İran’da kadınlar üç cepheye karşı mücadele ediyor
‘İranlı kadınlar geçmişin ve bugünün yaralarının kaynaklarının dünün monarşisi, bugünün molla rejimi ve her zaman batı emperyalizminden kaynaklandığını biliyor.’

İran’da kadın hareketi iniş çıkışları ile İran İslam Devrimi’nin çok öncesinden itibaren deneyim biriktiren bir biçimde ilerledi. Hareketin karakteri her ne kadar dönemsel olarak farklılaşsa da İran’da tarih boyunca monarşi ve tek adam rejimlerine karşı kadın mücadelesi yeni biçimler kazandı.

İran İslam Devrimi’nden önce monarşiye karşı sol-sosyalist örgütlerde öncü ve kurucu rol oynamış İranlı kadınların sayısı binleri aşıyor. “Ekmek ve özgürlük” mücadelesi, uzun yıllar İran kadın hareketinin ana karakteri haline gelmiş ancak 1979 İslam Devrimi’nin ardından yeni biçimler kazanmıştı. Öne çıkan birçok kadın İran rejimi tarafından tasfiye edilmiş, kadın örgütleri silip süpürülmüş, birçok kadın idam edilmişti. Bu sefer monarşinin yeni bir biçimi olan teokratik yapı -molla rejimi- İran’a hakim olmuştu.

İran’daki kadın hareketinin gelişim seyrini tek bir yazıya sığdırmak pek mümkün olmadığından günümüze gelmeden belli dönüm noktalarına değinmek gerekir. İran’da neredeyse tüm medeni hakların kadınların elinden alınmasının ardından, baskı ve işkence dönemleriyle kadın hareketi İran’da en zayıf dönemini yaşadı. İran- Irak savaşında milliyetçilik ve din kılıfı kadınların en temel hakları için mücadele etmesinin önüne geçti. Giyinme özgürlüğünden birçok temel hakka kadar tüm haklar “Şimdi zamanı değil” söylemleri ile bastırıldı. Devlet kapitalizmi ile yönetilen İran’da savaş sonrası ekonomik sıkışmışlığın aşılması için reformist cephe devlet yapısı içinde öne çıkarıldı. Hedef İran dışındaki sermaye ile belirli ilişkileri genişletmekti. 80’li yılların sonuna doğru reformist hareketin güç kazanması ile kadın hareketi de kendine yeniden alan bulmaya başladı. O dönem İran’da başörtü özgürlüğünden bahsetmek bile tabuydu. Küçük burjuva kadınların daha yoğunluklu içinde yer aldığı yeşil hareketin karakteri yıllar içinde biçim değiştirdi. Peki neden?

Güvencesiz işlerin kadın işçilere yarattığı yıkım

İran’da 2009 sonrası yoğunlaşan nükleer silah tartışmaları ve ABD ambargoları İran ekonomisini etkilemeye başlamıştı. 2013 sonrasında Ruhani’nin seçilmesi ve İran’da devlet içi özelleştirmelerin yoğunlaşması ile birlikte İran’da yeni bir mali oligarşi oluştu. Devlet adamları aynı zamanda ülkenin en önemli fabrikalarının patronları haline geldi. Bu, İran’da emeğin ucuzlamasına; sigortasız, güvencesiz çalışmanın yaygınlaşmasına yol açtı. Bunun en yakıcı sonuçlarını İranlı kadınlar yaşadı. Örneğin, İran’ın en önemli ve köklü fabrikalarından biri olan Yedi Tepe Şeker Fabrikası yıllarca devlete ait bir fabrikaydı. Bahsettiğimiz dönem fabrikanın bir bölümü İran devletinin içinde yer alan siyasilere satıldı. Bu kadrolu ve kadrosuz işçi ayrımını oluştururken başta kadınların kadrosuz, daha düşük ücretlerde çalışmasına yol açtı. İran’da ekonomik sıkışmışlık yıllar içinde arttıkça arttı.

İran'daki iş yerlerinde kadınlar en temel haklarının birçoğundan mahrum bırakıldı. Doğum ve emzirme izinleri askıya alındı. Atölyelerde ve fabrikalarda çalışan işçi kadınların çoğunluğu, kendileri de aylarca maaş alamayan erkek işçilere kıyasla iki kat daha fazla ayrımcılık ve haksızlığa maruz kaldı. İstatistiklere göre, İran'da çalışan kadınların yüzde 58'i; geçici sözleşmeli veya sözleşmesiz işlerde güvencesiz bir şekilde çalışıyor. İran'daki 4 milyon 320 bin çalışan kadından sadece 1,6 milyonu resmi işlerde istihdam edilirken 2 milyon 739 bin kadın kayıt dışı sektörde çalışıyor. Bu kadınlar emeklilik ve sağlık sigortası gibi resmi çalışanların sahip olduğu hak ve sosyal yardımlardan yoksundur ve sözleşmeleri İran Çalışma Dairesi'nde kayıtlı değil. Ayrıca İran’da her bin çalışan kadından 144'ünün haftada 49 saatten fazla çalıştığının altını çizmemiz gerekir.

İşçi hareketinde kadınların öne çıktığı dönem

İran’da kadınlar temel özgürlüklerden yoksun, batı emperyalizminin ambargoları altında ve İran rejiminin sömürü düzeni çarklarında çalışmaya mecbur bırakılmışken zaman içinde işçi kadın hareketinin de güçlendiğini gözlemlememiz tesadüf değil. 2017’den sonra İran’da güçlenen işçi hareketinin önemli bir bölümü kadınlardan oluşuyordu. İran’da 2022’de yükselen Mahsa Amini eylemleri İran’da ilk kez kadınların taleplerinin tüm ülkede seslendirildiği güçlü bir sıçrama yarattı. O dönem, sadece medeni haklar için edilen mücadele çerçevesi kırıldı, işçi kadınların bildirileri ile işçiler iş yerlerinde grevler örgütledi. Ekonomik talepler, kadınların talepleri ile birleşti, rejim doğrudan hedef alındı. “Jina isyanı”, İran’da 80’ sonrası en ileri ve en kapsayıcı deneyimleri bıraktı. Ondan sonra mücadele dinmedi, kadınlar başkentten küçük illere kadar rejime karşı mücadeleye devam etti.

Kadınların taleplerine emperyalizm sansürü

Gelelim son kanlı eylemlere. Pahalılığa karşı başlayan eylemler birçok kadının da dahil olduğu çok kitlesel bir biçimde ilerledi. En az 6 bin kişinin rejim tarafından öldürüldüğü bu eylemlerde binlerce kadın hayatını kaybetti. Ancak bu eylemlerde kadın hareketi ve kadınların talepleri açısından dikkate değer bir ambargo söz konusuydu.

Son üç yıldır İran’ı şiddetli bir şeklide sıkıştıran, hatta askeri saldırı düzenleyen ABD- İsrail, bölgede kendi menfaatleri için İran’ı tehdit ederken devrilmiş eski şahın oğlu Reza Pehlevi’yi birçok lobi, medya ve binlerce dolar para ile kurtarıcı niteliğinde İran’ın içindeki mücadeleye dayatmaya çalıştılar. “Kadın, yaşam, özgürlük” sloganları sansürlendi, sağ kanat parlatıldı. İran’ın içinde merkez küçük burjuvazi içindeki kadınlar buraya yakınlaşsa da bu durum kadınların genelinde geçerli olmadı. İran’lı kadınlar ABD emperyalizmi, Pehlevi monarşizmi ve İran rejimine karşı üç cephede mücadele etti, hâlâ ediyor. İran’da 20 günü aşkın internet kesintisi yaşanırken yurt dışında özellikle ABD ve Avrupa’da yaşayan zengin kesim -bunlara kadınlar da dahil- Pehlevi için kampanyalar düzenledi, sağın İran’da yükselmesinin tek çözüm olduğunu savundu, hatta İran için yapılan destek eylemlerinde “Kadın, yaşam, özgürlük” dövizleri tutan kadınlara saldırı düzenledi. Bunun nedeni açık. ABD, İran’da veya bölgedeki herhangi bir ülkenin, halk demokrasisine dayanan, ilerici bir yapının kurulmasına karşı. ABD’ye teslim bir Ortadoğu, Trump’ın stratejileri ile uyumlu demektir. Bu yüzden ABD ya İran içinde rejimin değişmeden ona boyun eğmesini veya ona boyun eğecek Pehlevi’yi alternatif olarak dayatmaya çalışıyor.

Üçlü şeytan çemberi

Ancak İran’ın içindeki kadınların önemli bir kesimi bugün “Ne molla, ne monarşi; özgürlük ve eşitlik” diyerek mücadelesini sürdürüyor. Çünkü İranlı kadınlar geçmişin ve bugünün yaralarının kaynaklarının dünün monarşisi, bugünün molla rejimi ve her zaman batı emperyalizminden kaynaklandığını biliyor.

Fotoğraf: İran İşçiler Birliği

İlgili haberler
Emperyalizm cehennemi

‘Kadınların bu kadar araçsallaştırılması, metalaştırılması ve nesneleştirilmesi emperyalist yağma ve sömürünün tamamlayıcı pratiğidir. Sermaye; kadınları bedenen ve ruhen aşağılamadan hiçbir savaşa gi

Dosya| Emperyalist kuşatmaya karşı enternasyonal bakış

Dünyada emperyalizme karşı mücadele hattını örmek kadınların yıllardır deneyimlediği ve nesilden nesile miras bıraktığı bir gereklilik olarak önümüzde duruyor.


Editörden