Depresyon en çok kadınları sever
Depresyon kadınlarda iki kat daha fazladır. Yineleyici depresyonlar kadınlarda daha sıktır. Akut depresyon atağı geçirenlerin yüzde 15 kadarında depresyon süregenleşme eğilimi gösterir.

Hayatta herkes zaman zaman sıkıntılar yaşayabilir. Ancak, bazı kişilerde bu durum semptom halini alabilir ve çok daha azında bu bir hastalık belirtisi olabilir. Psikiyatride ‘depresyon’ diye bahsedilen durum tam olarak bu hastalık halidir.

Depresyon “çökkünlük” olarak Türkçe’ye çevirebileceğimiz, anlık bir ruh hali, bir sendrom veya bir hastalık olarak karşımıza çıkabilir. Depresyonu izah eden tek bir model yoktur ancak genel olarak beyinde kimyasal iletimde rol alan maddelerle ilgili bir dengesizliğin olmasıdır. Bu dengesizlik çevresel nedenlerden etkilenmektedir. Depresyon tedavisi doğru tedavi ile mümkün olan iyileşen gerçek bir hastalıktır. Toplumda sanılanın aksine ruh zayıflığı değildir.

KADINLARDA DAHA YAYGIN
Toplumdaki sıklığına baktığımızda; bir yılda kadınların yüzde 13'ü, erkeklerin yüzde 8'inin depresyonda olduğunu göstermektedir. Türkiye Ruh Sağlığı Profili Çalışması’nda 12 aylık depresif nöbet yaygınlığı kadınlarda yüzde 5.4, erkeklerde yüzde 2.3, tüm nüfusta yüzde 4.0 olarak verilmektedir.

Görüldüğü gibi kadınlarda iki kat daha fazladır. Yineleyici depresyonlar kadınlarda daha sıktır. Akut depresyon atağı geçirenlerin yüzde 15 kadarında depresyon süregenleşme eğilimi gösterir.

DEPRESYON İÇİN RİSK ETKENLERİ NELERDİR?

· Erken ebeveyn kaybı
· Madde ve alkol kötü kullanımı
· Anksiyete bozuklukları
· Kadın olmak
· Erken ebeveyn kaybı
· Düşük sosyoekonomik düzey
· Ayrı yaşama, boşanmış olma
· İşsizlik: İşsizlik depresyonda risk etkeni olması yanında işte verimliliği azalmasının önemli nedenlerindendir.
· Daha önce depresyon geçirmiş olma
· Yakın zamanda önemli yaşam olayları, stres etkenleri
· Kişilik yapısı
· Çocukluk döneminde cinsel veya fiziksel kötü davranılma öyküsü
· Bazı ilaçlar
· Tıbbi hastalıklar
· Hormonal değişiklikler

DEPRESYON NEDEN KADINLARDA DAHA FAZLA?
Kadınlarda depresyonun erkeklere göre iki kat fazla olması erkeklerin belirtilerini, alkol ve madde kullanımı, değişik eyleme vurum davranışları şeklinde ifade etmesi (erkek arkadaşları ile balığa çıkması, kahvede amaçsızca oturup kağıt oynayıp etrafı seyretmesi vb), kadınların bu olanakları kullanamamaları, aynı stres etkeni karşısında daha yoğun belirtiler göstermesi biçiminde açıklanıyor.

Diğer önemli bir açıklama da hormonal nedenler ve geleneksel kadın rolü ile ilgilidir. Ayrıca kadınlarda gebelik, doğum, premenstrüel dönem gibi biyolojik ve psikolojik olarak depresyona yatkınlık yaratan ek özel dönemler vardır. Cinsel ve fiziksel istismar da kadınları daha çok etkilemekte ve depresyona yol açmaktadır.

BUNALTI, KAYGI, UMUTSUZLUK…

Klinik depresyonda ilgi ve zevk azlığı, umutsuzluk ve karamsarlık temel bulgulardır. Depresyondaki kişiler derin bir üzüntü yaşarlar. Gelecekleri ve yaşadıkları ile ilgili olarak hep kötümser düşünürler. Hastada depresif duygudurum ile birlikte değişik etkinlik ve sorumluluklara karşı ilgi kaybı izlenir.
Daha önceden yapmaktan zevk aldıkları şeyleri yapmak bu kişilere artık zevk vermez, iş, özel zevkler, bireysel ilişkiler, cinsel aktivite de dahil olmak üzere hiçbir şeyden zevk alamazlar. Bazı olgularda anksiyete (bunaltı, kaygı) düzeyi çok artabilir, ajitasyon (huzursuzluk) gösterebilirler.
Genel olarak ilgileri azalır. Umutsuzluk ve çaresizlik duyguları o kadar yoğun olabilir ki düştükleri bu durumdan hiçbir şekilde kurtulamayacaklarını düşünebilirler. Depresif hastalar basit günlük aktiviteleri bile yapmakta güçlük çekerler. İş, aile, para ve kendi sağlıkları ile aşırı biçimde kafaları meşgul olur. Enerji düzeyi azalır. Bazı olgularda önde gelen belirti somatik belirtiler olabilir; vücudun çeşitli yerlerinde açıklanamayan ağrılar, bulantı, kusma gibi davranışlar görülebilir. Tepkisel davranırlar.
Umutsuzluk, kötümserlik, benlik saygısında düşme ve suçluluk duyguları intihar düşünce ve eylemlerini uyarır. Sevilenle yeniden birleşme düşünceleri ortaya çıkabilir. Düşünce içeriğinde geçmiş olaylar önemli bir yer tutar. Yoğun anksiyete (bunaltı, kaygı) belirtilerinin depresyon olgularında intihar girişimleri için belirleyici bir etken olduğu ileri sürülmektedir. İntihar düşünceleri ve girişimleri depresyonun önemli acil hastane yatışı gerektiren belirtilerindendir.
Depresif olguların çoğunda duygudurum değişiklikleri ile birlikte iştah ve kilo kaybı bulunur.
Uyku bozukluğu depresyonun çok sık karşılaşılan bir belirtisidir. Dalgınlık, unutkanlık olabilir. Bazen ağır olgularda aklından geçenlerle dış dünyada olanlar birbirine karıştırılabilir.

TEDAVİSİ VAR!
Depresyon olgularının yüzde 85’den fazlası bilinen tedavi yöntemlerinden yararlanır. Tedavi edilmeyen olgular ise 6-24 ayda kendiliğinden düzelirler. Yüzde 5-10 kadar olguda ise iki yıldan fazla sürer. Uygun tedavi ile bu süre birkaç hafta ile birkaç aya indirilebilmektedir.

Davranışçı ve bilişsel psikoterapiler tedavide çok etkin ve iyi bir yere sahiptir.


AH O SABAH KARANLIĞINDA İŞE GİTMELER YOK MU…
Fotoperiyodik teoriye göre uzun geceler ve kısa gündüzler mevsimsel depresyon ve duygudurum bozukluğu ile giden bir depresyona neden olmaktadır. Sabahları işe yada okula gitmek için karanlıkta uyanıyoruz. Karanlıkta ev içinde ışık kullanarak hazırlanıyoruz ve çoğu zaman işe/okula vardığımızda hava ancak aydınlanmış oluyor. Aynı ritim akşam dönüşlerde de geçerli oluyor. Bu da mevsimler depresyonu tetikleyen faktörlerden birisi oluyor. Bunun temel nedeni olarak vücudun melatonin salınımı gösterilmiştir. Bahar aylarının gelmesiyle ve uzayan gündüzlerle yaz aylarında kaybolması ile belirgin eş zamanlılık gösteren bu depresyon tipinin toplumda görülme sıklığının yüzde 5-6 civarında olduğu kabul edilmektedir.

İlgili haberler
5 Maddede depresyonla nasıl baş edilir?

Dünya durmuş, bir daha hiçbir şey değişmeyecek gibi hissediyor musunuz? Uykusuz, bitkin, hayattan ze...

GÜNÜN BİLGİSİ: Kereviz depresyonu önlüyor

Birçok faydası olduğu bilinen kerevizin bir de depresyona iyi geldiği öğrenildi. Kışın depresyon ris...