Evrensel gazetemizi dağıttıktan sonra bir düğüne gidiyoruz. Gazetemizin bir kısmını dağıtmıştık, “Kalanı dönüşte dağıtırız” dedik.
Düğün davetiyeleri çağa uygun, Whatsapp’tan geliyor. Düğüne gitmek istiyorum. Saati ya da tarihi kaçırmayalım diye ara ara kontrol etmişim. Neyse ki tarihi de saati de kaçırmadık. Düğün günü, biraz gecikmeli de olsa yetiştik. Ama bir eksik var, takıyı unuttuk. Cebimizdeki paraları birleştirdik ama az oldu. Düğün sırasında birimiz para çekmek için bankamatiğe gitti. Takı başladı, bitmeden gelse bari... Neyseki yetişti. Ankara’nın bağları, fidayda, halay derken düğün pastası da geldi. Fatmacığımın oğlu evlendi.
Su baskını
Fatma yıllarca zorlu bir hayat yaşamış emekçi bir kadın. Yıllarca kalburüstü bir semtte apartman görevlisiydi. Bir süre yerin yedi kat dibinde, ışığın ancak mazgallardan sızdığı bir evde yaşadı.
Bir gün bu evi su bastı. Çok çaresizdi. Bütün eşyaları kirli sularla yıkandı. Buzdolabı, çamaşır makinesi, kanepeleri hepsi lağım suyunda kaldı. Bu su baskınından sonra apartman sakinleri suyun geldiği yere duvar ördü ve bu çile sonunda öyle bitti.
Bu süreçte ben ne yapabilirim, nasıl yardım edebilirim diye düşünüp dövünürken bir arkadaşım yemekhaneden kalan yemekleri isteyip götürebileceğimi söyledi. Birkaç gün öyle idare ettiler. Her yemek götürdüğümde çamaşır suları, envai çeşit deterjanlarla temizlediği ev demeye bin şahit isteyen kutucuk, bir parça temizleniyordu. Fatmacığım ise sararmış solmuştu. Yakınlarında bir fırıncı “Beyaz eşyaları ben alırım” demişti. Bir süre sonra ses çıkmamıştı. Ankara Büyükşehir Belediyesine -Melih Gökçek zamanı- başvurmuştu. Oradan gelen belediye görevlileri de evde asılı duran Atatürk portresine bakıp gitmişler ve bir daha uğramamışlardı. Fatmacığım kendi çaba ve imkanlarıyla bu baskını atlatmıştı.
Emekliliği beklerken
Aradan yıllar geçti. Biz oradan taşındık ama yolumun düştüğü bir gün Fatma’nın yanına uğradım. Börek açıyordu. Yanındaki komşusu ile sohbet ediyorlardı. Emekli olmamıştı. “Asgari ücret arttı sana yarısını verebiliriz” diyordu apartman sakinleri ve yarısını ödüyorlardı. Daha önce de bu apartmanda yaşayan bir yaşlıya yarı fiyatına baktırdıkları geldi o an aklıma.
Uzak semtlerden birinde ev almıştı. "Taşınacağım, emekliliğimi bekliyorum. Burası beni bitirdi" demişti. Acelem vardı, o yüzden börek ve çaya kalamadım. Yine uzun bir süre görüşmedik. Ta ki bir sosyal platformda arkadaşlık teklifi gelene kadar. Önce tanıyamadım. Evdekilerin yardımıyla tanıdım. Sonra telefonla arayıp teyit ettim. Fatmacığım artık kendi evinde, kendi olarak yaşıyor; tabii gözünün feri biraz sönmüş, sağlık sorunları başlamış olarak.
Bu hikayenin en güzel kısmı ise Fatma’nın, “İki güzel evladımı okuttum, iş güç sahibi yaptım ve birini de evlendirdim. Benim hikayem, benim yaşadığımı ya da benzerini yaşayan kadınlara umut olsun. Mücadeleyi bırakmasınlar. Haklarını ararken geç kalmasınlar, kimseye de haklarını yedirmesinler. Bana mücadelemde destek olan tüm kadınlara çok teşekkür ederim" sözleri oldu.
Fotoğraf: DHA
İlgili haberler
Apartman görevlilerinin tazminatına yan haklar da dâhildir
Apartman görevlilerinin kıdem tazminatı hesabına ücretin yanı sıra apartman tarafından karşılanan konut, su, elektrik, ısınma gibi giderler de dâhildir.
Ayşe Masumlar Apartmanında!
Bizim Ayşe bu kez Masumlar Apartmanı’nı aratmayan bir yerde işe başlamış, derdi büyük ama neyse ki ‘aman bee’ deme cesareti verenleri var…
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN
























