Yaz ayları, birçok kişi için dinlenmeyi, nefes almayı ve tatili çağrıştırsa da milyonlarca işçi için yaz; kavurucu sıcak altında uzayan mesailer, kullanılamayan yıllık izinler ve “iş yetişecek” denilerek ertelenen dinlenme hakkı anlamına geliyor. Tatil, herkes için eşit ulaşılabilir bir hak olmaktan çıkıp bir ayrıcalığa dönüşüyor.
Yalnızca tatil ya da dinlenme hakkı değil; insanca yaşanabilecek ücretler ya da emekli aylıkları, çocukların eğitime ve güvenli bir hayata erişimi, seçme ve seçilme, ifade özgürlüğü gibi en temel demokratik haklar dahi bugün elimizden alınmaya çalışılıyor. Türkiye'nin dört bir yanında belediyelere, gazetecilere, sendikacılara, komedyenlere ve siyasetçilere yönelik yeni operasyonlar sürüyor. Gündem her gün yeni gözaltılar ve soruşturmalarla değişiyor. Ancak buradan çıkarmamız gereken şey şu: Bir ülkede kadınların dinlenme hakkını, ifade özgürlüğünü ve örgütlenme hakkını birbirinden bağımsız düşünmeyiz. Çünkü haklar parçalanamaz; biri zayıfladığında diğerleri de tehlike altına girer.
Bugün yıllık iznini kullanamayan işçiyle, ranta açılan sahillerde yürüyemeyen emekçilerle, sendikal faaliyeti nedeniyle baskı gören ve bunu dergimize yazan kadın işçinin hikayesi aynı düzenin içinde birleşiyor. Bir yanda çalışma yaşamını daha da ağırlaştıran ekonomik koşullar, diğer yanda demokratik hakların daraltılması... Yaz sıcaklarının ortasında milyonlarca işçi ve emekçi kadın için mesele yalnızca tatil yapamamak değil; insanca yaşayabilecek zamandan, güvenceden ve söz hakkından her geçen gün biraz daha uzaklaşmak. Umarız bu sayı, sıcak yaz günlerinde yalnızca kısa bir soluk değil, dayanışmayı büyütecek buluşmalara vesile olur. İyi okumalar.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















