Kötülük diye tarif ettiğimiz bütün günahı bir yıla kestiğimiz sorunların sebebi ne? Giderek artan yoksulluk, şiddet ve çocuk istismarlarının sebebi 2020 mi? Biraz açmaya ihtiyacımız var buraları...
'Atakent Mahallesi'ne okul yapılıp ücretsiz servisler ile İkitelli’deki yoğunluğu azaltmıyorlar, çünkü devletin ve MEB’in önceliği eğitim değil.'
‘Biz çalışan kadınlar işyerlerimize ömrümüzü veriyoruz. Ellimize geçen sadece günü kurtarma çabamız ve meslek hastalıklarımız.’
Sınırların Ötesinde İngiltere’de ve Meksika'da kadınların yeni kazanımlarına ve tehlike altında olan haklarına dair haberlerimiz var.
'Bu gruplara gösterilen yaklaşımın kadını erkeğin denetimine ait gören zihniyetten hiç de farklı olmadığını görmek korkumu katbekat artırıyor.'
Filmin başarısı sınıfsal tepkileri çok iyi vermesinde ve aslında yaşananların hiçbirinin toplumsal koşullanmaların dışında tek başlarına değerlendirilemeyeceğini düşündürmesinde...
Gecelik tek bir rüya şeklinde değil haftalık ve aylık kabus paketleri gibi süreğen bir hal bu. Uyanmak istedikçe göğsüne oturan bir karabasan nefesiyle yeni, yepyeni kabusların yelkenini şişiriyor.
'Atölye sonunda Tante Rosa’yı ve atölye sürecini değerlendirirken bunun keyfini doya doya yaşadım.'
‘Kadınlar bütün zorluklara, kötü koşullara, korkunç bir baskıya ve sömürüye rağmen, ‘Değişebiliriz, değiştirebiliriz’ demek için sadece 8 Mart zamanı değil; bütün bir yıl boyunca çalışıyor.’
Dün depremi yaşadık acılı ve öfkeliydik. Bugün ise bunların hesabını soracak ve sormak için örgütlenecek kadar doluyuz…’
Hastanede taşeron işçi olarak çalışan Sevda, çalıştığı süre boyunca kadro ve sendika mücadelesi verdi. İşsiz kaldı, tazminatı hak ettiğinin altında ödendi. O şimdi de tazminat hakkı için mücadelede…
Kadınların hakları için ısrarla ve inatla bir arada durmaları ve mücadeleyi bırakmamaları gerektiği mesajını eğip bükmeden doğrudan iletiyor ‘İlahi Düzen.’
Bu filmlerin ortak noktası ne mi? Tabii ki ‘tarihte yer alan kadınların, kadın olarak verdikleri kimlik mücadelesi ve başarılarının erkeklerin gölgesinde kalmaları...’
Kentler halkın yaşam alanıdır, yani halkındır. Kâr ve rant esaslı belediyecilik değil halkçı belediyecilik esas alınsın.
Kazandıklarımız, kazanacaklarımızın ‘nasıl’ını da gösterdiğinden; tarih boyunca biriktirdiklerimize, verdiğimiz mücadelelere ve bu yolun kazandırdıklarına belleğimize dönüp bir bakalım…
Bizler adına siyaset yaptığını düşünenlerin oy kazanmak için Türk olmayan her kesimi dışlamaya çalışmasının ne hakla ne hukukla ilişkisi yok. Bu kutuplaşmadan en çok etkilenen de kadınlar.
İkinci çocuğuma kasık fıtığı teşhisi kondu ve bir an önce de ameliyat olması gerektiği söylendi. Göç İdaresi kimlik vermediği için hastaneler çocuğumu ameliyat edemiyor.
Çok aziz bir millet olduğumuz kesin. Ama artık biraz efendiliğimizi bozma zamanı geldi geçiyor. Çünkü artık akşam eve ekmek götürüp götüremeyeceğimiz belli değil.
Diyarbakır Şilbe'de tandırın başındayız. Kürt kadınların 'Na'sının gerekçesi çok. Ve bu gerekçeler batıda da doğuda da yakıyor kadınların yüreklerini...
Yaşlı annesiyle bir başlarına geçinemiyorlar. Sözün ucundan tutan AKP’li eniştesi de veryansın ediyor geçim derdine. Hepsinin dilinde ‘böyle gitmez’ sözü, asıl soru hala duruyor, peki ne yapacağız?
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















