'Çocuklar için şiddetten uzak bir yaşam, temel haktır'
İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi YK üyesi Kardelen Ateşçi ile çocuğa yönelik aile içi şiddet durumlarında yargılama sürecinin nasıl ilerlediğini konuştuk.

Geçtiğimiz aylarda İngiltere’de babası tarafından şiddete uğramış olan çocukların zorla babalarıyla görüştürüldüklerine dair bir haber yayınlandı. Çocukların görüşmek istememe beyanı hiçe sayılarak ‘aile’ birliğinin ön plana alındığı ve istismara uğramış onlarca çocuğun “ebeveyne yabancılaşma sendromu” yaşayacağı öne sürülerek istismar failleriyle görüştürüldüğü ortaya çıktı. Geçtiğimiz Mart ayında da Kocaeli’de babası tarafından istismara uğramış bir kız çocuğunun icra yoluyla, görüşmeme talebi olmasına rağmen, babasıyla zorla görüştürüldüğüne dair bir kadın beyan vermişti.

Özellikte son süreçte Türkiye’de aile birliğine yapılan vurgu, ailenin korunmasının çocukların sağlıklı ve güvenli bir alanda gelişimi pahasına ele alınması aile içi şiddete ve istismara karşı mücadeleyi zorlaştırıyor. Çocuğa yönelik aile içi şiddet ve istismar durumlarında yargılama süreçlerinin nasıl ilerlediği ve çocuğun yararının gözetilmesi durumunda nasıl hareket edilmesi gerektiğine dair tartışmaya ihtiyaç var. Bu tartışmayı açmak için İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezinden Kardelen Ateşçi ile çocuğa yönelik aile içi şiddet durumlarında yargılama sürecinin nasıl ilerlediğini konuştuk.

ÇOCUĞUN ÜSTÜN YARARI

Şiddet mağduru çocuk söz konusu olduğunda yargılama süreçlerinin ilerleyişi tartışmalı olabiliyor. Yargılama sürecinde çocukla temas halinde olan kişilerin çocuklara yaklaşımı nasıl olmalıdır? Yargılama süreçleri nasıl ilerliyor?

Yaşanan şiddet olaylarında ilk yapılması gereken şey kolluk ya da savcılığa başvurmaktır. Başvurunun ardından mağdurun ifadesinin alınması, birime göre şikayet dilekçesi ile süreç başlıyor. Eklemekte önem görmekteyim, fiziksel şiddete maruz kalan kişi için en kısa sürede mutlaka darp raporu alınmalıdır. Bununla birlikte, Çocuk Koruma Kanunu'nda ve diğer ilgili mevzuatlarda yer alan, olay özelinde gerekli olacak önleyici ve koruyucu tedbir kararlarının alınması için hemen talepte bulunulmalıdır. Örnek vermek gerekirse, uygulamada en çok başvurulan tedbir olan şiddet failine karşı uzaklaştırma kararı gibi. Akabinde, savcının delilleri toplaması, ifadeleri alması gibi işlemler ile süreç devam etmektedir. Savcı tarafından davanın açılmasına ya da açılmamasına karar verilecek, buna göre kovuşturma aşamasına geçilecektir.

Yargılama sürecinde kadın ve çocuklara yaklaşımı genel bir ifade ile yanıtlamak mümkün değil. Ancak elbette mevcut hukuk düzeninde olması gereken, özellikle mağdurla temas halinde olan görevliler için belli keskin çizgiler mevcut. Burada, mağdur çocuğun üstün yararı ise en kalın çizgimiz. Bu duruma çocuğun ikincil örselenmelerin ortadan kaldırılmasını sağlamak adına çocuğun pedagog eşliğinde, mahkemeden ayrı bir ortamda kayıt altına alınarak dinlenmesi; çocuğun hassasiyetine saygı duyulması, daha anlayışlı olunması, kaygısının azaltılması örnek gösterilebilir. Özellikle çocuk yargılamalarında bunlar oldukça önemli.

ÇOCUK, İSTİSMAR FAİLİYLE YÜZLEŞTİRİLEMEZ

Babasından şiddet görmüş çocukların dahil olduğu boşanma ya da doğrudan çocuğun şiddete/istismara uğramasından dolayı açılmış davalarda çocuklar babalarıyla yüzleştiriliyor mu? Dava sonucunda baba ile görüşmenin devam etmesi gibi kararlar ne gibi durumlarda verilmektedir?

Mevcut hukuk sisteminde mağdur çocukları, şiddet/istismar faili ile ebeveyn ile yüzleştirme gibi bir düzenleme bulunmamaktadır. Kaldı ki zaten doğru olan da bu diyebilirim. Zira, bir önceki soruda da bahsettiğim gibi çocuğun üstün yararı çocuk haklarının ana ilkelerinden biri. Bu sebeple yüzleştirme bunun ihlali anlamına gelecektir. Bu tür yargılamalarda, uzmanlar çocuklar ile yaptıkları görüşme neticesinde Sosyal İnceleme Raporları düzenlenmektedir. Bu raporda, şiddet iddiası var ise aile içi şiddet, istismar öyküsüne de yer verilmektedir. Şayet, tüm deliller, sosyal inceleme raporu ve çocuğun beyanı ile de istismarı destekleyen veriler söz konusuysa somut olaya göre çocuğun ebeveyni ile kişisel ilişki kurulması mahkeme tarafından “çocuğun üstün yararı” dikkate alınarak kaldırılabilmektedir.

Aile içi şiddet durumlarında gerçekleşen boşanma davalarında çocuğun “şiddet gördüm ve görüşmek istemiyorum” beyanı nasıl inceleniyor? Bazı durumlarda "ebeveyne yabancılaşma sendromu" kavramı kullanılarak görüşme kararı alınabiliyor. Böyle durumlarda çocuğun görüşmek istememesinin dikkate alınmamasının sebebi nedir?

Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ile çocuğun görüşünü belirtme hakkı teminat altına alınmıştır. Bu kapsamda boşanma davalarında çocuğun görüşünün alınması ve çocuğun görüşünün nasıl alındığı oldukça önemlidir. Bu sebeple, bir önceki soruda da bahsettiğim gibi oldukça hassasiyet barındıran bu durumlarda çocuk ile uzman görüşmesi yapılarak, Sosyal İnceleme Raporu düzenlenmektedir. Aile mahkemelerinde verilecek kararların oluşturulması için Sosyal İnceleme Raporunun büyük önem taşıdığını da belirtmeliyim. Ancak tabi ki tek başına yeterli değil, tüm dosya değerlendirilip çocuğun üstün yararı neticesinde kişisel ilişki kararı verilmektedir.

Konuyu ebeveyne yabancılaşma sendromu özelinde ele almak gerekirse, burada çocuğu velayet için bir savaş ortasında bırakma söz konusu olup diğer ebeveyn aleyhine çeşitli şekillerde duygusal istismar yaratmaktır. Böylelikle çocuk bir intikam aracı olarak kullanılmaktadır. Örneğin uygulamada bir kararda velayeti elinde bulunduran anne, koşulların değiştiğini, çocuğun babanın yeni eşi ve babaannesi ile görüşmek istemediğini ileri sürerek çocuk ve babası arasında kurulan kişisel ilişkinin kaldırılması talebiyle dava açmıştır. Ancak mahkeme tarafından, sosyal inceleme raporunda yer alan "Ebeveynlerini uzun süre görmeyen çocukların ebeveynlerden birisine karşı yabancılaşma sendromuna girebilecekleri" ifadelerine yer verilerek dava reddedilmiştir. Daha sonra ise üst birimlerde dava görülmüştür. Burada asıl dikkat çekmek istediğim şey, kararda bu kavrama dikkat edilmesi. Zira, çocuğu ebeveyn savaşından ve intikam aracı olarak kullanılmaktan kurtaracak şey bu tür kavramların incelenmesi, kararlarda yer almasıdır.

ÇOCUĞUN KORUNMASINDA ALINAN TEDBİRLER

Yine aile içi şiddet söz konusu olan velayet davalarında şiddet mağduru çocukların velayeti kime veriliyor?

Daha önceki sorularda verdiğim yanıtlarda belirttiğim gibi burada en önemli şey iddiaları delillendirme ve çocuğun üstün yararı. Tanık ifadeleri, sağlık raporu, sosyal inceleme raporu ve tüm diğer deliller neticesinde çocuğun bir ebeveynin istismarına maruz kalma söz konusu ise bu durumda çocuğun velayeti diğer ebeveyne verilebilecektir. Ancak bazı hallerde çocuğun sağlıklı gelişimi için velayetinin hem anne hem babadan kaldırılmasının gerekli olabileceğini de belirtmeliyim.

Yalnızca yargılama süreci değil aynı zamanda sonraki süreçte de çocukların korunmasına dair çeşitli soru işaretleri var. Aile içi şiddete dair davalarda şiddete uğrayan çocuğun olay sonrasında korunması için etkili önlemler alınıyor mu?

Çocukların güvenli, şiddetten uzak, sağlıklı gelişimi ve bu çerçevede bir hayat sürmeleri temel hakkıdır. Bu sebeple şiddete maruz kalan çocuklar için iyi ve güvenli hallerinin sağlanması en temel şeylerden biri. Burada Çocuk Koruma Kanununda yer alan bakım, sağlık gibi tedbirlerin uygulanması mümkün. Aynı zamanda 6284 Sayılı Kanun kapsamında uzaklaştırma kararı, şiddet faili ebeveynin müşterek konuttan derhal uzaklaştırılması, çocukla kişisel ilişkisinin sınırlandırılması gibi somut durumun kendi koşulları kapsamında çeşitli tedbirler alınabilmektedir. Şuna inanıyorum yasalar tek başına iyileştirme için yeterli olmasa da doğru uygulandığı zaman var olan sorunun çözülmesine büyük bir katkı sağlamaktadır.

Son olarak tedbirlerin etkili olup olmadığına dair, yasaların pratikte olması gerektiği şekilde uygulanmaması, caydırıcılığının olmaması, sisteme entegresinin doğru sağlanamaması gibi nedenlerle ne yazık ki çok fazla etkili olduğunu söylemek mümkün değil.

Fotoğraf: Ekmek ve Gül

İlgili haberler
Çocuklarını istismar eden baba ‘iftira’ dedi

Ağrı Patnos’ta öz kızlarını istismar ettiği öne sürülen ve tutuklu bulunan baba iftiraya uğradığını...

DİH’ten çocukların korunması için suç duyurusu: Ai...

Demokrasi için Hukukçulardan kadın avukatlar, Diyanet'in cinsel istismarın önünü açan yanıtına ve de...

İstanbul Barosu: Kadınların yüzde 98’inin başvuru...

2019 yılında Baroya başvuran 12 bin 101 şiddet mağduru kadının 2 bin 842’si doğrudan bilgi sahibi ol...