Bir Cemaat, bir cumhurbaşkanı ve bir mutabakat
Hiranur Davası, Denizli'de “Kadın Emeği Türkiye’nin İstikbali” buluşması, 6'lı masanın Mutabakat Metni açıklaması... Bu üç fotoğraf üst üste bindi. 30 Ocak 2023 Pazartesi unutulmayacak bir gündü.

Bir cemaat var; 1970’lerin sonuna doğru İstanbul’un bir ilçesindeki bir caminin imamı tarafından kurulmuş. İtikat yönünden İslam dairesindeki en köklü tarikatlardan birine bağlı. Ekonomik tabanı daha çok ticaret erbabı. 2000’li yıllarda yayılmak için yeni olanaklar buluyor. Cemaat yayılmak, büyümek için hocalar görevlendiriyor. Bunlardan biri çok ehil; öyle ki Cemaatin lideri “hoca fabrikam” diyerek onun kadro yetiştirme becerisini methediyor. Hoca yeni bir ilçede, yeni bir caminin medresesine görevlendiriliyor. Aynı yıllarda bir vakıf kuruyor. Müritler topluyor, aynı apartmanlarda ikamet ediyorlar. Beş yıl geçmeden başka bir ilçede, içerisinde dersliklerinden salonlarına, konaklamasından mezbahasına kapalı bir ekonominin ve yaşamın döneceği bir külliye inşaatı başlatıyor hoca. İnşaat sektöründe tanıdık bulunmakta zorlanılmayan bir ekonomi devri. İmar? Ruhsat? Önce inşaat... Belediye Sancaktepe, “bizden” rahatlığıyla temel atılıyor, kolonlar dikiliyor, duvarlar bu kapalı topluluğu fiziksel olarak da dünyanın geri kalanından tecrit ediyor.

2012 yılında bir de dernek patlatıyorlar. Özellikle eğitime önem veriyor bu cemaat; küçük çocukların eğitimine. Ne de olsa 12 yaş şartı kalkmış, okul öncesi 4-6 yaşa kadar kuran kursu verilmesine yönelik Diyanet aracılığıyla MEB’le protokoller imzalanmış. 15 Temmuz Şehitleri İmam Hatip Ortaokulu’nda müritler derslere giriyor bu protokollerle. Ta Sancaktepe’den Urfa Valiliği ile protokol imzalayarak Suriyeli yüzlerce çocuk eğitilmek üzere külliyeye taşınıyor. Uluslararası ölçeğe taşınıyor faaliyetler. Afrika’da, Asya’da medreseler açıyor. Burkina Faso’da temelleri atılan hafızlık medresesini müjdeliyor, Çad’da minik hafızları için icazet törenleri düzenliyor.

Cemaatin, vakfın ya da derneğin adı önemsiz. Bu büyüme ve yayılma modeli hiç yoksa son 20 yılı ortalayan bir örüntü. Ama hikâye eksik. Hiranur Derneği’nin kurulduğu 2012 yılında 4+4+4 eğitim sistemine geçilmesi var daha. Bu yolla eğitimde yer almayan kız çocuklarının izlerinin kaybettirilmesi var. Ama hikâyenin tamlayanları çok; daha sağlık sistemiyle yargının oynadığı roller var. 6 yaşında babasının müridinin cinsel istismarına terk edilmiş bir çocuğun 14 yaşındayken bir doktor tarafından istismarı şikâyet edilmişken soruşturmanın ört bas edilmesi var. Kendini bildiği yaşlara gelebildiğinde hem ailesinden hem de zorla evlendirildiği erkekten sabit delillerle şikayetçi olduğu halde iki yıl boyunca dava açılmamış olduğu gerçeği var. Tüm bu gerçeklikle büyük bir cesaretle yüzleşip adalet ihtiyacıyla sesini duyurmaya çalışan, bugün 24 yaşındaki bu kadının, can güvenliğini tehlikeye atmak üzere adını, sanını, yerini yurdunu deşifre edip onu karalamaya çalışan medyası var.

***

Bir cumhurbaşkanı var; aynı zamanda partisinin genel başkanı. Partinin kadın kolları var. “Kadın Emeği Türkiye’nin İstikbali” adı altında 81 ilde buluşmalar düzenliyor. 50 bine yakın kadınla buluşulmuş. Bu illerden biri de Denizli. Son 20 yılda teşvik yağdırılan yeni sanayi odağı kentlerden biri. 209 bin 976 sigortalı işçi çalışıyor. 16 bin 728 işçi sendikalı. Yüzde 7,97 oranı ile Denizli nüfusa oranla Türkiye’de en düşük sendikalaşma oranına sahip. Sendikasızlığın başkenti. Yüzde 0,02 oranında işçi için 45 işyerinde TİS var. İş cinayetlerinde de nüfusa oranla birinci: yüz binde 23,63 ölüm. İstanbul’dan bile fazla. “15 yıllık işçiysen” diyor Denizli’de tekstil işçisi Ayşe, “mutlaka bir iş cinayetine tanık olmuşsundur.”

İşte bu kente geliyor cumhurbaşkanı, “iş dünyasının üreten kadınları” ile söyleşi yapmaya. Türkiye’de en çok kadın istihdam eden tekstil fabrikasında. 2 bin 500 kadın işçi. Deniz Tekstil, patron girişimci bir kadın. “Türkiye’nin ihtiyacı olan fotoğraf tam da budur,” diyor cumhurbaşkanı. Şişirilmiş sayılarla devam ediyor konuşmasına. Ama fotoğraf çarpıcı; Türkiye’nin en sendikasız, en çok iş cinayeti yaşanan kentinde, AK Parti Kadın Kolları nezaretinde, bir teşviklere boğulmuş bir (kadın) patron, emek gücünü sömürdüğü 2 bin 500 (kadın) işçi ve bu sömürü düzeninin 20 yıllık yürütücüsü Tek Adam.

***

Bir metin var; “mutabakat metni” deniyor. 6 partinin yan yana gelip uzlaştıkları politikaları içeriyor. 20 yıl süren bir dönüşümün adımlarının geriye alınmasından ibaret bir hükümet programı sunuyor. Neden? Sözde bir masada etrafında müzakereye oturmuş bu altı partinin en temel ortak hedefi tek adam rejimini ortadan kaldırmak. Metnin taş çatlasa 3’te 1’lik bölümü. Neden Tek Adam Rejimini geriletme programını yani hendeğin nasıl aşılacağını değil de hendeğin ötesini anlatıyor? Her biri görünürde farklı programlara sahip bu partiler neden aynı hükümet programında birleşme zorunluluğu hissediyor? İşçilere dönüp “Sendikal örgütlenmenin önündeki barajlar kalkacak, grev yasağı olmayacak” demeyen bu program, yatırım ve teknoloji vaatlerini kime sıralıyor? Finansal, bürokratik ve sosyal, devletin tüm kaynaklarıyla semirtilmiş, holdingleşmiş, resmi kurumlarla iç içe geçmiş, hastanesinden yargısına eli kolu uzanan cemaatlerin 6 yaşında kız çocuklarını her türlü sistematik istismara maruz bıraktığı bir ülkede… Nasıl oluyor da 5 parti tek bir partinin geriye çektiği mevzide “İstanbul Sözleşmesi tekrar yürürlükte olacak, tüm hükümleri uygulanacak” diyemiyor?

Bu mutabakat H.K.G. gibi, şu an, tam olarak bu satırlar okunurken istismara maruz bırakılan binlerce kız çocuğu için, Denizli’deki 2 bin 500 tekstil işçisi kadın için ne anlama geliyor?

***

Hiranur Davası’nın ilk duruşması görüldü. İstanbul Anadolu Adliyesi önünde HKG tarafında birleşmiş kadın örgütleri, siyasi partiler ve demokratik kurumlar parçalı da olsa davaya sahip çıkacaklarını haykırdılar. Haykırmak diyemesek de iktidarın bir bölümü de HKG’den yana saf tutmak durumunda kaldı; KADEM üyesi onlarca kadın da oradaydı. 100 metre ötede iktidarın bir başka kolonunu temsil eden, yüzlerce cemaat üyesi adam, aralarına birkaç çocuk ve kadını da alarak istismarcı hocalarını savundular, tekbirler getirerek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, örgütsüzlüğün başkenti Denizli’den ülkenin en çok kadın tekstil işçisi çalıştıran fabrikasından örgütsüz, ucuz emek gücü ve ailenin haddini bilen lokomotifi olarak kadınlığın sınırlarını yeniden çizdi.

Ülkeyi karanlıktan kurtaracağı iddiasında olan 6’lı masa Millet İttifakı moduna geçerek “Ortak Politikalar Mutabakat Metni”ni yayınladı.

Bu üç fotoğraf üst üste bindi. 30 Ocak 2023 Pazartesi unutulmayacak bir gündü. Unutmayalım.


İlgili haberler
Mutabakat metninde kadınlar ‘restorasyon süsü’ mü?

Sevda Karaca, altılı masanın 'Ortak Politikalar Mutabakat Metni'ni değerlendirdi.

Hiranur Vakfı davasına karartma| İstismar davası h...

Hiranur Vakfı'nın istismar davasının ilk duruşması bugün görüldü. Mahkeme avukatların katılımı redde...

Cumhurbaşkanı Hiranur Vakfındaki istismar için ‘mü...

AKP Kadın Kolları Başkanlığının düzenlediği Kadın Emeği Zirvesinde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hi...

Denizli’den kadın tekstil işçisi: ‘Hayatı bir gölg...

‘Hayatımda ilk defa kendi paramı kazanıyorum ama koruyucu tedbir kararlarından dolayı hayatımızı asl...