Şiddet sarmalının ortasında tekinsiz bırakılıyoruz. Yıllardır şiddet gören, her seferinde karakola giden Neriman ölseydi onun katili sadece eski eşi mi olacaktı?

Esenyurt’tan gıda işçisi bir kadın yazdı:Bu yaşadıklarımızın sorumlusu biz miyiz? İki tane sorumlu var, biri devlet diğeri de patron. Bunların üstesinden gelecek tek şey ise biziz, birliğimiz.

Değil 1 yıl, verecek bir saniyemiz dahi yok! Bize bu hayatı reva görenlerin hiçbirine hakkımız helal değil, haklarımızı, hayatlarımızı bizden çalanlara soracak hesabımız var.

Bakanlık, 4 Aralık’ta çalışmayan ancak aylık prim belgesinde gözüken joker işçilerin kadroya alınması gerektiğini açıkladı. Bu durumdaki işçi yeniden dilekçe vermeli.

Hükümet, patronlar, medya…8 Mart’ta hepsi eşitlikçi oldu. Gerçek olan emeği sömürülen, bedeni kuşatılan kadınların mücadeleyi sokaklara taşıdığı 8 Mart’tı. Şimdi aynı performansla 1 Mayıs’ta görüşelim

Ankara’dan 50 eğitim emekçisi kadının katıldığı araştırma; eğitim emekçisi kadınların İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine dair ortak tepkilerini, mücadele önerilerini ortaya koydu.

Hem adamı hasta et, sonra ‘İşime yaramazsın’ de at. Kimse hastalığını söylemez o zaman. Bu madde hamile kadınları işten çıkarmanın da bahanesi olur.

ABD'de yükselen bir şarkının anlattıkları: Güçlü olmadığında/ Yaslan bana/ Arkadaşın olayım/ Devam etmene yardım edeyim/ Çünkü çok sürmez/ Benim de ihtiyacım olur/ Yaslanacak birine...”

Dersim Yenigün Kadın Dayanışma Derneği dağıttığı bildirilerle velilerin yeni eğitim döneminde yaşadığı sıkıntılara dikkat çekerek velilerin sözlerini aktarıyor, talepler için mücadeleye çağırıyor.

Sosyalizme olan inancını son nefesine kadar korumuş, mücadeleyi yaşam biçimi haline getirmiş, öfkesi diri bir kadındır Şekibe Çelenk. Tarihimizin en onurlu sayfalarında adı hep anılacak bir kadındır!

Kadın cinayetlerine karşı en az 61 ilde kadınlar sokağa dökülürken Çorlu’da iki eylem gerçekleşti. Biri genç kadınlar için özgür bir kürsü olurken diğeri iktidarın tahakkümündeydi.

Her bir hikaye; biz kadınların ittire kaktıra açtığımız nefes aralıklarından çok daha fazlasına ihtiyaç duyduğumuzun bir anlatısı. Bize çizilen sınırları daha da genişletmenin yolu nereden geçiyor?

Üniversitede okurken çalışmak zorunda kalan kadınların yaşadıkları hiç de kolay değil. Tacizin, baskının, şiddetin yanına bir de koca bir emek sömürüsü ekleniyor...

Dünya edebiyatında Cervantes’in ‘Don Kişot’ romanı ilk roman unvanıyla bilinse de ondan 600 yıl önce Heian dönemi Japonya’sındaki bir nedime, Murasaki Shikibu dünyanın ilk romanını yazar.

Yenilenen İstanbul seçimleri ülkenin gündemi olsa da bir otobüs yolculuğunda yapılan sohbetler kadınların gündeminde ekonomik sıkıntılar, geçinememek, işini kaybetme korkusu olduğunu gösteriyor.

Dudullu Organize Sanayi’de 600 işçinin olduğu fabrikada çalışan kadın işçiler depremzedelerle dayanışma için varını yokunu ortaya koydu: “Hükümetin gerçek yüzünü gördük…”

Denizaşırı ülkelerde göçebe ev işçiliğine zorlanan Filipinli kadınların ‘hizmetçiliğe eğitildikleri’ bir merkezde yaşanılanları anlatan ‘Denizaşırı Hizmetçiler’ bu büyük sömürüyü gözler önüne seriyor.

Kadın işçilerin sorunları karşında yine her yıl büyüttüğümüz ‘dayanışma’ ruhuyla, fiziken yan yana gelemesek de yüzlerce kadının taleplerini 8 Mart’a taşıyacağız. Her yeri 8 Mart alanına çevireceğiz…

Editörden