Kader’in çağrısı; Korkmayın!
Vahşi bir biçimde kocası tarafından katledilmeye çalışan Kader’in, içinden güçlenerek çıktığı hikayesini dinlemeye ne dersiniz?

Kader’i sabaha kadar uyutmayan sadece ağrıları değil, uyuduktan sonra uyanamamaktan da korkuyor. Aynı zamanda kan ter içinde uyanmak, gördüklerinin sadece rüya olduğunu anlayıp buruk bir sevince kapılmak da yoruyor, canını acıtıyor.

Sık sık aynı rüyayı görüyor Kader: Çatısı olmayan, farklı yükseklikteki üç binanın önünde duruyor. Birinci binanın üstüne sıçrıyor, sonra ikincisine, sonra üçüncüsüne... Sonra istemediği halde, göğe doğru yükseldiğini görüyor. Yükseliyor, yükseliyor, bulutlar arasında şimdi. Yalvararak dua ediyor, yere inmek istiyor. Sonra yavaş yavaş iniyor. Sevinç içinde şükrediyor; “Ölümden kurtuldum.”

Aslında Kader’in bugüne dek yaşadıkları rüyasından daha da korkunç. Kader, Kasım 2016 tarihinde sokağın ortasında, üç yaşındaki oğlu Cudi’nin gözleri önünde, ayrıldığı eşi tarafından öldürülmek istendi. Nurettin, önce bıçakladı onu. Yetmedi otomobilden bir balta çıkararak keskin olmayan tarafıyla kafasına kafasına vurdu. Bu da yetmedi, elindeki halatı Kader’in boğazına geçirdi, diğer ucunu içinde Cudi’nin korkulu gözlerle bakarak oturduğu otomobile bağladı, direksiyona geçti ve 208 metre yerde sürükledi kadını. Kader tüm gücüyle boğulmamak için halatı tuttu. Sonra mucize eseri halat koptu, film bitti...

Sonrasını hatırlamıyor zaten. Önce Hameln’de sonra Hannover’de hastaneye kaldırıldı. Kalbi birkaç kez durdu. Her seferinde hayata geri döndü. Aylarca komada kaldı, herkes umudunu kesti ama Kader inatla hayata tutundu, kendi için, oğlu için ve şiddet uygulayan tüm erkeklere inat...

TÜRKİYE’DE SIĞINACAK YER BULAMAYINCA
Aslında zorluklara alışık bir kadın o. Türkiye’de de baskı, şiddetle iç içe geçmiş bir yaşam sürdürmüş. 12 yaşında savaştan, sık sık yapılan ev ve köy baskınlarından, devlet şiddetinden kaçarak ağabeyleriyle Almanya’nın Hameln şehrine yerleşmiş bir kadın Kader. Daha sonra da anne ve babası gelmişler buraya. “2013 yılında Nurettin’le tanıştık. Kısa süre sonra dini nikahla evlendik” diye başlıyor yaşadıklarını anlatmaya. Evliliğinin daha ilk günü eşi sigara içmesini yasaklamış, daha sonra cep telefonuna el koymuş, arkadaşlarıyla buluşmasını engellemiş... Her gün yeni bir hakkı kısıtlanmış ama her defasında düzeleceği umuduyla evliliğini sürdürmüş. Oğlu Cudi doğduğunda her şeyin düzeleceğine duyduğu umut biraz daha güçlenmiş; “Ama yok, değişen bir şey olmadı. Ayrılmaya karar verdim, kavga, tehdit ayrıldık.” Çocuğunu “yetim bırakmamak” düşüncesiyle belli aralıklarla babasına gitmesine izin vermiş. Ve böyle bir günde, Cudi’yi Nurettin’den almak için gittiğinde aralarında nafaka nedeniyle tartışma çıkmış ve ölümle yüz yüze bulmuş kendini.

CUDİ’NİN KORKULARI
Hayır! Adamın cinnet getirip saldırdığına falan inanmıyor Kader, “Bilinçli ve önceden planlanmış bir saldırıydı bu” diyor. Çünkü Nurettin, defalarca tehdit etmişti kendisini ama yine de bu kadar canavarlaşabileceği aklının ucundan bile geçmemişti kaderin. Sokağın ortasında, oğlunun gözleri önünde, bıçak, balta ve halatla sürüklenerek katledilmeye çalışılacağını...

Şimdi 29 yaşında olan Kader, oğluyla birlikte terapi görüyor. Kendinden çok oğlunu düşünüyor, oğlunun kendisinden ayrılmadığını, sürekli konuştuğunu, olanları anlayamadığını, babasından korktuğunu söylüyor. “Anne, benim babam yok. Anne, benim babam çok kötü. Anne babam sana neden öyle yaptı? Anne beni bırakma... ”

Uzun süren tedavilerden sonra kendi deyimiyle dimdik ayakta Kader. Başında sürekli bir bere var. Baltayla parçalanan kafasında kalan izleri görenler korkmasın diye gizlemek için böyle dolaşıyor ve kendini daha güvende hissettiğinden bereyi çıkarmak istemiyor.

KORKMUYORUM
Mahkeme süreci de oldukça zorlu olmuş. İlk duruşmaya gittiğinde kafasından geçen eğer Nurettin özür dilerse, onu affettiğini ama kendisiyle hiçbir şekilde bağ kurmak istemediğini söylemekmiş. Ama adam bırakın özür dilemeyi, en küçük pişmanlık bile göstermemiş. Kader, “Konuşmadım, affetmedim, affetmeyeceğim” diyor.

Eski eşi 137 bin avro acı parası ve 14 yıl hapis cezasına çarptırılmış. Hapis cezasını çok az bulan Kader, “Başka erkeklere kadınları serbestçe öldürebilirsiniz mesajını verecek kadar çok az” diyor. Savcı müebbet hapis istemesine rağmen hakim, adamın acı parasını ödemeyi kabul etmesi nedeniyle 14 yılda karar kılmış.

Peki, 14 yıl, belki daha da kısa süre sonra Nurettin hapisten çıkınca ne yapacak Kader? “Korkmuyorum. Neden korkayım ki? Ölümden döndüm. Çocuğuma kavuştum. Yaşıyorum. İleriye umutla bakıyorum. Benim durumumdaki tüm kadınlara da korkmayın, kaderinizi kendi elinize alın diyorum. ” 


SAVAŞIN ANNESİZ, BABASIZ BIRAKTIĞI ÇOCUKLAR İÇİN...
Kader’in 208 metre sürüklendiği otomobilin de kadına verilmesi kararlaştırılmış. Nurettin sadece buna itiraz etmiş, ama üst mahkeme itirazı reddetmiş.
Otomobili açık arttırmaya çıkaran Kader, gelen parayı Kobane’deki kimsesiz çocuklara gönderecek ve bu para oradaki çocuk yurdunun donanımı için harcanacak: “Ben çocuklukta çok acı çektim, ölseydim çocuğum da yapayalnız kalacaktı. Kobane’deki çocuklar ise yıllardır yapayalnız. Savaşın annesiz, babasız bıraktığı çocuklar onlar. Eğer benim acım onların acısını biraz azaltabilirse ne mutlu bana.”


KASIM ÖFKESİ
Kader, iyileştikten sonra şiddet gören kadınlara nasıl destek olabileceğine de çok kafa yormuş. Ne yapabilir, nasıl erişebilir onlara? Nasıl cesaretlendirebilir kadınları? Anlatmak, konuşmak, dinlemek, birbirine dokunmak... Bu nedenle belki de yaşadıklarını saatlerce, günlerce Hameln’de çıkan bir gazetenin şef redaktörüne anlatmış. Şimdi onun hikayesini anlatan bir roman var. Kasım Öfkesi (Novemberwut) kitabın adı. Ulrich Behmann, Kader’in yaşadıklarını bir polisiye roman şeklinde anlatmış. Okunması kolay olsun, daha fazla insana erişsin diye... Kasım öfkesi, Kader’in öfkesini özellikle kadınlarla paylaşmasının, onlara cesaret verme çabasının öyküsü.
İlgili haberler
Ölü insan zeytin ağacı dikemez!

Ama biz insan kalanlar, ölümü değil, hayatı o kadar severiz ki, şairin dediği gibi yetmiş yaşımızda...

Marksizmin izinden Eleanor Marx

Kapitalizm koşullarında kadınların durumunu ortaya koyan Eleanor, ustaları Marx ve Engels’den öğrend...

Bu hashtagde mücadele var: #8Mart

Geçen yılki uluslararası eylemlilik halinden bu yıla kadın mücadeleleri ne durumda, gündemler neler?...