‘Ev kirasına çalışıyoruz’
Sincan’da kadın işçiler, açlık sınırının altındaki asgari ücretle kirayı, faturaları ve çocukların ihtiyaçlarını karşılamanın imkânsızlığını anlatıyor.

İşçi duraklarında kadın işçilerle açlık sınırının altında kalan yeni asgari ücrete dair ne düşündüklerini konuştuk. İşçilerin hepsi bu ücretin çok düşük olduğunu düşünüyor. Bir yandan bu koşullarda yaşamaktan sıkıldıklarını ifade ediyorlar, diğer yandan da dertlerle dolu hayatlarında bir de asgari ücret üzerine düşünmekle daha fazla sıkılmak istemediklerini söylüyorlar. Her ne kadar kaçmaya çalıştıkları aslında hayatın kendi gerçekliği olsa da asgari ücrete çalışmak zorunda olmanın esas zorluğunu Sincan OSB’nin kadın işçileri yaşıyor.

‘Bu paraya çocuk mu okutalım doğalgaz mı ödeyelim?’

Bir kadın işçi asgari ücrete dair, “Tabii ki yeterli değil ama bunu söylemekle bir şey değişmiyor” diyor. Sincan’da kiraların 25-26 bin liralara ulaştığını, geriye kalan parayla geçinmenin imkansız olduğunu söyleyerek, “Bu paraya çocuk mu okutalım, doğalgaz mı ödeyelim, ev mi geçindirelim?” diye soruyor. Her asgari ücret tespit döneminde olduğu üzere temel gıda ürünlerine zam geleceğini ve durumun daha da zorlaşacağını ifade ediyor.

‘Bizim değiştirmemiz lazım’

Koç Holding’e bağlı bir fabrikada taşeron olarak çalışan bir kadın işçi, patronun asgari ücretten bir lira bile fazla vermediğini söylüyor. Fabrikadaki işçilerin çatal-kaşık eylemi yaptıklarını ifade eden işçi, “Aynı şeyi biz yapsak anında kapı dışarı atar” diyor. Kızıyla birlikte yaşayan işçi, kara kara kızını nasıl evlendireceğini düşündüğünü söylerken geçirdiği ameliyat sonucu vücudundaki 14 vida ile işe gidip gelmek zorunda olduğunu, kızının evlenmesinden sonra evin tüm masraflarını kendi karşılamak zorunda kalacağını söyleyerek ekliyor: “Bu durumda olmamızın sebeplerinden biri de biziz, bizim değiştirmemiz lazım.”

‘Bankalar sürekli arıyor’

Dört çocuğu ile yaşayan bir kadın işçi çocuklarına hem anne hem baba olmak zorunda kaldığını ifade ediyor. “5 tane icra davam var, bankalar beni sürekli arıyor ama devletin açıkladığı asgari ücret bu.” diyen kadın işçiye, devletin dört çocuğu olan kadınlara yardım iddialarını sorduğumuzda, “Ancak oy lazım olduğunda bunları duyuyoruz, normal şartlarda halimiz ortada” diye ifade ediyor.

‘Zaten hiçbir şeye yetmeyecek’

Daha önce farklı konularla ilgili buluştuğumuz genç kadın işçiler Elif ve Buse*’ye servis beklerken denk geliyoruz. Başta bizi “Yine mi siz? Vallahi sıkıldım ben sürekli bunları konuşmaktan. Zaten bir şey olmayacak, sizin uykunuza yazık” diyerek karşılıyorlar. Biri asgari ücretin hiçbir şeye yetmeyeceğini söylerken fabrikadaki herkesin halinden memnun olduğunu ve duruma “İşim gücüm var, ses etmeyeyim” diye yaklaştığını ifade ediyor. “Tabii ki birebir konuşmalarda memnun olmadıklarını söylüyorlar ama ne değişecek? Başımızdakiler de bu sayede rahat ediyor” diyerek umutsuzluğunu belirtiyor. “Başımızdaki bizden güçlü, bu sayede bize karşı galip geliyor” diyor.

Asgari ücretin tamamı kiraya gidecek

Sohbetimize katılan Buse ise şimdi oturduğu evin kirasının 16 bin lira olduğunu söyleyerek “Yılbaşından sonra kiram 20 bin olur, benim asgari ücretin tamamı kiraya gider. Bir evde oturmak için çalışmış olurum. İnsanları açlığa, sefalete alıştırdılar” diyor. Bu koşullarda bile hâlâ hükümeti destekleyenlere öfkeli olduğunu belirtirken insanca yaşamanın bile tartışma konusu olmadığını söylüyor. Elif söze girerek şöyle anlatıyor: “Baştaki gitse, yerine CHP’li biri gelse de aynısı olacak. Cebi para gören bizi ezmeye başlıyor. Biri diyor ‘Özel şunu yapmış’, öteki diyor ‘Erdoğan bunu yapmış’. Hepsi milletin parasını yiyor, bunu da açık açık söylüyorlar.”

‘Hayatı durduran eylemler yapmadıkça hiçbir şey düzelmez’

Tüm bu zenginliğin içerisinde Buse başvurduğu sosyal yardımın “Sigortam yatıyor, asgari ücret alıyorum” diye muhtaç olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini söylüyor. “Oysa baksalar çalıştığımın kiraya gittiğini zaten göreceklerdi” diyor. Aralarında asgari ücretin küsuratı olan 75 liraları biriktirip altın yapacaklarını kahkahalar eşliğinde söylüyorlar. Buse, “Çocuk yatağa karnı tok girdiğinde şükredip uyuyan bir milletiz. Evdeki malzemelerle yeni yemekler üretiyoruz ama babam benim alışverişimi yapmasa ben aç kalırım” diyor.

Tam bu sırada Ayşe sohbetimize katılıyor. Çin’de insanların kontak kapatıp yolları kapadığını gördüğü bir eylemi şöyle anlatıyor: “Bizim de ancak böyle hayatı durduran bir şey yapmamız lazım, yoksa hiçbir şey düzelmez.” Servisleri geldiğinde Buse “Biz yapamıyoruz ama size güveniyoruz” diyerek bizi uğurluyor.

Yöntemler tabii ki değişir. Kontak kapatmak da bir seçenek, tüm güvensizliklere ve zorluklara rağmen fabrikamızda çalışan işçilerle bir araya gelerek üretimi durdurmaktan zam taleplerine kadar kendi isteklerimizi örgütlemek de. Ama bunun için Buse’nin dediği “Biz yapamıyoruz” lafını geride bırakıp kendi hayatımız için bir adım atmaya başlamalıyız. Zorluklara katlananlar olarak insanca yaşayacak bir ücret mücadelesi için bir araya gelmeliyiz.

*İşçilerin isteği doğrultusunda isimler değiştirilmiştir.

Fotoğraf: Evrensel

İlgili haberler
Başkalarının maaşları büyüyor, bize yetinmek düşüyor

Esenyurt’ta bir tekstil işçisi kadın, 21 bin liralık kira, bakmakla yükümlü olduğu ailesi ve okuyan çocuklarla asgari ücretin yaşamaya yetmediğini söylüyor.

‘Hayatlarımız olmuş arabesk: borçlar, krediler...’

‘Yine bir gün derneğin önünden geçen bir arabadan yine bir arabesk şarkı dertli dertli yükseliyor. Kadınlardan bazıları gülüyor: Hayatlarımızın fon müziği bu.’

Patronların planı işliyor, işçilerin planı ne olacak?

‘Ya öfkemizi doğru yere, doğru örgütleyeceğiz ya da öfkemiz biraz dindiğinde yine uzun mesai saatlerine ek iş arayışına gireceğiz.’


Editörden