İki çocuk annesiyim. 43 yaşındayım. Büyük oğlum ODTÜ'de okuyor, küçük oğlum üniversite sınavlarına hazırlanıyor. Buraya kadar her şey çok güzel. 23 yıllık evlilik hayatımda psikolojik şiddete maruz kaldım. Bu da yetmemiş gibi 10 yıl önce eşimin KHK ile işine son verildi. Ülkenin durumu malum… Adalet olmadığı için “kovuşturmaya gerek yoktur” yazısını almasına, yani aklanmasına rağmen işine iade edilmedi. Ekonomik ihtiyaçlarımızı karşılamak oldu hayat gayem. Üzerine bir de anneciğim kanser oldu, her şeyi öteleyip elimden geldiğince ona destek oldum. Yeni işe girdim. Mücadelem tüm çalışan kadınlar gibi hem iş hem ev oldu. Asgari ücretten elime daha fazla kalsın diye iş çıkışı yorgunluğumun üzerine yağmur çamur demeden bir saate yakın eve yürüyorum. Otobüse basmadığım her kart, oğlumun okul dönüşünde kart basmasına destek oluyor. Kendi menfaatlerini düşünen yöneticiler, halkını düşünmeyen idareciler yüzünden bu ülkede yaşamak istemiyoruz. Birçok genç gibi benim çocuklarım ve biz de yaşam şartlarının iyileştirildiği, adaletin sağlandığı bir Türkiye istiyoruz. Bunun da ancak insanların korkmadan kendini ifade edebildiği, düşünce özgürlüğünün olduğu bir ülkede gerçekleşebileceğini düşünüyorum. Mecbur kaldığımız değil, seçtiğimiz hayatları yaşayabildiğimiz bir ülke istiyorum.
Fotoğraf: Ekmek ve Gül
İlgili haberler
Bir 8 Mart’tan diğerine: Kadın direnişleri ve ekmek mücadelesi
Kapitalizm tarihi boyunca süren ekmek mücadelesinin mirasçıları olan kadın işçiler, 8 Mart’ı direniş alanlarında, grev çadırlarında ve fabrika önlerinde karşılıyor.
Velayet: Hukukun meşrulaştırdığı şiddet
Velayet, ebeveynlik hakkı ile güvenlik arasındaki gerilimi merkezine alarak, görünmeyen psikolojik şiddetin yıkıcı etkisini çarpıcı biçimde ortaya koyar.
Isınamayan evlerimizden taşan gerçeklik
Yoksulluk, şiddet ve savaş birbirinden bağımsız değil. 8 Mart’a giderken Ekmek ve Gül; insanca ücret, güvenceli iş ve şiddetsiz bir yaşam için kadınları iş yerlerinde ve mahallelerde birleşik mücadele
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN
























