Türkiye’den bakınca koşulsuz şartsız ‘iyi’ olarak gördüğümüz yaban ellerinde mevzu bilhassa kadın hakları olunca işler pek öyle yürümüyor.

Yazın gelip sıcakların bastırmasıyla havada uçuşur tatil planları. Ancak bir başına tatil planı yapmak bile bu zamanda, bu koşullarda çok mümkün de değil. Biz de bir hesap yaptık, bakın neler çıktı…

Çocuk istismarı haberleri ebeveynleri dehşete düşürürken, bu haberleri görüp birbiriyle paylaşan çocuklarımız daha da korkuyor. Bu korkunun özgüven eksikliğine dönüşmesine izin vermemeliyiz.

Ankara’da kadınlar birlikte kış hazırlığı yaparken mahkum bırakıldıkları yaşama sitem ediyor: ‘Hazırlık yapamazsak, çocukların önüne ne koyacağız?’

Sağlık iş kolunda taşerondan devlete geçen kadın işçiler, çalışmanın arattığı özgüveni, kadınların yan yana gelme olanaklarını artırarak mücadelenin gücüne dönüştürebileceğimizi gösteriyor.

'Korkmuyorum. Çünkü yarın o adam çıkınca arkamda Esenyalı Kadın Dayanışma Derneğinin olduğunu biliyorum.'

'Toplumsal dönüşüm bireysel çabalarla değil, ortak mücadelelerle oluşur. Elazığ Kadın Dayanışma Derneği, bu mücadele için umut veren bir başlangıç olacaktır.'

Çocuk istismarı meselesini konuştuğumuz kadınların elinden gelen sadece çocuklarını sıkı sıkıya tembih etmek oluyor. Çünkü her gün duydukları haberlerin öznesi olmak istemiyorlar.

‘Ben ülkemde göçmen istemiyorum’, ‘Onlar suça meyilli’, ‘Onlar geldi şiddet, taciz arttı...’ Bu sıklıkla duyduğumuz cümlelerin gerçeklerine gelin birlikte bakalım...

Ağır çalışma koşulları, az çalışanla çok iş, korunaksızlık, psikolojik baskılar... Sağlık emekçileri tüm bunların sadece kendileri için değil halk sağlığı için de ağır sonuçları olacağını söylüyor.

Eşinden ayrılıp iki çocuğuyla birlikte yeni yaşamlarını kurmaya çalışan bir kadın; bir yandan krize, bir yandan fırsatçılığa, bir yandan emek hırsızlığına karşı savaş veriyor...

Liverpool Kadın Hastanesindeki UNISON sendikası üyesi kadınlar, NHS’nin aynı işi yapan kamu personeline verdiği zamla aynı oranda zam alabilmek için verdiği mücadeleyi kazandı.

Ankara Batıkent, İlkyerleşim Mahallesi’nin muhtar adaylarından biri de kamu emekçisi olan Hatice Meydan: ‘Tüm sorunları kadınlarla birlikte çözeceğiz’

Saldırıları püskürtürken, yalnızca kâğıt üstündeki haklarımıza sahip çıkmakla kalmayıp, bu hakları kullanabilmemizin somut koşullarına ilişkin de taleplerde bulunmamız gerekir.

Eğer örgütlü olunan bir sendika varsa işçinin yanında durmalı. Eğer durmuyorsa da sizin de bizim de bugün ki mücadelemiz hem sendika bürokrasisine hem de patrona karşı olmak zorunda.

Malatya’da kayısı fabrikalarında özellikle tatil dönemlerinde çalışan kadın işçilerin yaş aralığı 15 yaşındaki lise öğrencisinden 55 yaşında eve ek gelir olsun diye çalışan kadınlar arasında değişiyor

Konuştuğumuz veliler okulda kantin desteği veriliyor olmasına rağmen çocuğun beslenmesine yetişemediğini, özellikle sağlıklı bir beslenme imkanı sunamadığını ifade ediyor.

Bant bant geziyoruz. Hangi bantta sipariş yoğunsa bizi ‘Siz haftaya gece vardiyasına geliyorsunuz’ diye oraya gönderiyorlar. Soruyorlar mı ev ne olacak? Hayır!

Bugünün güncel dayanışma ağlarından biri olan sosyal medyayı baltalamaya niyet eden bu genelgeleri “büyük bir adım, alkışlanacak bir tutum” olarak değerlendirmek AKP’nin boyasına gözümüzü sürmek olur.

Bugün kadınların tam da hakları için mücadele etme zamanı. Özellikle seçim sürecinde sistemi düzeltme değil emekçiler lehine değiştirme mücadelesinin bir parçası olmalarının zamanı.

Editörden