Emperyalizm cehennemi
‘Kadınların bu kadar araçsallaştırılması, metalaştırılması ve nesneleştirilmesi emperyalist yağma ve sömürünün tamamlayıcı pratiğidir. Sermaye; kadınları bedenen ve ruhen aşağılamadan hiçbir savaşa gi

Türkiye’nin kritik bir stratejik önem taşıdığı Ortadoğu, gerilimlerin ve çatışmaların birbirini takip ettiği bir bölge. Ama bu gerilim, son zamanlarda genel olarak dünyanın hemen her yerine yayılmış ve taşınmış durumda. ABD son zamanlarda İran’ı kuşatma altına alırken Ukrayna’daki ateşin ortasında bu ülkenin madenlerini paylaşmak üzere Rusya ile görüşmeler yapıyor. Venezuela devlet başkanının yatağından kaçırılmasıyla eş zamanlı olarak Trump; Grönland’ı Danimarka’dan alacağını, Panama Kanalı’na çökeceğini söyledi ve Latin Amerika’nın birçok ülkesini de tehdit etti.

Bütün bu hamleler, son tahlilde ABD’nin Çin’le yaşadığı, uzlaşmaz hale gelen çelişkilerin içinden üstün çıkabilme ve bu ülkeyi mali ve ticari bakımdan çökertebilme hedefindeki uğraklar. Çünkü Çin, dünyanın en büyük emperyalist gücü olan ABD’nin dünya pazarlarındaki ve ekonomisindeki en yakın rakibi.

Çoğunlukla çılgın, zıvanadan çıkmış biri, hatta deli olarak görülen Trump; aslında bu azılı rekabetin, sınır ve kural tanımaz sömürgeciliğin siyaset alanında öne çıkardığı bir figürdür. Tıpkı geçmişte vahşet ve dehşet siyasetini yöneten Hitler gibi onu da daha fazla sömürü, daha fazla kâr hırsı için dünyayı ateşe sürüklerken gözünü kırpmayan sermaye güçleri başa getirdi.

Ortadoğu; Uzak Asya’dan Avrupa ve Afrika’ya kadar kara ve deniz ticaret yollarının ortasında, petrol bakımından zengin, kıymetli ve nadir metallerle dolu, aynı zamanda işçiliğin ucuz olduğu bir bölgedir. Dünya tekellerinin ve arkasındaki devletlerin göz diktiği materyaller ve insan gücü yağmalanarak bu bölge yeniden yapılandırılıyor ve halkların yaşam alanlarına çökülüyor.

Ortadoğu’daki emekçiler her gün biraz daha yoksullaşırken ve arkalarında kan ve gözyaşı bırakarak başka ülkelere göç etmek zorunda kalırken; bölge devletleri, ABD-Trump’ın yörüngesine bağlanarak iş birliği yapıyor ve ülkelerinin satış sözleşmesini imzalamak için sıraya giriyorlar. Bugün Doğu Akdeniz, Kızıldeniz, Hürmüz gibi su yolları; savaş donanmalarının cirit attığı, hedef ülkelerin denizden ve karadan taciz atışına maruz kaldığı birer bölge haline geldi. Bölgedeki, kumandaları Trump’ın elinde olan başta İsrail olmak üzere Türkiye, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan gibi başlıca ülkeler ise gerilimin bir parçası oldular. Pastadan mümkün olduğunca çok pay almanın peşinde koşmaktalar.

Savaş, kadınlar için iki kat acılıdır...

Savaş ve kuşatmalar, kadınlar için ağırlaştırılmış bir cehennemdir. Bugün Suriye’de iktidara getirilen IŞİD kalıntısı Colani’nin silahlı cihatçıları, kafeslere kapattıkları kadınları köle olarak sattı; kadınlar bir cihatçıdan diğerine ganimet olarak devredilmiş ve cinsel saldırıya maruz kaldı. Gazze’de on binlerce kadın, çocuklarının kucaklarında ölmesine tanık oldu. Bombaların altında bir yudum su için; yaralı çocuklarını yaşatabilmek, sağ kalanları esirgeyebilmek için insanüstü bir çaba gösterdiler. Elbette ölmemişlerse.

Savaş, kadınlar için iki kat acılıdır. Çünkü bir ülkeye çöken veya işgal eden güç, en önce kadınları ve çocukları hedef alır. Savaş sürerken ve sonrasında bölge yeniden yapılandırılırken toplulukların sosyal bağlarını kırmak, neslin devamını sekteye uğratmak, gündelik hayatın eskisi gibi yeniden üretilemeyeceği biçimde moral ve direnç kaynaklarını kurutmak için kadın bedeni ve ruhunun kötürümleştirilmesi, yağma stratejisinin bir gereğidir.

1993’te Saraybosna katliamında sayısız kadın, yakınlarının gözü önünde cinsel saldırıya maruz bırakılmıştı. Saldırgan düşman; hamile kalan kadınlar aracılığıyla neslin bozulmasını, doğan çocuklar sayesinde halkın ömür boyu unutulmayacak bir zulmün anısını çekerek acıyı zamanlar boyunca kalıcılaştırmayı istiyordu. Aynı durumu II. Dünya Savaşı'nda açılan genelevlerde çalıştırılan esir Japon kadınlar da yaşadılar. Emperyalizm bir halkın kadınlarının bedenine damgasını basarak büyüdü.

Kapitalizmin gerçek karakteri: Epstein adası vahşeti

Bugün de emperyalizmin üzerine çökmeye çalıştığı ülkelerde olan budur. Kapitalizm kâr hırsı peşinde dünya pazarlarını fethederken, aynı zamanda en gerici, en erkek egemen, en saldırgan dürtüleri de serbestleştirdi. Epstein adasından ortaya dökülen rezillikler de bu sürecin ürünüdür. Dünyanın her yerinden adı sanı bilinen devlet adamları, sermayedarlar, kraliyet ailelerinin kokuşmuş fertleri; reşit olmayan kız ve erkek çocukları üzerinde hüküm sürerek kendilerine yeni haz ve zevk alanları oluşturdular. Bu güruhun istismar ve uyuşturucudan aldıkları haz, dünyayı yağmalarken oluşturdukları sınıf dayanışmasından duydukları hazzın parçasıdır.

Ancak bu ahlak; kayıt tutmayı, günü geldiğinde bir diğerine şantaj yapmak için dosyalar oluşturmayı da içerir. Cinsel suçların, halkın ahlaki değerlerini sarsacak belgelerin ifşası; dünyayı yağmalamak için geçici ya da kalıcı iş birlikleri kuran ülkelerin birbiriyle rekabetinde koz olarak kullanılan, olmazsa olmaz prosedürlerdendir. Birileri yıkılırken geride kalanlar kendi kardeşliklerini yenilerler; ifşa edilen sayesinde kendi kirli ortaklıklarını halkların gözünde temize çekmiş de olurlar. Kadınlar, bu kirli ticaretin eşlikçisi, şantaj siyasetinin de nesneleri haline getirilmişlerdir.

Emperyalizme karşı mücadelede birleşelim

Kadınların bu kadar araçsallaştırılması, metalaştırılması ve nesneleştirilmesi emperyalist yağma ve sömürünün tamamlayıcı pratiğidir. Sermaye; kadınları bedenen ve ruhen aşağılamadan hiçbir savaşa giremez.

Öyleyse bugün kadınların kurtuluşunun yolu, sömürgeci emperyalizme ve onun yörüngesinden ayrılmayan kendi ülkelerinin işbirlikçilerine karşı birleşik bir mücadeleden geçiyor. Böylelikle kadının fikri, bedeni, zihni ve elbette ülkesi özgür olabilir.

Fotoğraf: Eylemciler tarafından Donald Trump ve Jeffrey Epstein'ın ilişkisini protesto etmek amacıyla 2025'te yapılan "Sonsuza Kadar En İyi Arkadaşlar" heykeli (Kaynak: Joe Flood, Washington, DC, USA / CC BY 4.0 / Wikimedia Commons)

İlgili haberler
Dosya| Emperyalist kuşatmaya karşı enternasyonal bakış

Dünyada emperyalizme karşı mücadele hattını örmek kadınların yıllardır deneyimlediği ve nesilden nesile miras bıraktığı bir gereklilik olarak önümüzde duruyor.


Editörden