Deprem bölgesinde kadınların yükü katlandı. Konteyner kentlerdeki dar alanlara hapsolan kadınlar, güvenlik ve gizlilikten yoksun yaşıyor. İşsizlik ve belirsizlik, aile içi şiddet riskini artırıyor.

'Halkını düşünmeyen idareciler yüzünden bu ülkede yaşamak istemiyoruz. Birçok genç gibi benim çocuklarım ve biz de yaşam şartlarının iyileştirildiği, adaletin sağlandığı, adil bir Türkiye istiyoruz.’

Ağır iş yükü, zorlayıcı çalışma koşulları... Park ve bahçelerde çalışan kadın işçiler yağmur, kar demeden çalışmayı sürdürüyor ancak emekleri görülmüyor.

Erzincan’ın keskin ayazında, tekstil tozunun içinde bir yaşam... Banttaki kumaşları değil, adaleti ilmek ilmek işleyen bir kadının; baskıya, sendika düşmanlığına ve yoksulluğa karşı mücadelesi…

‘İranlı kadınlar geçmişin ve bugünün yaralarının kaynaklarının dünün monarşisi, bugünün molla rejimi ve her zaman batı emperyalizminden kaynaklandığını biliyor.’

‘Kadınların bu kadar araçsallaştırılması, metalaştırılması ve nesneleştirilmesi emperyalist yağma ve sömürünün tamamlayıcı pratiğidir. Sermaye; kadınları bedenen ve ruhen aşağılamadan hiçbir savaşa gi

Dünyada emperyalizme karşı mücadele hattını örmek kadınların yıllardır deneyimlediği ve nesilden nesile miras bıraktığı bir gereklilik olarak önümüzde duruyor.

'2026’ya bir avuç umut, tonlarca hasretle girdiğimiz doğrudur. Ancak Smart Solar işçilerinin sobayla grev çadırında yükselttiği mücadele umudunun hepimizin içinde var olduğunu biliyoruz.'

2026’ya girerken kadın işçiler daha uzun mesai, daha düşük ücret ve daha güvencesiz bir hayata zorlanıyor. Yoksulluk, iş cinayetleri ve şiddet aynı düzenin ürünü. Biriken öfke iş yerlerine sığmıyor.

Sincan’da kadın işçiler, açlık sınırının altındaki asgari ücretle kirayı, faturaları ve çocukların ihtiyaçlarını karşılamanın imkânsızlığını anlatıyor.

Esenyurt’ta bir tekstil işçisi kadın, 21 bin liralık kira, bakmakla yükümlü olduğu ailesi ve okuyan çocuklarla asgari ücretin yaşamaya yetmediğini söylüyor.

‘Evet insanız, robot değiliz ama güçlü durmak zorundayız. Çünkü kadınların karşılaştığı korkunç bir baskı ve mobbing mevcut.’

Bahar Eriş, kitabında tarih boyunca görmezden gelinen, kalıplara sığmayan ve direnerek iz bırakan kadınların yaşamlarını bir araya getirerek okuru cesaret ve ilhamla buluşturuyor.

Deprem sonrası dayanışmayla yan yana gelen mahalleli kadınlar, şiddete ve yalnızlığa karşı birlikte güçlenmek için kadın derneği kurmaya hazırlanıyor: Güvenli yaşamı birlikte inşa ediyoruz.

TÜİK verilerinde doğurganlık hızı en yüksek il Urfa. Ancak Urfalı kadınlar yoksulluk, enflasyon ve bakım yükü nedeniyle yeni çocuklar istemiyor, ‘olanı büyütmek bile zor’ diyor.

2025’te kadın cinayetleri, şüpheli ölümler, yoksulluk ve cezasızlık işaretleri çoğalttı. Bakanlık “işareti fark et” dedi ama sorumluluk almadı.

2026'nın ilk dergisinde medyadaki dönüşümü ve kadınların bu dönüşümden nasıl etkilendiğini irdeliyoruz...

Yapılan anket, kadın eğitim emekçilerinin sendikal hayattan uzak kalmasının temel nedeninin ev içi yükler ve dışlayıcı örgütlenme biçimleri olduğunu ortaya koyuyor.

‘İhtiyacımız olan şey, susmak değil; aynı sorunları yaşayan öğretmenlerin bir araya gelmesi ve dayatılan sefalet ücretlerini kabul etmemek...’

‘Sincan’da pek çok okulda kadın öğrencilerin çeşitli düzeylerde tacize maruz kaldığını biliyoruz. Bu öğretmenler çoğunlukla görev yaptığı okuldan alınıp başka bir okula görevlendiriliyor.’

Editörden