gülsüm Kav ile #KadınlarınSeçimi'ni konuşuyoruz
Kadına yönelik şiddet seçim sürecinde ne kadar gündem oldu? Hangi aday kadına yönelik şiddet sorununu nasıl ele alıyor? Kadına yönelik şiddetin çözümü için kadınların talepleri neler?

Seçim sürecinde kadınların en çok dile getirdiği sorunlardan biri kadınlara ve çocuklara yönelik şiddet ve artan kadın cinayetleri.

Baskın seçim tarihinin belirlenmesinin tam bir gün öncesinde mecliste gün geçtikçe artan çocuk istismarına karşı hükümetin nasıl bir politika izleyeceğine ilişkin tartışmaları yapıyorduk. Bakanlar nezdinde kurulan Çocuk İstismarına Karşı Önlem Komisyonu, nasıl düzenlemeler yapılacağını meclise sunacaktı. Bu komisyon, çocuk istismarında 12 yaş üstü ve altı ayrımı yapılacağını, 12 yaş altı istismar suçlarında cezaların artırılacağını tartışıyordu. Kadın ve çocuk haklar örgütleri ise böylesi bir ayrımın ve sorunun kaynağına inmeden yapılacak ceza artırımının sorunu çözmek bir yana daha da derinleştireceği eleştirilerini getiriyordu.

Baskın seçim tarihinin belirlenmesinin ardından ne yazık ki gündemdışı kalan şiddet ve istismar sorunu ise seçim meçim dinlemiyor; her gün taciz, tecavüz, cinayet, istismar haberleri geliyor, ama seçim ortamında daha da görünmezleşiyor. Partilerin de seçim bildirgelerinde kadın başlığı altında en çok dile getirilen konulardan biri şiddet.

Peki şiddet konusu bu bildirgelerde kadınların ve çocukların şiddetsiz bir yaşam talebini karşılayacak biçimde mi ele alınıyor? Şiddet sorununun hem toplumsal, hem de ekonomik, kültürel ve elbette siyasal bir sorun olduğunu düşündüğümüzde, toplam olarak ülke yönetimine ve toplumsal ihtiyaçlara ilişkin partilerin ve adayların ortaya koydukları Türkiye tablosu sorunun çözümü için neler ortaya koyuyor?

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav’la konuştuk.
İşte sohbetimizden satır başları:

KADINLARA VE ÇOCUKLARA ZARAR VEREN DEFTER KAPANMALIDIR
- 24 Haziran'ın sonuçları bizim kaderimizi belirleyecek. Kadınlar için de böyle çocuklar için de böyle. Her bir oy geleceğimiz için çok önemli.
- Seçimlerin hemen öncesinde çocuklara yararlı olup olmayacağı çok tartışmalı olan tehlikeler içeren meclisteki yeni önerileri; örneğin rıza yaşının 12 yaşa indirilmesi, örneğin bir yandan cezaların arttırılmasından söz ederken bir taraftan erken yaşta evliliklerle cinsel suçların saklanmasına sebep olacak düzenlemeleri konuşuyorduk. Tepkimiz çok büyüktü. Böyle bir defteri kapatmak için her bir kadının oyu çok önemli. Kadınlara ve çocuklara zarar verecek böyle bir defter kapatılmalıdır
- Seçim sürecinde ister istemez birçok gündem bir arada ele alınmak zorunda kalınıyor. Aslında hep gündemimizde olan, yakıcı mesele olan, kadınların can meselesi olan şiddet, çocuk istismarları seçim sürecinde önde gelen bir gündem olmuyor çünkü her şeyi bir arada ele almak durumunda olduğumuz bir tablo var.
- Bildirgelere baktığımızda, programında kadınlara şeklen de olsa yer vermek zorunda olanların bile böyle bir zorunluluk hissetmeleri kadın mücadelesinin kazanımıdır. Örneğin, AKP Bildirgesi bir önceki seçim bildirgesinin aynısı. Örneğin; Şiddeti Önleme ve İzleme Merkezlerinin sayısının artırılması vaadi var. Öncei bildirgelerde de bu vardı. Bunca vakit niye yaılmadı sorusu doğal olarak doğuyor. 16 yıldır iktidar sizdiniz, o bildirgede zaten vaat olarak sunduğu şeyleri yapmış olması gerekirdiniz.

KADIN BAKANLIĞI ÖNEMLİ BİR ÖNERİ VE TALEP
- Muhalefet partilerinin vaatleri içerisinde ben Kadın Bakanlığı maddesini çok önemli buldum. Kreşler, aile yardımı gibi öne çıkan başlıklar var. Bunları da isabetli ve önemli buluyorum. Kadın bakanlığını net olarak öneren CHP ve HDP var ve ben bunun çok önemli bir önerme olduğunu düşünüyorum. Çok önemli sorunları var kadınların; eğitim hakları, sağlık hakları tehlikede. Siyasete ve toplumsal hayata eşit katılım ciddi sorun. Bütün bu sorunlarla bütünlüklü bir biçimde uğraşacak bir kurum lazım bize. Bu yüzden Kadın Bakanlığı önemli, ama AKP'nin Kadın Bakanlığı'na tahammülü yoktu. Bu nedenle Aile Bakanlığı haline getirdi. Hatta şimdi onu bile ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Şimdi bakanlıkların birleştirilmesi gündemi söz konusu.

BİZİM İHTİYAÇLARIMIZ İÇİN “KAYNAĞI NEREDEN BULACAKSINIZ” DİYENLERE CEVABIMIZ VAR...
- Sosyal yardımlara bağımlı kılan siyaset denklemi tersine dönüyor. Çünkü halk “Ezilen biziz sen sarayda yaşıyorsun” diyor yavaş yavaş.
- Korkutarak siyaset yapma devri de kapandı. Kadınlar ezilenlerin çok büyük bir parçasını oluşturuyor. Ezilenleri temsil ettiğini iddia eden iktidarın ise bu temsiliyeti taşımadığı ayan beyan ortaya çıkıyor. Kadınlar bugüne dek kandırıldıkları için ya da mantıksız oldukları için değil, kendi gerçeklerini göz önünde bulundurarak, kendi ihtiyaçlarına mantıken yanıt buldukları için tercihlerini o yönde yapıyorlardı fakat şimdi bununla ilgili muhakeme var. Diğer taraftan da ekonomik kriz bizi seçime götüren nedenlerden biri olduğu için, şimdiye kadar ekonomik istikrar için sürdürülen bu desteğin sürdürülebilirliği çok belirsiz.
- Kadınlar oy verirken bunları da düşünüyorlardır: yapılan şey sosyal yardım değil, bir sadaka sistemi. Bizim gerçekten ihtiyaçlarımızı gözeten ve bizi güçlendiren sosyal destek sistemine ihtiyacımız var. Her mahallede kreşe ihtiyacımız var. Örneğin boşanırken öldürülmeye değil destek görmeye ihtiyacımız var. Nafakanın kesilmesine değil daha fazla ekonomik desteğe, iş kazandırmaya ya da iş elde edene kadar devlet tarafından desteklenmeye ihtiyacı var. Bunlar muhalefetin programlarında yer alıyor. İktidarsa “nereden kaynak bulacaksınız” diye soruyor. Bunlar, yapılmayacak işler değil. Biz çok iyi biliyoruz ki kaynak da var bütçe de... Özel aile harcamalarına, lükse, şatafata, silahlanmaya kaynak var, fakat iktidar partisi için en acil ihtiyaçlarımız için kaynak yok. Bunu kabul etmiyoruz.

DİP DALGANIN EN BÜYÜK KESİMİ KADINLAR OLACAK
- Ben kadınların ve gençlerin oylarının çok belirleyici olacağını düşünüyorum. Bu seçimlerde onlar kendi gündelik hayatındaki zorluklara cevap verilecek şekilde bir tercihte bulunacaklardır. Bir dip dalga gündemde ve bunun da çok önemli bir kısmının kadınlar olacağını düşünüyorum. İktidara ilişkin tereddüt yaşayan ve uzaklaşan kadınlar da var. Onları tutmak için korkutan, “başörtü yasaklara geri gelecek” gibi söylemlerde bulunan bir iktidar var. Umut veren değil korkutan bir çizgi izlediğini görüyoruz iktidarın. Bu korkutma yönteminin ikna edici olmadığını düşünüyorum ben. Ama bu kadınların da tam tercihleri henüz netleşmedi. Dolayısıyla muhalefetin daha akla seslenen, daha kapsayıcı, kutuplaşmayı kıran, tüm kadınlara seslenen, bütün topluma seslenen bir biçimde hareket etmesinin hepimiz için, tüm kadınlar için daha faydalı olacağını ve kadınların eğiliminin ancak bu şekilde değişebileceğini düşünüyorum.

İlgili haberler
24 Haziran’a doğru #KadınlarınSeçimi

Kadınların seçim sürecinde yürüttükleri tartışmalar, kadınlar üzerinden yürütülen tartışmalar, parti...

Av. Hülya Gülbahar'la #KadınlarınSeçimi'ni konuşuy...

Kadın adaylar listelere nasıl yansıdı? Cumhurbaşkanı adayları kadın sorunu için neler söylüyor, nası...

KEİG’den Gülnur Elçik ile #KadınlarınSeçimi’ni kon...

Sandığa giderken, KEİG'den Gülnur Elçik ile AKP politikalarında kadın istihdamının yerini ve ekonomi...