TÜİK geçtiğimiz mayıs ayında 2024 yılına ilişkin doğum istatistiklerini açıklamıştı. Son on yıllık süreçte ülkede dünyaya gelen bebek sayısının giderek azaldığı kaydedilirken 2024 yılında 937 bin 559 bebeğin dünyaya geldiği istatistiklere yansıdı. Bu verilerde doğurganlık hızının en yüksek olduğu il ise Urfa. Annenin ilk ve ikinci doğumları arasındaki sürenin kısalığında da listenin en başında yine Urfa yer alıyor. Yani 2024 yılında Urfa'da yaşayan kadınlar ülkenin diğer illerinde yaşayan kadınlara oranla daha çok çocuğu daha kısa süreli aralıklarla doğurdu. 2025’te hangi ilin doğurganlık hızının en yüksek olacağını şüphesiz TÜİK daha çok merak ediyordur çünkü bu yıl ve önümüzdeki yıllar iktidar tarafından “aile on yılı” olarak ilan edildi. Bu doğrultuda doğum yardımları artırıldı, çalışan kadınların doğum sonrası izin süreleri uzatıldı...
Mesele yalnızca doğurmak değil
Önümüzdeki yıllarda Urfa birinciliği kaptırır mı dersiniz? Gelin bu soruyu, bu işin asıl muhatabı Urfalı kadınlara soralım.
Altı çocuğu olan 36 yaşındaki Fatma, yeni bir çocuk dünyaya getirmek istemiyor. Çünkü ona göre şimdiki çocuklar ne görürlerse onu istiyor. “Benim o çocuğa her şeyi alacak param yok” diyor Fatma.
42 yaşındaki Emine de yine Fatma gibi altı çocuk annesi. “Şimdiki aklım olsa üç çocuk getirirdim. Bu enflasyonla çocuklarıma ne iyi bir eğitim verebiliyorum ne de sorunlarına yetişebiliyorum. Bu nedenlerden ötürü bir çocuk daha dünyaya getirmek istemem” diyor iktidarın hedeflediği, her aileye düşen çocuk sayısını çoktan geride bırakmış bir kadın olarak.
Urfa, yalnızca 2024’te değil, önceki yıllarda da TÜİK verilerinde doğurganlık hızı en yüksek olan il. 34 yaşındaki Esra dört çocuk annesi, bir daha doğum yapmak istemiyor çünkü onun için mesele gebelikten ve doğumdan ibaret değil. “Hayat pahalı, çocuğun ne mamasına ne bezine yetiştiremem. Kocam çalıştığını, kira ve faturalara zor yetiştiriyor” diyerek özetliyor bu durumu. Elif (35) diğer kadınların aksine bir çocuğu daha olsun isteyenlerden. Üç çocuk annesi ve “Bir çocuk sahibi daha olmak isterim ama biraz kendimizi toparlamamız lazım. Borçlarımız bitsin, sonra düşünüyorum” diyor.
‘Çocukların ihtiyacına koştururken hayatım kalmadı’
Doğurganlık hızının yanında Urfa aynı zamanda anne olma yaşının en küçük olduğu şehir. Şu an 28 yaşında ve bir çocuğu olan Bahar şimdilik başka bir çocuk istemiyor. Var olan çocuğunu eğitip büyütmek istiyor. Zeynep (40) çalışan bir kadın, eşinin ve ailesinin baskısıyla beş çocuk dünyaya getirdiğini söylüyor. “Onları büyütüp ihtiyaçlarını karşılayacağım diye hayatım kalmadı” derken yeni bir çocuk doğurmak istemediğini ekliyor.
Geçim koşturmacasıyla geçen hayat
Zeynep’ten dört yaş büyük olan Nazlı'nın üç çocuğu var. O da bir çocuğu daha olsun isteyenlerden ama aile yılı başlığı altında emekçi kadınların ağzına çalınan bal, diline tatlı gelmemiş olacak ki “Hayat şartları izin vermedi. Bir yandan çalışırken bir yandan çocuk büyütmek çok zor. Okul ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyorum” diyor.
38 yaşındaki Hayat dört çocuk annesi “Bir çocuk daha doğurmak istemem çünkü ben olanları büyütmek için çalışıyorum ve yine de eksik kalıyorum. Bir tanenin daha günahına giremem” diyor. Aynur (50) da şimdiki aklı olsa iki tane çocuk dünyaya getirmek isteyenlerden. Çünkü daha az sayıda çocuğun sorumluluğunu üstlenirken onları daha iyi koşullarda büyüteceğine inanıyor: “Her şeyiyle yetiştirip okutur, arkalarında dururdum.”
Hükümetin ardımızda bıraktığımız yıl allayıp pullayarak önümüze sunduğu aile on yılı kapsamında yapılan çalışmalar, kadınlar tarafından göstermelik bulunuyor. Onlar bırakın nüfus artışına katkı olsun diye yeni bir çocuğu dünyaya getirmeyi, var olan çocuklarından bile daha az sayıda çocuğa sahip olmak istiyorlar.
Fotoğraf: Freepik
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















