Pandemide mobbing arttı: Tuvalete gitmek bile azar işitmek demek!
Bursa’dan hizmet sektöründe çalışan Ayşe ve Ferda pandemiyle birlikte artan iş yüküyle beraber mobbingin ve baskının nasıl daha da arttığını anlattı.

Mobbinge dair kapsamlı bir veri araştırması olmasa da ayrı ayrı kurumların yaptığı çalışmalara göre sağlıktan hizmet sektörüne kadar psikolojik, ekonomik, cinsel, fiziksel şiddete ve sistematik mobbinge maruz kalan çalışanların çok büyük bir kısmını kadın çalışanlar oluşturuyor. Biz de hizmet sektöründe çalışan iki kadınla bir araya gelip önceki senelere göre pandemi döneminde çalışma yaşamlarındaki değişikliklerin bu mobbing ve baskıları nasıl etkilediğini konuştuk.

Ayşe, okul masraflarını çıkarmak için bir yandan bir kafede aşçı olarak çalışıyor. Yine hem okuyup hem çalışmak zorunda olan Fast Food çalışanı Ferda da, Ayşe gibi okul masraflarını çıkarmak için çalışan üniversiteli bir kadın.

MOBBİNGİN NE OLDUĞUNU YAŞAYARAK ÖĞRENDİLER…

Ayşe, pandemi döneminde eskiye kıyasla iş yoğunluğunun azalması sebebiyle daha rahat olduğunu ve üzerindeki baskının ciddi oranda azaldığını dile getiriyor. “İş yoğunluğu artınca baskıda artıyor ama bu dönem kafelerin kapanması sebebiyle yoğunluk azaldı ve baskılarda eskiye göre azaldı” diyor. Ama yine de mobbinglerin baskıların bitmediğini ifade ederek çalıştığı yerde temizlik görevlisi bir kadın işçinin sağlık sorunları nedeniyle üst üste birkaç kez rapor aldığı için başka birinin onun adına yazdığı istifa kağıdını imzalatıp işten çıkarttıklarını dile getiriyor.

Ferda ise Ayşe’nin tersine Pandemi dönemini önceki süreçlerle karşılaştırdığında iş yerinde çok daha fazla baskıya maruz kaldığını hissettiğini ifade ediyor. Bunun iki nedeni olduğunu söyleyen Ferda, “İlki eskiden yaşadığım şeyin bir baskı ve mobbing olduğunu anlayamamamdı. Çünkü bunun daha hızlı ve iyi şekilde çalışmam için yapıldığını düşünüyordum, fakat zamanla mobbingin ne olduğunu öğrendim. İkinci neden ise pandemiyle birlikte iş yükümüzün artmasıydı. Bence bu süreçte sağlık sektöründe olduğu gibi gıda sektöründe de koşullar çok zorlaştı. İş yükümüz arttıkça baskı da bir o kadar arttı” diyor.

FAZLA MESAİ NORMALLEŞTİ

Çalıştığı yerde yaşadıklarından bahseden Ferda, zorla mesaiye kalmanın artık hem onun için hem de diğer çalışan arkadaşları için çok normal bir hal aldığını düşünüyor. İş çıkışlarında her gün muhakkak bir saat mesaiye kaldığını söyleyerek, “Diğer yandan yalnızca bir dakika geç kaldığımızda bile bu üstlerimiz için büyük bir problem oluyor ve diğer çalışanların arasında muhakkak bize bağırıyorlar. Bir arkadaşım regl olduğunda sık sık tuvalete gitmesi gerekiyordu ve bu durumu bilmelerine rağmen sürekli dile getirip onu azarladılar. Ben hastalandığımda ise aynısını bana yaptılar, sık sık tuvalete gidip istifra ediyordum. Beni de bu yüzünden çokça azarladılar fakat benim o halde çalışmama göz yumdular.”

BASKILAR ARTTIKÇA KAYGILAR DA ARTIYOR
Birçok alanda olduğu gibi hizmet sektöründe de özellikle kadınların sistematik mobbinge maruz kalmasını konuşuyoruz.
Ayşe, kadınları erkeklerden güçsüz, kendi işini halledemeyen ve erkeğin gücüne ya da bakımına muhtaçmış gibi gördüklerini, Kadınların erkeklerden yüksek mertebelerde görev yapmasının kötü bir durummuş gibi karşılandığından bahsediyor: “Birçok erkek eşinin kendinden fazla maaş almasını istemiyor ki bunun da temelinde yine kadına tahakküm arzusu yatıyor. Kadınların çalışma hayatına atılması bence erkekleri korkutuyor alışmış oldukları düzeni bozmamak için kadınları çalışma hayatından soğutmaya çalışıyorlar.”
 Erkek yöneticilerin, kılık kıyafetinden ayakkabısına, saçının renginden kilosuna kadar kadın çalışanlara karıştıklarını dile getiren Ayşe, “Uğradığım en büyük psikolojik şiddet sebeplerinden yalnızca bazıları bunlar. Bizleri istedikleri şekle sokabilecekleri bir nesne olarak görüyorlar. Başta da belirttiğim gibi bunun temel nedeni tahakküm arzusundan kaynaklanıyor bence” diyor.
Ferda ise bu konu hakkında çalıştığı yerde baskıyı en çok kadınların yaşadığını ve bunun her yerde bu şekilde olduğunu söylüyor. “Çünkü genel olarak kadınları narin görüyorlar, tepki vermeyeceklerini düşünüyorlar. Diğer yandan bütün üstlerimiz erkek ve erkek çalışanlarla iyi anlaştıkları için onlara çok daha normal davranıyorlar. Kadın bir arkadaşım üstlerin bu baskısı ve ikircikli tavrı yüzünden işi bırakma noktasına gelmişti fakat bırakamadı” diyor.
Kadın çalışanların geneli tam da bu yüzden erkeklere oranla daha pasif kaldıklarını söyleyen Ferda, “Çünkü bizlerin çok daha fazla kaygısı var ve ne yazık ki ikincil cins olmayı bütün baskılar yüzünden içselleştirmişiz” diye ekliyor.
‘YASALAR BİZİ MOBBİNGE KARŞI KORUMUYOR’

Son olarak iş yerlerinde yaşanan baskı ve şiddetin sosyal hayatta yaşanılan baskı ve şiddetten kopuk bir şekilde ele alınmayacağını ve bu noktada baskı ve şiddete karşı çalışanların ne gibi bir yol izlemesi gerektiğini ne yapılması gerektiğini konuşuyoruz.

Ayşe, en başta insanların bilinçlendirilmesi gerektiğini düşünüyor. Çoğu insanın mobbinge maruz kaldığının farkında dahi olmadığını ifade ediyor: “İş yerlerinde sektör fark etmeksizin işçi haklarına dair eğitimler verilmesi ve verilen eğitimle birlikte düzenli olarak denetimlerin yapılması belki bir çözüm yolu olabilir.”

Ferda ise, çalışanların çoğunun onun gibi işe ilk girdiği zamanlardaki gibi mobbingin ne olduğu bilmediklerini ve bu durumu normal karşıladıklarını belirtiyor. Bu yüzden tepki gösteremediklerini fakat tepki doğsa durumun değişeceğini düşünüyor: “Yalnızca açıklama yapabiliyoruz ki bunun da üstlerin gözünde hiçbir değeri olmuyor çünkü onlar için hemen ücretsiz izine çıkartılabilecek insanlarız.”

 Diğer yandan mobbinge karşı yasaların da işçileri nitelikli olarak koruduğunu düşünmeyen Ferda, “Mobbing üzerinden dava açmamız gerektiğinde bizden şahit istiyorlar. Ben böyle bir koşulda nasıl çalışma arkadaşımı şahit gösterip onu tehlikeye atabilirim ki? İşte bu yüzden iş yine bize düşüyor. Bizlerin kendi hayatlarımız ve haklarımız konusunda daha bilinçli olması gerekiyor. Ama bu da yeterli değil, çünkü ortak bir bilinçle ortak hareket etmediğimiz sürece koşulların değişmeyeceğini biliyoruz” diyerek sözlerini bitiriyor.

Fotoğraf: Freepik

İlgili haberler
8 Mart: Hesabımızı yaptık, hesabını soracağız!

Bu 8 Mart’ta ortak taleplerimizle bulunduğumuz her yerde haklarımız ve hayatımız için buluşuyoruz.

Pendik’ten notlar: 30 işçi kadının aynılaşan cümle...

5 farklı işkolunda 30 kadınla yapılan görüşmelerde kadınların evdeki şiddet, Kod 29, sendikalılığın...

Yorgunluktan tükensek de umudu tüketmedik

Farklı iş kollarından kadınlarla çalışma ve yaşam koşullarına dair yapılan anket sonuçları pandemini...