Yaşadıklarım ağır ve yaşayacaklarım de öyle olacak gibi duruyor. Ama ben Ekmek ve Gül’ü takip ettiğim 2 yıllık süreçte öğrendim ki kadın dayanışmasının aşamayacağı hiçbir şey yok.

Tüm sorunların çözümünü sandık ve seçime sıkıştıranlar, iki çocuk annesi Reyhan’ın hayatta kalması için “bekle” çağrısı yapıyor. Peki faturalar bekler mi?

35 yıldır erkekler tarafından yönetilen İzmir’in belediye başkan adayı Seniye Nazik Işık: ‘Bu şehri iyi yönetmek lazım ve bu şehri ancak bir kadın iyi yönetebilir.’

Bizim yarına koşmaya ihtiyacımız var. Birlikte, yan yan uzun bir koşu ama bizi bugün mahkum ettikleri geleceksizliğe, baskıya ve sömürüye karşı tek çaremiz.

8 Mart içi boş laflarla ‘vitrin’ yapılacak bir ‘Kadınlar Günü’ değildir. 8 Mart hem evde hem işyerinde yaşamı her gün yeniden üreten, emeğiyle var olan ve var eden kadınlara adanmış bir gündür.

İlk defa Ekmek ve Gül'le tanışan Beykent Üniversitesi öğrencisi hislerini kaleme aldı.

Şiddet dolu yaşamını ve neden ses çıkaramadığını anlatıyor Selvi; Bizim köyde eşinin dayağı yüzünden ölen bir kadını duymuştum, ‘Kadının ölüsünü mahkemeler bile savunmamış’ dediler. Korktum, sustum...

Kimi öğretmenler yemeğini ve çayını evden getiriyor. Önceleri okullarda bunu sadece kadın öğretmenler yapıyordu, şimdi erkek öğretmenler de yemeğini ve çayını evden getirmeye başladı.

Türkiye’de yaklaşık 1 buçuk milyon kadın işçi emeklilikte yaşa takılma potansiyeli taşıyor. Esengül, Birgül ve Feray da emekliliği dolduğu halde yaşı beklemek zorunda olan kadınlardan sadece üçü.

Dünyanın her yerinde sağlık çalışanları ve bakımevi işçileri ücret zammı, daha iyi çalışma koşulları, ek personel ve sağlık önlemleri için iş durduruyorlar.

Şen kahkahaları, şarkıları, dansları eksik olmuyor. Sevgileri ve muziplikleriyle Ventas hapishanesinin gaddar gardiyanlarını dahi yola getiriyorlar. Kanla sulanmış bir coğrafyanın 13 Gül’ü...

Dudullu OSB’de bulunan fabrikalardan işçi kadınlar ‘ücretsiz’ eğitim için istenen kayıt paralarını ve çocuklarının bakımdan ve eğitimden nasıl uzaklaştığını anlatıyor.

Toplumsal hayat her yönden bu kadar zor ve pek çok kötülükle malulken annelerin dışarıda akan bütün bu hayata ellerindeki kısıtlı imkân ve zamanla karşı koymaları mümkün değil.

İzmir Bayraklı’da belediyenin, ilçenin çeşitli yerlerine kurduğu ve kadınların dönüşümlü olarak el emeği ürünlerini pazarladığı stantlar, kadınlar için evden çıkma, sosyalleşme işlevi görüyor.

‘Servislerimizi kaldırıyorlar ve cebimizdeki paraya göz dikiyorlar. Bugün belki işten atılma korkusu var ama yarın daha fazlası olabilir.’

Hayatın neredeyse her alanında okulda, evde, işte ve sokakta birçok sorunla karşı karşıya kalıyoruz bu sorunlara karşı bir araya gelmek, beraber mücadele etmek gün geçtikçe daha önemli bir hale gelir.

Dünyada kadınların hak ve özgürlük mücadelesi günden güne yeni boyut kazanıyor. Kadınlar otoriter hükümetlere ve devletlerin hak gasplarına karşı sokağa çıkıyor.

‘Konuşmaya ve dayanışmaya çok ihtiyacımız olduğu bir dönemden geçiyoruz. Evet dertler çok, ama yine de konuşmaktan, dertlerimizi paylaşmaktan, dayanışmaktan vazgeçmeyelim.’

Ortaya çıkan tek gerçek ise örgütlenmeli, umudu ve mücadelemizi sürdürmeliyiz. Yeter ki bizler 24 Haziran seçimi öncesinde yakaladığımız heyecanı, dayanışmayı ve inancı yitirmeyelim.

Gebze’de bir araya gelen kadınlar ilçelerinde gerçekleşen Flormar direnişini ve Türkiye’nin gündemine dair konuştu...

  • EN SON
  • ÇOK OKUNAN
  • ÖNERİLEN

Editörden